• BIST 109.754
  • Altın 156,091
  • Dolar 3,8568
  • Euro 4,5510
  • Diyarbakır 13 °C
  • Mardin 18 °C
  • Batman 12 °C

AK PARTİ RESMİ İDEOLOJİYİ AŞAMADI

AK PARTİ RESMİ İDEOLOJİYİ AŞAMADI
Bu haftaki ‘Pazartesi Sohbetlerimize ‘ konuk olan Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen;

 AK PARTİ RESMİ İDEOLOJİYİ AŞAMADI

Toplumun nabzını büyük bir titizlikle ölçmeye çalışan gazetemiz güncel, gündemdeki önemli konuları toplumda önemli yerlere gelmiş kişilerle beraber değerlendirmeye devam ediyor. Bu çizgiden şaşmadan Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen ile diyaneti, KCK operasyonlarını, başörtüsünü, çatışmalı sürecini ve Kürt sorununu ayrıntılı bir şekilde konuştuk.

Güneydoğu Güncel Gazetesi, toplumdaki aksaklıkları ve eksiklikleri dile getirme konusunda topluma öncülük etmeye devam ediyor. Toplumda kangren duruma gelmiş sorunları kamuoyunda tartışmaya açan gazetemiz, aynı zamanda çözümlerin sağlanması açısında da büyük bir gayret sarf ediyor. Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen ile bu düstur doğrultusunda belirli konuları tartışmaya açarak çözümler bulmaya çalıştık.

 

Diyanet-Sen şube Başkanı Ömer Evsen, konuşmasına bir ayetle başlayarak şöyle dedi: “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki, esirgenesiniz”

 

Gündemdeki çok önemli konulara değinen Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen, Adalet ve Kalkınma Partisinin (AKP) “Kürt hakları” meselesinde resmi ideolojiyi aşamadığını belirtti. AK Parti, kırmızı kitabın sınırlarını zorlasa da bu sınırları yıkamadığını ifade eden Evsen, AK Parti, sistemi tam manasıyla sorgulayamadığını söyledi. Evsen, “AK Partinin attığı adımlar iki ileri bir geri mantığıyla yürüdüğü için ya kafasının içini netleştirememiş ya da netleştiremediği yapıyı okuyamamak gibi bir sıkıntı içerisindedir” dedi. Evsen, Kürt sorununun herkesin sorunu olduğunu belirterek, “Bu sorunu çözmezsek daha çok canlar yanacak. Yüreklere, evlere kor alevler düşürecek bir sorun. Kürt sorunu, yalnızca ekonomik, kültürel haklardır, terör sorunudur deyip geçiştirilecek bir sorun değil” dedi.

 

Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen, Diyarbakır’da dünyaya geldi. Diyarbakır’ın köklü ailesi olan Evsen ailesinin bir ferdidir. Halen Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 3. Sınıfta öğrenci olan Evsen, çok değerli bir insan hakları aktivistidir. Evsen, Üç sene Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanlığını yaptı. Evli ve bir çocuk sahibidir.

 

CUMHURİYET KURULURKEN DİN KULLANILDI

 

Geçmişten günümüze Diyanet İşleri Başkanlığının İlerleme çizgisini gazetemize açıklayan Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen, şöyle konuştu: “Osmanlı’da din işleri, adalet, eğitim alaları, ‘Meşihat’ makamı tarafından yürütülmekteydi. Meşihatın başında ise Şeyhülislam vardı. İttihat ve Terrakî iktidara gelince Şeyhülislamlık makamının görev ve yetkileri daraltılmış, önce Adalet daha sonra eğitim görev ve yetki alanından çıkarılarak Şeyhülislam sadece dini bir makam olarak düzenlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, din çok güzel kullanılmıştır. Mustafa Kemal ve arkadaşları dini bütün bir yapı talep ettiklerini ifade edip, dindarların desteğini de yanlarına almışlardır. Bu çerçevede 3 Mart 1924’te Diyanet İşleri Reisliği, Genelkurmay Reisliği ile Şeriyeye ve Evkaf Reisliği aynı gün çıkarılan bir yasa ile günümüz Diyanet İşleri Başkanlığı’nın temelleri atılmış oldu” dedi.

 

 

 

GENELKURMAY VE DİYANET AYNI YASA İLE KURULDU

 

Genelkurmay ve Diyanetin beraber kurulduğunu aktaran Evsen şöyle konuştu: “Aynı yasayla kurulan ve aynı öneme sahip iki kurum olarak kuruldular. Buda o dönemde Din İşlerine ne kadar önem verildiğinin bir göstergesi olarak sunuldu. Tabi süreç böyle devam etmedi. Devlet güçlendikçe dini daha bir baskı altına aldıkça, Diyanetin protokoldeki sırası, değeri ve hatta varlığı aşağılara doğru çekildi. Bir dönem ki -1931 olsa gerek- Diyanet, camilerle beraber Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlandı. Neyse ki Demokrat Parti iktidarı ile ezan serbestliği gibi, Diyanette kendine özgü yapısına yeniden kavuştu” dedi.

 

KÜRTÇE EZAN EN BÜYÜK GARABETTİR

 

Evsen, Demokrasi tarihimizin en büyük garabetlerinden biri olan ve uzun süre insanlarımızı ve dini inançlarımızı hiçe sayan bir uygulama olan ‘Türkçe Ezan’, ‘Türkçe İbadet’ çılgınlığının kaldırılması ile ilgili süreçle birlikte yeniden düzenlenmeye başladığını söyledi. Evsen, “Şu, kesinlikle bilinmelidir ki kimse Müslüman Kürt halkının ve Müslümanlığını yüzyıllardır kanıtlamış Türkiye halklarının dini duygularıyla oynamaya kalkmamalıdır. Böyle çirkin oyunları oynayanları halkımız kesinlikle demokrasinin en güzel cezalandırma yöntemi olan sandıklara gömer” dedi.

 

 

İBADETİN YERİ CAMİDİR

 

Camilerin ibadet yeri olduğunu söyleyen Evsen, düşüncelerini şöyle ifade etti: “Bana ilk sorulduğunda ibadetin yeri cami’dir, demiştim. Ama birileri biz camide değil de illaki işte burada kılacağız derse, söyleyecek çok sözümüz olmaz. Ama bu çerçevede şunu da belirtmek de fayda var. O süreçte bazı siyasetçiler, MGK’nın sözde almış olduğu bir kararından bahsettiler. Bölgeye ajan imamlar gönderildiğinden ve daha bir sürü şeyden dem vurdular. Hala bile o süreci hatırladıkça moralim alt üst oluyor. Camileri protesto etmekten, yeni ‘Kürt camileri’ kurmaktan ve nice şeyden, geldiğimiz noktada ise etkisi azalmış, fazlaca rağbet görmeyen, hatta rutinleşen ama devam ediyoruz” dedi.

 

UYKULARIM KAÇTI TEDİRGİN OLUYORDUM

 

Selahattin Demirtaş, Bölgeye gönderilen imamları devlet ajanı olduğunu söylemesi tartışmanın alevlendiğini söyleyen Evsen, Şöyle dedi: “Demirtaş, o açıklamayı yaptıktan 1 gün sonra konu kamuoyunda hararetle tartışılıyorken, sendikadayız, bir din görevlisi geldi. Canı çok sıkkın bir şekilde, ‘hocam beni köye verdiler’ ve gözlerimin içine bakarak,  şimdi ne olacak dedi. Dona kaldım, siyasetten ortaya atılmış saçma bir iddianın ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini düşündüm. Allah akıl fikir versin, dedim. Birinin durumdan vazife çıkarıp bir çılgınlık yapmaması için dua bile ettim. Neyse ki Altan Tan ve Şerafettin Elçi teskin edici açıklamalarıyla o ilginç süreci atlatmış olduk, çok şükür” dedi.

 

 

KÜRT SORUNU HEPİMİZİN SORUNUDUR

 

Kürt sorununu ‘Kürt Haklarının sorunu’ olarak ifade eden Evsen, haklar sorunu çözülmezse kör alevler evlere düşmeye devam edeceğini söyledi. Evsen, “ Kürt Sorunu hepimizin sorunudur. Sorunu çözemesek daha çok canlar yanacak.  Evlere kör alevler düşürmeye devam edecektir. Yalnızca ekonomik, kültürel haklar, terör sorunu deyip çözülemeyecek bir sorun” diyor. Evsen, “Çözüm için ayeti referans göstererek  “Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki, esirgenesiniz” ve “Kendiniz için istediğinizi, kardeşiniz için de istemedikçe İman etmiş olamazsınız” hadisinde açıkça ifade edilmiş. Ayrıca, “Müslüman’ın Müslüman’a kanı, malı ve ırzı haramdır” buyuruyor, hadis. Yani bu kadar önemli ayetler ve hadisler önümüzde duruyorken ve emirler çok net veriliyorken başka yerlerden başta fetvalar aramaya gerek var mı?” dedi.

 

BAŞÖRTÜSÜ DİNİN EMRİDİR

 

Toplumdaki sorunları ‘Yumuşak Karın’ olarak belirten Evsen, başlıca iki büyük sorunun ilki dindarların sorunu ve ikincisi ise Kürtlerin sorunu olduğunu belirtti. Evsen, dindarların en büyük sorunu başörtüsü sorunudur. Başörtüsü dini bir simgedir. Dini simge olan başörtüsü, siyasi alana çekilerek bir çıkmaza sokuluyor. Yıllardır bunun mücadelesi veriliyor. Bu mücadeleler içerisinde baskı görenler bir yandan karlı çıktı. Çünkü başörtüsünden dolayı yurt dışına çıkma zorunda kalanlar dolu bir şekilde geri döndüler. Ayrıca yurt dışına çıkanlar, hem eğitimli, hem tecrübeli hem de inançlarında daha da kuvvetlendiler. Başörtüsü sorunuyla beraber bizim için kayıptan çok kazanç elde edildi. Olaya güzel taraftan yaklaşmak gerekiyor. Yapılan araştırmalarda da görünüyor ki Türkiye nüfusunun yüzde 80’i başörtüsünün çözülmesinden yanadır. Bu da gösteriyor ki sona doğru yaklaşıldığını haber veriyor. Başörtüsü, demokrasi için çözülmesi zorunludur” dedi.

 

KCK DAVASI EN KISA ZAMANDA SONUÇLANMALIDIR

 

KCK operasyonlarının yaklaşık olarak 2 yıldır devam ettiğini belirten Evsen, yargılamanın uzun sürmesi insanların kafasını karıştırdığını belirtti. Evsen, “KCK operasyonlarında kafa karıştırıcı etken yargılamanın geç yapılmasıdır. KCK operasyonları sonucu gözaltına alınan kişilerin yargılanması geç yapıldığı için ilerisinin neler olabileceğini kimse kestiremediğinden sorun ortaya çıkıyor. Bu yargılama geç olduğu için operasyonların siyasetçe yapıldığı düşünülüyor. Kafalarda şüphelerin olmaması için yargı sürecinin hızlı bir şekilde devam etmesi gerekiyor. Bu vesileyle KCK davası sonuçlanmalıdır ki Kürt sorunun çözümü daha da kolaylaşsın” dedi.

 

ÇADIR CAMİİLER KURULDU

 

Van’daki depremzedeler için Diyanet İşleri Başkanlığınca yardım kampanyalarının düzenlediğini belirten Evsen, Kurban Bayramı için de kurban organizasyonlarının yapıldığı belirtti. Evsen, “Van’daki deprem sonrası için çadır kentlerde çadır camiiler kuruldu. Deprem bölgesindeki ibadet yeri için kurulan çadır camiiler ihtiyacı karşılıyor. Depremzedeler, bu çadır camilerde ibadetlerini yapıyorlar” dedi.

 

Evsen, ayetle başladığı konuşmasına bir hadis ile son verdi. “Kendiniz için istediğinizi, kardeşiniz için de istemedikçe İman etmiş olamazsınız.” (Hadis)

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1137 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim