• BIST 102.091
  • Altın 146,953
  • Dolar 3,5323
  • Euro 4,1978
  • Diyarbakır 32 °C
  • Mardin 35 °C
  • Batman 34 °C

GEÇMİŞLE YÜZLEŞİRSEK BARIŞ GELİR

GEÇMİŞLE YÜZLEŞİRSEK BARIŞ GELİR
Baydemir, “Bu coğrafya bir daha asla böyle bir kirliliğe ev sahibi olmayacaktır” diyerek; Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının tümünde barışa ulaşmanın ön koşulunun bahsedilen 40-50 yıllık zaman dilimiyle yüzleşmeyi başarabilmek “dedi.

 

 

Diyarbakır ve Çevresi Toplumsal ve Ekonomik Tarihi konulu toplantıda konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “Bu coğrafya bir daha asla böyle bir kirliliğe ev sahibi olmayacaktır” diyerek; Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının tümünde barışa ulaşmanın ön koşulunun bahsedilen 40-50 yıllık zaman dilimiyle yüzleşmeyi başarabilmek “dedi.

 

Hrant Dink Vakfı tarafından düzenlenen, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası ile Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından desteklenen “Diyarbakır ve Çevresi Toplumsal ve Ekonomik Tarihi” konulu bilimsel toplantı sona erdi. Sümerpark Ortak Yaşam Alanı içindeki Resepsiyon Salonu’nda, üç gün süren ve önemli tebliğlerin sunulduğu toplantının kapanış konuşmasını Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir yaptı.

Baydemir, bugün burada toplanmış olmalarının mensubu oldukları halkın gelmiş olduğu seviye ve mensubu oldukları siyasetin kat etmiş olduğu mesafenin bir sonucu olarak görülmesi gerektiğini söyleyerek konuşmasına başladı. “Bu halkın bütün siyasetleri uzun bir süredir geçmişiyle yüzleşti. Biz geçmişimizle yüzleştik, şimdi biz telafi etmenin, o yarayı sarmanın adımlarını atıyoruz” diyen Baydemir, “Bu toplantıdan dolayı 301’den hakkımızda dava açılabilir ama emin olun Kürtlüğe hakaretten dolayı dava açılmayacak. Böyle bir şey olmayacak” şeklinde konuştu.

 

REDDEDEREK GÜNAHA ORTAK OLMAYALIM

Baydemir, geçmişte yaşananların, nerdeyse 50 yıl boyunca derdest edilen politikanın bir inanç kırma politikası olduğunu söyledi. Baydemir, bu Hıristiyanlığı yok etme politikasında en büyük acıyı yaşayan Ermenilerin yanı sıra Süryaniler, Keldaniler, Yahudiler ve Rumların etkilendiğini kaydetti. Baydemir, tehcir, göçertme, katliam şeklinde tanımlanan bu yaşananların ortaya şöyle bir sonuç çıkarttığını anlattı:  “Bu sonucun kendisi bir soykırımdır. Artık bu sonucu kabul etmemiz gerekir. Her birimiz; kendi ailemizle, ailemizin geçmişiyle, mensubu olduğumuz kültür ve kültürün geçmişiyle, halkımız ve onun geçmişiyle övünmek isteriz. Ancak halkımızın tarihinde karanlık sayfalar varsa, iğrençlikler, alçaklıklar varsa onu reddetmek, o günaha ortak olmamak bizim ahlaki, vicdani ve siyasi görevimizdir. Bu toplantıdan çıkarttığımız bir sonuç da onu reddetmektir ve o günaha ortak olmamaktır “dedi.

Diyarbakır’ın mesafe kat etme anlamında önemli ve doğru bir tercih olduğunu belirten Baydemir, yol almaya devam edeceklerini bildirdi.

 

TÜM İNANÇLARIN HİZMETKARIYIM

Herkesi 7 Aralık’ta Cemevi’nin açılışına ve aşure yemeye davet eden Baydemir, şunları söyledi:  “Sadece Ermeniler, Süryaniler değil, Aleviler, Keldaniler, Ezidiler, geçmişte kim vardıysa hepsiyle barışmak ve bir arada yaşamanın zeminini oluşturmak mensubu olduğum siyaset adına boynumuzun borcudur. Ben Osman Baydemir olarak İslam inancına mensubum, Şafiyim ama Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanı olarak aynı zamanda Aleviyim adım Ali Osman’dır, aynı zamanda İseviyim, Museviyim, Davudiyim. Ne kadar inanç varsa hepsinin hizmetkarıyım. Eğer siyasetim ve halkım benim arkamda olmazsa bunları söyleyemem. Dolayısıyla onlardan aldığım güçle böyle konuşuyorum.”

 

 YAŞANANLAR TEKERRÜRDEN İBARET

“Bütün bu yaşadıklarımız aslında tekerrürden ibarettir” diyen Baydemir 1915’te Ermenilere yönelik tehcirde büyük rol oynayan Diyarbakır Valisi Dr. Reşit Paşa’yı anımsatarak, “Reşit Paşa’nın valiliği dönemiyle bütün OHAL dönemindeki bölge valileri arasında hiçbir fark yoktur. Reşit Paşa nasıl çalıştıysa OHAL Bölge Valileri de öyle çalıştı” dedi. Kökeni Diyarbakır’a ve civar illere dayanan ancak dünyanın dört bir yanına savrulan Ermenilere  Baydemir şöyle seslendi: “Bu yaşananlardan sonra bir;  biz Kürtler,  Mezopotamya yaşayanları barışı kaybettik. O günden bugüne değin barış bu coğrafyaya gelmedi. İki; biz yoksullaştık, nana muhtaç olduk. O günden bugüne siyasi ve ekonomik istikrar bu coğrafyaya gelmedi. Çok iyi biliyoruz ki kutsal bir değer kirletildiği için lanete uğradık. Bu laneti ancak sizin desteğinizle, katkınızla, katılımınızla ortadan kaldırabiliriz. Siz destek vermezseniz bunu başaramayız. Türkiye’nin batı yakasında yüzleşmeyi sağlayabilmek için Ermeni kardeşlerimin bu manada desteğine ihtiyaç var. Özellikle diasporanın desteğine ihtiyaç var.”

 

İTTİHAT VE TERAKKİ SİSTEMİ DEVAM EDİYOR

Kürtlerin veya Türklerin tarihte yaşananlarla ilgili rolünü daha farklı sorgulamak gerektiğini ifade eden Baydemir, nihayetinde Türklerin veya Kürtlerin rolü denildiğinde büyük bir duvarla karşılaşabileceklerini belirtti. Baydemir “Bence bu manada sistemi tartışmamız lazım. Örneğin İttihat ve Terakki sistemini önümüze hedef olarak koymak lazım. Onunla mücadele etmek lazım” dedi. İttihat ve Terakki sisteminin halen devam ettiğine vurgu yapan Baydemir, sunumlarda yapılan müftü ve heyetin bir araya gelerek Ermeni’nin katlinin vacip olduğunu, katli vacip olup gereğini yapmayanların da katlinin vacip olduğu kararını anımsatarak, “Acıyı mukayese etme manasında söylemiyorum. Sayın Başbakan ‘KCK operasyonlarına karşı çıkmak teröre destek vermektir’ diyor.  Belki nicelik olarak farklılıklar olabilir ama algı, kodlama ve uygulama emin olun aynıdır. Oysa 90’lara baktığımızda 4 bin köyün akıbeti de aynen bu çerçevede gerçekleşmiştir” dedi. Bugün yaşayan tek bir Kürt’ün bu katliamdan sorumlu olmadığını söyleyen Baydemir, “Ancak bir şartla: O dönemin vicdansızlığını, kirliliğini mahkum etmek ve bunu yapabilmemiz için de bu bilgi birikiminin topluma yansıtılmasını sağlamamız lazım. Bunun için birlikte daha çok çaba sarf etmemiz lazım” diye konuştu. 

 

 POZİTİF ÖRNEKLERİ AÇIĞA ÇIKARTALIM

“Bu coğrafya bir daha asla böyle bir kirliliğe ev sahibi olmayacaktır” diyen Baydemir, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının tümünde barışa ulaşmanın ön koşulunun bahsedilen 40-50 yıllık zaman dilimiyle yüzleşmeyi başarabilmek olduğunu söyledi. Baydemir, “Ben kendi adıma Hamidiye Alayları içerisinde yer alan dedelerimi reddediyorum. Ben Lice’de bedel ödeyerek direnen insanların dedesini dedem olarak kabul ediyorum. Dolayısıyla Türk halkının da gurur duyacağı, bu sürece karşı çıkan, bedel ödeyen dedeleri vardır. Yakın geçmişimizde de vardır. İsmail Beşikçiler vardır. Benden daha fazla bedel ödeyenler insanlar vardır. Böylesi ortak değerleri öne çıkarmak lazım. Kendi toplumumuza ‘bu modeller de vardı’ diyerek pozitif örnekleri açığa çıkartarak, geçmişle hesaplaşmak yüzleşmek hepimizin ödevi olmalıdır” şeklinde konuştu.

Bu haber toplam 656 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim