• BIST 110.248
  • Altın 155,637
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • Diyarbakır 8 °C
  • Mardin 12 °C
  • Batman 6 °C

ERBEY'DEN MESAJ VAR

ERBEYDEN MESAJ VAR
KCK Davası kapsamında 2009 yılının Aralık ayından beri Diyarbakır Cezaevinde tutulan İnsan Hakları Derneği Başkan Yardımcısı, yazar ve avukat Muharrem Erbey, ”Öfkesinden beslenip çaresiz bırakmak isteyenlere cevap. İnsani değerler vazgeçilmezimidir” başlı

 

İnsan Hakları Derneği Başkan Yardımcısı, yazar ve avukat Muharrem Erbey İnsan hakları savunucusu olarak faaliyetlerini ve “demokratik açılım”la ilgili görüşlerini şu cümlelerle özetliyor: “Biz güvenlik güçlerinin uygulamalarını tespit ettik, belgeledik, raporladık. İnsan hakları demokrasinin düşünsel temelini oluşturur. İnsan haklarına uymayan rejimler meşru değildirler. Bu uygulamalar onların mahremiyeti değil, insanlığımızdır. Atılan olumlu adımları statükonun, askeri militarist vesayetin sonlandırılmasını, demokratik açılımı destekledik. Ama açılımın içi doldurulamadı, açılım ile 2.500 siyasetçi, gazeteci, insan hakları savunucusu, belediye başkanı, meclis üyesi, il genel meclis başkan ve üyeleri, STK üye ve temsilcileri kısaca demokrasi ve insan hakları mücadelesi yürütenleri tutuklandı “dedi.

 

İKİNCİ ÖYKÜ DOSYAMI TAMAMLADIM

Erbey cezaevi sürecini nasıl olumlu yönde kullandıklarını da anlatıyor. Derin bir iç muhasebe yapma, düşünme ve çok fazla okuma fırsatı bulduğunu söyleyen Erbey, uzun zamandır yazmayı düşündüğü roman ve hikayeleri ile ilgili açıklamalarda bulunuyor: “İkinci öykü dosyamı tamamladım. Uzun zamandır aklımda olan bir hikâye vardı. 1938’de Yugoslavya’dan Diyarbakır’a Kürtleri asimile etmek amacıyla gönderilenlerin günümüze kadar uzanan hikâyelerini, 1986’da Yugoslavya’da bir Türk kızı ile Diyarbakır’da bir Kürt genci arasında mektupla başlayan, Yugoslavya iç savaşı ile birbirini kaybederek kesilen aşkın, 2008’de Londra’da karşılaşmaları” konu olan bir romana başladım. Umarım dışarıda tamamlarım “dedi.

 

AKŞAM ERKEN İNİYOR MAHPUSHANEYE

Erbey mahpushane yaşamının güçlüklerini ise şu cümlelerle dile getiriyor: “Şairin dediği gibi; ‘akşam erken iniyor mahpushaneye, ejderha olsun kar etmez. Gündüz uğraşıp, didiniyor, havalandırmada volta atıyor, beton yarıklarına rüzgârın getirdiği tohumların yeşermesiyle boy atan küçücük yeşil bitkilere, gökyüzüne bakıyorsun, zaman geçip gidiyor. Ama akşam cezaevi, cezaevine benziyor, yalnızlık yalnızlığa, mahpusluk kollarıyla seni sarıp sarmalıyor. Pencereden yıldızlara, uçup giden uçağa bakıyorum. Uçaktakileri düşünüyorum.

 

BABALIK TUTSAKLIKTIR

Akşamları eş olduğum, baba olduğum geliyor aklıma. Daralıyorum. Çaresizlik ne zor, ne zahmetli ölüm ötesi bir durummuş. Babalık tutsaklıktır. Topluma, evine, eşine, çocuklarına karşı hep tutsaksındır. Bu tutsaklık yetmezmiş gibi, çaresiz bırakılıp, dört duvara, dipsiz bir uyuya, özgürlüğün senden alınıp tıkılman ağır geliyor, çok ağır.

 

Bu haber toplam 613 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 21 | Haber Scripti: CM Bilişim