• BIST 108.934
  • Altın 154,635
  • Dolar 3,8280
  • Euro 4,5256
  • Diyarbakır 4 °C
  • Mardin 9 °C
  • Batman 3 °C

Hep Birlikte Diyarbekiri Yükseklere…

Recep YILMAZ

“Yazıklar olsun Diyarbekirime duyarsız kalanlara” yazımdan sonra bir takım geri dönüşler oldu.

Olumsuz birkaçının dışında -ki onları ve söylediklerini tınlamıyorum bile- çok güzel beğeniler geldi.

Tabi çok sevindim.

Kimileriniz “Abi ne olursun gel Diyarbekire.” Kimileriniz “Keşke Diyarbekirde olsaydınız.” Kimileriniz” abi sizlerde olmasanız inanın ki memleketini düşünen pek kimse kalmadı burada.” diyorsunuz.

 İçiniz yandığı için böyle konuştuğunuzu biliyorum. Diyarbekiri sevdiğinize inanıyorum.

Bir de bana sitem eden, yazıları gözümden kaçmış meslektaşlarım oldu. Örneğin Gazetemiz sahibi ve başyazarlarından sevgili Mehmet Zeki Özer kardeşimin sitemi yerinde ve de haklı. Gerçekten bu İrlandalılarla ilgili iyi bir yazı döşemiş. Beğendim. Sanıyorum şimdi de “Yerli otomativ üretim merkezinin Diyarbekir’e alınması konusunu ele alıyor. Aslında yerli otomotiv merkezinin Diyarbekire alınması için tüm yerel basın, dernekler, STK’lar ve siyasiler el birliği etmeli. Diyarbekire alınması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Takip edebildiğim kadarıyla bu konuda en sıkı çalışmayı DTSO Başkanı sevgili Ahmet Sayar yapıyor.

Konumuza dönelim. Bazı arkadaşlar sitem etmiş demiştim. Sitemleri bile beni çok sevindirdi. Çünkü gözümden kaçmış, onlar da sözünü ettiğimiz İrlandalılar hakkında yazılar yazmışlar. Diyarbekirimi kem gözlerden zehir akan dillerden korumaya çalışmışlar. Huzurunuzda bu meslektaşlarıma da yürekten teşekkür ediyorum.

Bu yazımda sözüm; Diyarbekiri çok seviyor olsaydınız bırakıp gitmezdinizdiyenlere…

Siz onu Diyarbekir’den ayrılırken yüreğini Diyarbekir’de bırakmayanlara söyleyin.

Ben Diyarbekirimden ayrılırken yüreğimi doğduğum şehirde, kendimden çok sevdiğim, şehri adeta ikiye bölen o gelin görünümlü nehrinin sularında çimdiğim, havuzlarında yüzdüğüm, bahçelerinde parmak büyüklüğünde dutlarını, şir u şeker karpuzlarını, burma kadayıflarını yediğim memlekette bıraktım.

Siz onu Diyarbekir’den ayrılırken yüreğini Diyarbekir’de bırakmayanlara söyleyin.

Ben eniyle boyuyla yüksekliği ile dünya da ilk ve tek olan surlarının üzerinde yürüğüm, Celal Beyden türküler söylediğim memleketimde bıraktım da ayrıldım.

Siz onu Diyarbekir’den ayrılırken yüreğini Diyarbekir’de bırakmayanlara söyleyin.

Ben, yüreğimi Ali Paşa adlı, Melik Ahmet adlı, Hançepek adlı mahalleleri olan ilde bıraktım.

Hani o Dıngılava, Merheli, Büyük Küpeli, Küçük Küpeli adında havuzları olan, hani o sabah girip akşam zor çıktığımız o havuzları olan,o kadim şehirde bıraktım yüreğimi ve öyle ayrıldım.

Ama Tarihi On Gözlü Köprünün üç gözünün adeta işgal edilip kapatılıp çayhane yapılmasını görmeyen gözler Diyarbekir’de olsa ne olur; olmasa ne olur.

Ama tarihi Ulu Cami’nin önüne alt çarşı yapıldığında susan, o dört mezhebin bir arada namaz kıldığı muhteşem camii arka planda bırakan yapıya sessiz kalan kalemler Diyarbekirde yaşasa ne olur, yaşamasa ne olur.

Ama o Diyarbekirimin akciğeri olan, ailelerin çocukları ile birlikte hoş vakit geçirdikleri, biraz olsun nefes aldıkları Emirgan  Çay Bahçesi yıkılıp alt çarşı yapıldığında, çevre beton alanı haline getirildiğinde ses getirebilecek bir eylem içinde olmayan binlerce dernekler Diyarbekir’de olsa ne olur, olmasa ne olur.

Siz onu; cismi Diyarbekir’de olup ruhu başka yerlerde, başka vadilerde olanlara söyleyin.

Diyarbekir adını kullanıp nasıl bir vole vururum, diye düşünenler, Diyarbekirde olsa ne olur, olmasa ne olur ki…

Emin olun, bedeni Diyarbekir dışında olup da ruhu Diyarbekirde olan, kalbi Sur’da atan, beyni Diyarbekirin yücelmesi ile uğraşan nice Diyarbekirli var dışarıda.

Neyse bunları bırakalım. Şimdiki en önemli gündem; “Yerli otomotivin üretim yerinin Diyarbekire alınması için herkes elinden gelen çabayı göstermeli. Bu Diyarbekir insanının en azından ekonomik yönden kurtuluşu olur.

Bu konunun da takipçisi olacağım. 

Ha gayret, hep birlikte Diyarbekiri yükseklere çıkaralım…

Dostça kalın…

“Diyarbekir 5 Nolu Cezaevi, MÜZEYE dönüştürülsün.”

“SUR İÇİ; DÜNYANIN EN BÜYÜK AÇIK HAVA MÜZESİ OLSUN.”

“Sur İlçesinin adı “ESKİ DİYARBEKİR” olsun.”

 “ŞEHRİN STADI, ŞEHRİN ÖZGÜRLÜK MEYDANI OLSUN.”

Daha da önemlisi;

YAKIP YIKILAN BÖLGELERDE EVLER, ASLINA UYGUN VE DİYARBEKİR EVLERİNE YAKIŞIR BİR BİÇİMDE YAPILSIN.    

Bu yazı toplam 181 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim