• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Diyarbakır 30 °C
  • Mardin 32 °C
  • Batman 32 °C

ANKARALI İŞADAMLARI DİYARBAKIR'DA

ANKARALI İŞADAMLARI DİYARBAKIRDA
Ankaralı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Altuntaş ve Yönetim Kurulu üyeleri ile Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği (DİGİAD) Başkanı Alaaddin Korkutata ve DİGİAD Yönetim Kurulu üyelerinden oluşan bir grup Diyarbakır

 

Diyarbakır Girişimci İşadamları Derneği’nin (DİGİAD) davetlisi olarak Diyarbakır’a gelen ASAD üyeleri ile kendilerini Valilik Toplantı Salonu’nda kabul eden Vali Mustafa Toprak, Diyarbakır’ın mevcut ekonomik yapısı ile sosyo kültürel gelişimi hakkında bir süre görüştüler.

Görüşmede ilk olarak söz alan ASAD Yönetim Kurulu başkanı Şahin Altuntaş, hafta sonu olmasına rağmen kendilerini kırmayarak davetlerini kabul eden Vali Mustafa Toprak’a teşekkür etti. Daha sonra ASAD hakkında kısaca bilgi veren Altuntaş, ASAD’ın Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Konfederasyonu’na (TUSKON) bağlı 164 dernekten biri olduklarını belirterek, toplam 635 üyeleri olduğunu söyledi. Altuntaş, TUSKON’un Türkiye çapında 7 federasyon, 164 dernek, 32 bin 325 üye ve 100 bin şirketle Türkiye’nin gelişmesinde ve kalkınmasında önemli hizmetleri olan güçlü bir yapı olduğunu belirtti.

 

ASAD Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Altuntaş, “Türkiye ekonomisinin daha güçlü olması için neler yapılması gerektiğinin gayreti içindeyiz.

ASAD olarak bir Sivil Toplum Kuruluşu olmanın bilincinde hareket ettiklerini ifade eden Altuntaş, üyeleriyle birlikte Türkiye ekonomisinin daha güçlü olması için neler yapılması gerektiğinin gayreti içinde olduklarını söyledi. Bu amaçla çeşitli dönemlerde yurtiçi ve yurtdışı gezileri düzenlediklerini kaydeden Altuntaş, bu noktada kimseyle herhangi bir yarış içinde olmadıklarını ancak dernekçilik konusunda sahip oldukları tecrübe sayesinde ilkleri gerçekleştirmenin heyecanı içinde olduklarını aktardı.  Bu maksatla Ankara’da Genç ASAD adı altında bir birim oluşturduklarını ve 11 üniversiteden öğrencileri okullarını bitirip iş hayatına atıldıkları zaman, üniversite tecrübelerini iş hayatındaki realiteyle buluşmasını sağladıklarını ifade etti. KOSGEB aracılığıyla girişimcilik kursu açtıklarını da belirten Altuntaş, bu kurslardan 120 kişinin istifade ettiğini ve sertifika sahibi olduklarını söyledi. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı’nın KOSGEB ile birlikte ASAD bünyesinde Meslek Liselerinin son sınıflarına yönelik girişimcilik kursları açması yönünde yeni bir teklif aldıklarını bu teklifin de kendilerini oldukça mutlu ettiğini söyleyen Altuntaş, Türkiye için yapılacak çok şey olduğunu belirterek; herkesin üzerine düşen görevler olduğunu ve bu görev altında olanların çok çalışması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin sadece kendi içinde değil dış ülkelerde de çok farklı bir algılamaya sahip olduğunu ve bir dönem tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nun yaptığı gibi birçok yerde Türkiye’nin dünyanın yeni büyük gücü olarak o ülkeleri de kurtaracağının beklentisi içinde olduklarını kaydeden Altuntaş, bu tür beklentilerin Türkiye için kendilerine daha çok sorumluluk yüklediğini söyledi.

 

ASAD olarak doğu bölgesine yapılan ilk gezinin Diyarbakır’dan başladığını aktaran Şahin Altuntaş,  bundan sonraki duraklarının Van ve Erzurum olacağını söyledi. Diyarbakır hakkında batıda çok farklı izlenimlere sahip olunduğuna değinen Altuntaş, ancak durumun böyle olmadığını, Diyarbakır’da hem çok kar getirebilecek hem de şehrin ve bölgenin kalkınmasını sağlayacak yatırımların yapılabileceğini aktardı. Bu yatırımların huzur ortamına ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Altuntaş, Diyarbakır’ın basına yansıdığı gibi bir şehir olmadığını, yatırım yapılması noktasında da herhangi bir beis görmediklerini söyledi.

 

DOSTLUK KÖPRÜSÜ OLUŞTURMAK İÇİN ADIM ATACAĞIZ

 

 Şahin Altuntaş, sözlerinin son bölümünde Diyarbakır’da çeşitli yerleri gezdiklerini ve şehre hayran kaldıklarını aktararak, Organize Sanayi Bölgesinde de bazı işletmeleri ve fabrikaları ziyaret ettiklerini buradaki yatırım olanaklarını değerlendirdiklerini söyledi. Diyarbakırlı işadamlarıyla yemekte bir araya geleceklerini ve gerek iş ve yatırımlar noktasında gerekse bir dostluk köprüsü oluşturma noktasında güzel bir adım atacaklarını ifade etti.

 

GÜVENLİK SORUNU YOK

 

Diyarbakır’a yapılan bu ziyarete vesilesi ile ASAD Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri ile ziyarete vesile olan DİGİAD Başkanı Alaaddin Korkutata ve derneğin yönetim kurulu üyelerine teşekkür eden Vali Toprak, bu tür işbirliği ve buluşmaların devam etmesini dilediklerini söyledi. Vali Toprak, “Sizler buraya gelip gittikçe, dışarıdan buraya bakışta neler gözüküyor ve geldikten sonra neler hissediliyor bunu karşılıklı olarak anlamış olacağız. Aynı şekilde buradaki insanımız ve işadamlarımız da yine bu sayede başka bir yere karşı farklı bir bakış açısı elde etmiş oluyorlar. Bu bizim açımızdan çok önemli. Çünkü bugün Diyarbakır olarak bizim en büyük sıkıntımızın oluşmuş önyargıyı yıkmakta çektiğimiz zorluklar olduğunu ifade etmek istiyorum. Oysa Ankara’nın güvenlik meselesi ne ise, Diyarbakır’ın güvenlik meselesi de odur. Burada oluşabilecek herhangi bir suçun Ankara’da da olması her zaman için muhtemeldir. Yani gerek terör olsun, gerek uyuşturucu veya başka bir suç mevzu bahis olduğunda bu suçun adresinin Ankara veya Diyarbakır olması bir şey ifade emiyor. Ancak Diyarbakır, son 10-15 yılda almış olduğu göç ve göçle birlikte ortaya çıkan sorunlarla uğraşan bir kent olma özelliğine sahip. Özellikle göç olgusuyla bu kadim kentin çok önemli bazı dinamikleri göçe bağlı olarak yok olmuş vaziyette” dedi.

 

İNSANLARIN ŞEHİR YAŞAMINA ADAPTASYONUNU SAĞLAMA MÜCADELESİ VERİYORUZ

 

Bir kenti kent yapan bazı değerler olduğunu söyleyen Vali Toprak, bunlardan ilkinin insani değerler, diğerinin ise kentin tarihi ve kültürel mirasına bağlı olan zengin dokusu olduğunu aktararak; insani değer ve tarihi kültürel doku bir araya gelince ortaya “kentli” adı verilen bir kimlik çıktığını söyledi. Vali Toprak konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu kimlik, hem o kentin hem de o kentte yaşayan insanın ortak kimliğini oluşturur. Ne yazık ki bu kimlik ve bu kimlik etrafında oluşmuş o zengin doku göçle birlikte zayıflamış durumda. Diyarbakır sadece kendi içinden değil, 25’e yakın çevre ilden de göçle gelen aşırı bir nüfus almış durumda. Aynı şekilde dışarıya da göç veren bir şehir durumundayız. Tabi bu nüfus yoğunluğunu karşılayacak altyapı kolay oluşturulabilecek bir şey değil. Hem şehircilik anlamında, hem eğitim, sağlık ve diğer alanlarda bu insan kitlesine yeterli hizmeti sunmak takdir edersiniz ki kolay bir iş değil. Özellikle kırsal kesimden, köylerden alınan bu göç nedeniyle hem “kent” ve “kentlilik” kimliğini yitiriyoruz hem de göçle gelen bu insanların şehir yaşamına adaptasyonunu sağlama mücadelesi veriyoruz. Bu insanlarımız buraya geldiklerinde ne kentli olabilmiş, ne de köylü kalabilmiş bir konumda ikisinin ortasında yarı kentli yarı köylü üçüncü bir kimlikle ortaya çıkıyorlar. Böyle bir insan profilinin oluştuğu yerde elbette dışarıdan bakan üçüncü gözler buraya karşı bir önyargı edinmiş oluyorlar. Dolayısıyla Diyarbakır’ı ve genelde tüm şehirlerimizi doğru okumak gerek… Bu önyargıya sahip müteşebbislerimiz ister istemez şu fikre varıyorlar. “Ben buraya fabrika kurmaktansa arazi veya konut alıp birikimimi bu şekilde kullanayım” diye düşünüyorlar. Bu sektörler önemsizdir gibi bir şey demiyorum. Elbette önemlidir ama bu sektörde üretim yok. Üretim olmadığı için de istihdam da olmuyor. İstihdam olmazsa işte bu sözünü ettiğimiz göçle gelen insanımızın da en önemli sorunu olan geçim sıkıntısı giderilmiş olmuyor “dedi.

 

GAP EYLEM PLANI ÇERÇEVESİNDE ÇOK ÖNEMLİ PROJELER YÜRÜTÜLÜYOR

 

Bu bölgenin tarih kitaplarında “Verimli Hilal” olarak adlandırıldığını belirten Vali Toprak, bu kavramın bereketli topraklar anlamına geldiğini, ancak bu uçsuz bucaksız arazilerin geçmişte üretimden ve söz konusu bereketten yoksun kaldığını belirtti. Vali Toprak “İnsanların arazisi var, suyu var, toprağı var, bir kazancı da var ama bu kazancı arttırmayı veya sanayiye dönüştürmeyi bilmiyor. Neden? Çünkü böyle bir bilince ve birikime sahip değil. Şu an da biz bu bölgede bir süreçten geçiyoruz. Bu bir bocalama süreci. Biz bu süreci doğru şekilde analiz etmenin ve ona göre tedbirler almanın çabası içindeyiz. Şimdi bir yanda güvenlik sorunlarıyla uğraşırken bir yandan da bu sorunların üst üste binmesi elbette zorlukları arttırıyor. Böyle olunca da ne bir açılım yapılabiliyor ne de bir yatırımcı geliyor. Ancak bütün bunlar gözümüzü korkutmamalı. Çünkü bölgemizde çok ciddi bir yatırım hamlesi var. Mesela sadece Devlet Su İşlerinin normal yatırım programında yıllar itibariyle kapasitesi 10-15 milyon TL. 2008 yılında açıklanan GAP Eylem Planı ile sadece Diyarbakır sulamaları için verilen ortalama ödenek; 2008-2209-2010-2011 yıllarında yıllık 200 milyon TL… Bunların hepsi büyük ve önemli işler. Bütün bu zorluklara rağmen biz, her türlü engeli aşmada kararlıyız ve bütün gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

 

KENDİMİZİ İYİ BİR ŞEKİLDE İFADE ETMEMİZ GEREKİYOR

 

Diyarbakır’da sosyal, kültürel ve spor alanlarında da önemli işler yapıldığına değinen Vali Toprak, kültür altyapısında çok ciddi ödeneklerle işler yapıldığını, şehrin birçok noktasında Restorasyon çalışmaları yapılarak Diyarbakır’ın Turizm sektörüne yüksek bir noktadan giriş yapacağını söyledi. Aynı şekilde spor altyapısında aynı oranda çalışmalar yapıldığını hatırlatan Vali Toprak, Ekonomik altyapıyı güçlendirme noktasında Organize Sanayi Bölgesinde çalışmalar sürdüğünü söyledi. Vali Toprak, “Tarım ve hayvancılığa dayalı organize bölgesi oluşturuluyor. Şehir merkezindeki yatırımlar devam ediyor. Bu noktada Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın ve KOSGEB’in Kobilere vermiş olduğu ciddi anlamda destekler var. Mesela “Cazibe Merkezleri” diye bir program uygulandı. Üstelik bu tüm Türkiye’de sadece Diyarbakır’da uygulanan bir pilot programdı. Şimdi Şanlıurfa, Erzurum ve Van’da da uygulamaya konuldu. Yani o kadar çok destek politikaları var ki, sorunlar olmasa bu bölge gelişmede ve ilerlemede tek başına uçabilecek bir noktadadır. Burada en önemli sorun en başta güven ve sevgi bağlarının güçlendirilmesi sorunudur. Birbirimiz anlamak, doğru bir şekilde algılamak ve kendimizi iyi bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor. Bunun yanında başkalarını da dinleyebilme yetisinin geliştirilmesi son derece önemlidir. Önyargılarımızı ortadan kaldırabilecek en önemli yaklaşımın bunlar olduğu kanaatindeyim. Bakınız DSİ verilerine göre Diyarbakır’da ekonomik olarak sulanabilir tarım arazileri 475 bin hektar civarındadır. Sulama projeleriyle 130 bin hektar 2012 sonuna kadar bitmiş olacak. 220 km ana sulama kanalı yapılıyor. Yakında temeli atılacak olan Silvan Barajı da 245 bin hektarlık alanı sulayacak. Ekonomik olarak sulanacak alanların hepsi kapalı devre boru sistemleriyle sulanacak ve su tarlanın başına kadar gitmiş olacak. Sulama alanında yapılacak bu yatırımların çok önemli bir kapasitesi var. 9 tane alt ve üst geçit yapılıyor. Bunlar tamamlandığında trafik sorunu bir nebze çözülmüş olacak. Demiryolu geçişiyle birlikte 35 milyon TL’ye mal olan ilk geçit bitti. Bunun gibi 9 tane daha yapılıyor. Ayrıca İlimizin planlanan çevre yolu uzunluğu 80 km…  Bu 80 km’lik çevreyolu çalışmasının Elazığ yolunu Şanlıurfa yoluna bağlayacak 13 km’si bu yılsonuna kadar bitiyor. 28 km lik bölümün de ihalesi gerçekleştirildi. İlimizde ciddi bir kentsel dönüşümün yapılması gerekiyor. Bu konuda TOKİ öncelikle Suriçi bölgesinde özellikle Hz. Süleyman Camisi çevresinde bir çalışma başlattı. Bu kapsamda Ali Paşa, Lale Bey gibi semtlerde bu çalışmalar yapılıyor. Ancak bu çalışmalar da çok da kolay yürümüyor. Kurumlar arası diyalogu da en üst düzeyde yapmak gerekiyor, biz de bunu Valilik olarak sağlamaya çalışıyoruz “dedi.

 

DİYARBAKIR’IN İHRACAT ARTIŞI, ÜLKEMİZİN İHRACAT ARTIŞINDAN DAHA FAZLADIR

 

Yaşanan bütün sorunlara rağmen sosyal kültürel ve ekonomik alanlarda çok önemli gelişmelerin yaşandığına dikkat çeken Vali Toprak, Organize Sanayi Bölgesine olan talebin giderek arttığını ve müteşebbislere alan tahsis etmekte zorlandıklarını söyledi. Vali Toprak sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha düne kadar Organize Sanayi Bölgemizin ve ilimizin ihracatı neredeyse sıfır noktasındaydı. Bugün ihracatımız 165 milyon dolar seviyesindedir. Toplam dış ticaret hacmi 250 milyon dolar. 2011 yılı bitiminde bu rakamın daha da artacağına inanıyorum. Çünkü Diyarbakır’ın ihracat artışı, ülkemizin ihracat artışından daha fazla… Bu artış bizi sevindiriyor. Çünkü iş ne kadar çok olursa, istihdam da o kadar çok olur. İstihdamın artması toplumun da huzurunun ve refah seviyesinin artması demektir. Diyarbakır’daki genç nüfusun çok iyi bir enerji potansiyeli var. Bizde bir yandan İş-kur, bir yandan Cazibe Merkezi diğer yandan SODES, KOSGEB vs gibi yapıların çalışmalarıyla bu gençlerimize ve özellikle kadınlarla çocuklarımıza çeşitli sosyal imkânlar yaratmaya çalışıyoruz. Bu tür çalışmaların sayısının daha da artması gerekiyor. Çünkü nüfus çok ve yapılan projeler herkese yetişmiyor. O zaman ne oluyor, hiçbir alanda rehabilite edilmemiş olan çocuklar ve gençler suça itiliyorlar. Bunun önüne geçebilmek için sosyal altyapıyı güçlendirmemiz gerekiyor. Bu konuda da sivil toplum örgütlerimizle birlikte ciddi çalışmalar yapılıyor. Şu anda Organize Sanayi Bölgemizde yüzde yüz bir doluluk var. Önceden tahsis edilmiş parsellerde gerekli koşulları yerine getiremeyen bazı firmaların parselleri iptal edilerek yeni yatırımcı firmalara tahsis edildi. Ancak buna rağmen hala yer talep eden ve beklemekte olan yüz civarında firma var. Bunun için de yeni tevsii alan çalışmaları devam ediyor ve böylece organize sanayi bölgemizin sahası genişletilecek. İlimizde ciddi bir genç nüfus olduğunu belirtmiştim. Yüzde 52 oranında 25 yaş altı bir genç nüfusa sahibiz. Böylesine dinamik bir genç nüfus çok yüksek bir işgücü potansiyeli oluşturmaktadır.

Biz daha fazla iş, daha fazla istihdam yaratabilmenin yollarını aramalıyız. Burada yapılacak çok iş var. Ben daha önceden Çorum Valiliği yapmıştım. Çorumdan bir vatandaşımız geldi ve bana selam getirmiş kendisiyle görüştüm, konuştum. Diyarbakır’da bulunma sebebini sordum, burada alüminyum kaplama işiyle uğraştığını ve buradan çok sayıda iş aldığını söyledi. Burada önemli dostluklar kurduğunu ve Diyarbakır’ı, Diyarbakırlıları çok sevdiğini söyledi. İşte biz bu dostluğu bu şekilde yeniden canlandırmak zorundayız. Neyle yapacağız bunu? Elbette işle, aşla, sevgiyle ve kardeşlikle… Bunu yapmayı başarabilirsek ne Diyarbakır’ın Ankara’dan, ne de Ankara’nın da Diyarbakır’dan bir çekincesi bir kaygısı olmayacaktır diye düşünüyorum “dedi.

 

TÜRKİYE NE TEK BAŞINA İSTANBUL’DAN ANKARA’DAN, NE DE HAKKÂRİ’DEN VE DİYARBAKIR’DAN İBARETTİR

 

Vali Toprak sözlerini söyle tamamladı: “Ben bu anlayış içerisinde sizin yapmış olduğunuz bu ziyareti oldukça önemsiyor ve bu geliş gidişlerin birbirimizi anlamamıza, tanıtmamıza, ekranlardan bir kesit olarak gördüğümüz olumsuzlukları gidermek adına önemli bir işlevi olduğunu düşünüyorum. Sizlere çok teşekkür ediyorum.  Sizden önce Ankara’dan Keçiören Belediye Başkanımız, Meclis Üyeleri ve onlarla birlikte iş adamlarımız gelmişti. Bu ziyaretlerin çok önemli etkileri oluyor. Onlar bir nevi orayı buraya, biz de aynı şekilde burayı oraya taşıyoruz. Ekonomik ilişkiler oluyor, sosyal boyutta ilişkiler oluyor. Tanıma, anlama, dinleme noktasında hakikaten güzellikler oluyor. Burada ortak bir değer oluşuyor.  Bizi birbirimize kenetliyor. Dolayısıyla şunu diyebiliriz. Türkiye ne tek başına İstanbul’dan Ankara’dan, ne de Hakkâri’den ve Diyarbakır’dan ibarettir. Ülkemiz bir ve bütün olarak, halkımız bir ve bütün olarak birbirini sevmeli ve desteklemelidir diye düşünüyorum “dedi.

 

Bu haber toplam 1020 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim