• BIST 103.912
  • Altın 160,999
  • Dolar 3,9233
  • Euro 4,6062
  • Diyarbakır 11 °C
  • Mardin 11 °C
  • Batman 11 °C

Huder Başkanı Demir: Amacımız Nitelikli Eleman Yerleştirmektir

Huder Başkanı Demir: Amacımız Nitelikli Eleman Yerleştirmektir
Yazarlarımızdan Eyüphan Kaya, Kısa adı HUDER olan Hukuki Araştırmalar derneği başkanı Av.Mehmet Sıddık Demir ile bir söyleşi yaptı. Bu söyleşide HUDER başkanı önemli açıklamalarda bulundu.

Kaya:Sayın başkanım kendini kısaca tanıtır mısınız?

Demir:Ben Av.Mehmet Sıdık Demir aslen Mardinliyim ilk, orta ve lise öğrenimimi Diyarbakır’da yaptım, 1998 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım, 2002 yılında mezun oldum, 2003 yılında avukat olarak meslek hayatıma başladım. Şu anda serbest avukat olarak çalışıyorum.

Kaya: HUDER ne zaman kuruldu? ne tür faaliyetleri var? Okuyucularımızla paylaşır mısınız?

Demir: Hukuki Araştırmalar Derneği kısa adıyla HUDER 1988 yılında Eski Başbakanlarımızdan merhum Prof.Dr. Necmettin Erbakan’ının rehberliğinde kuruldu. Hukukçuların üye olduğu/olabileceği bir dernektir. Şu anda 24 ilimizde şubelerimiz var, 54 ilimizde de temsilcilik düzeyinde faaliyetlerini sürdürmekteyiz, ayrıca yurt dışında da 8 ülkede tensilciliklerimiz vardır.

Biz Diyarbakır’da HUDER’i Çanakkale zaferinin yıl dönümü olan 18 Mart 2016 yılında kurduk. HUDER’in temel felsefesi genç hukukçuları yetiştirip, olgunlaştırıp hukuk mekanizmasına nitelikli eleman yetiştirmektir. Dolayısıyla Hukuk öğrencileri, avukat meslektaşlarımıza, üniversite hocalarınıza seminerler düzenleyerek, geziler düzenleyerek, kahvaltılı toplantılar yaparak, çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Derneğimize Hukuk öğrencileri, Avukatlar, Hakimler, Savcılar, Hukuk fakültesinin öğretim üyeleri üye olabilirler. Çünkü bunların derneğimize faydası ve derneğimizin onlara faydası dokunabiliyor.

Şu Diyarbakır HUDER’in 75 üyesi bulunmaktadır. Bular arasında genç avukatlarımız var, stajyer arkadaşlarımız ve meslektaşlarımızı var.

Kaya: Şu andaki hukuk düzenimize getirilen uzlaşma mekanizmaları nelerdir? Paylaşır mısınız?

ÜÇ ÇEŞİT UZLAŞMA MEKANİZMALARI VARDIR

Demir: Hukuk sistemimizde uyuşmazlık problemlerinin mahkeme dışında giderilmesi için üç ayrı uzlaştırma yolları açılmış, bunlar;

Uzlaştırma müessesi, Arabuluculuk ve Ombusmanlık(Kamu deneticisi) müesseseleridir.

Eğer bu mekanizmalar etkin kullanılırsa mahkemelerin yükünü ciddi anlamda azalmış olacaktır.

Uzlaştırma; basit ceza davalarında hırsızlı, tehdit, basit yaralama gibi savcı bir avukatı görevlendirip, tarafları uzlaştırmaya çalışıyor karşılıklı rıza ile anlaşırlarsa olay mahkemeye intikal etmeden sorun çözülmüş oluyor.

Arabuluculuk; ise hukuk davalarında kullanılabilen bir müessesedir. Örneğin işçi işveren arasında meydana gelen bir sorun için kullanılabilen bir usuldür.

Kamu Deneticisi ise vatandaşın devlet kurumlarıyla olan sorunlarının çözümü için oluşturulan bir müessesedir. Diyelim ki bir kurum işini savsaklıyorsa ya da vatandaşa karşı kaba davranmışsa Ombudsmanlık devreye girebiliyor. Hatta aynı kurumda alt üst ilişkisinde bir sıkıntı varsa yine kamu deneticisi müdahale edebilir.

Örneğin devlet kurumlarının örtü yasağıyla sorunu bir türlü tam çözülemiyordu, Ombudsmanlık müessesesi 10 milyon imza toplayarak hem kamuoyuna bir güven, hem de TBMM’ye destek oluşturdu.

Ombusman: Diğer adıyla kamu denetçiliğinin asıl amacı kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikayet mekanizmasını oluşturmak,  idarenin eylem ve tutumlarının insan hakları çerçevesinde, adalet anlayışı içinde hukuka ve hakkaniyete uygun olup olmadığını araştırmak ve ilgililere tavsiyede bulunmaktır. 

Vatandaş ile ilgili devlet kurumu arasındaki ulaşılabilirliği kolaylaştırmak, Kurumu daha iyi çalıştırmaktır. TBMM’ine bağlı olarak çalışmalarını yürüten bir müessesedir.

Kaya: Hakim savcı tama usulü nitelikli yargıçların adalet mekanizmasına katılması için yeterli mi? Mesela kimisi diyor ki hakim savcılar 7 yıl avukatlık yapanlardan seçilirse daha iyi olur, derneğinizin bu konuda yaklaşımı nedir?

YARGIÇ ATAMA ŞARTLARINDA YAŞÇA OLGUNLUK VE TECRÜBE ARANMALIDIR

Demir: Hakim olarak atanabilmesi için Avukatlarda 5 yıl avukatlık yapmış yaşı 45 yaştan gün almamış olacak gerekli çalışma süresini maalesef 3 yıla indirdiler. Diğer Hakim adaylarında ise 35 yaşından gün almamış olma şartı vardı. Buraya kadar normal ama çok genç yaşta Hakim olan yargıçların giydiği cübbenin ağırlığını taşımaları bazen zor oluyor diye düşünüyorum. Ayrıca Hakimlik savcılık staj süresi de 6 aya indirildi keşke bu süre kısaltılmasaydı.

Şu anda yaş ve atama şartları, tecrübe eksikliği zaman zaman yanlış kararların verilmesine ya da karar verme süresinin uzatılmasına sebebiyet veriyor, bu da adil yargılama gölge düşürebiliyor.

Kaya: Malum 15 Temmuz darbe teşebbüsü oldu, ondan sonra on binlerce insan tutuklandı yüz binleri aşan vatandaşlarımız KHK ile meslekten atıldı. Sanki bir FETÖ fobiye dönüştü; filan kesin oğlu FETÖ, filan kesin Kayın babası FETÖ şeklinde yorum ve değerlendirmelere şahit oluyoruz, hukuki açıdan bu bir sorun teşkil etmiyor mu? Bu konuda ne dersiniz?

FETÖ TUTUKLAMALARINDA SUÇUN ŞAHSİLİĞİ PRENSİBİNE DİKKAT ETMEK GEREKİR.

Demir:Malum evrensel hukuk ilkelerin başında suçun bireyselliği geliyor. Dolayısıyla bu FETÖ gerekçesiyle yakalananlar için bir karar verirken bir muamelede bulunurken, buna dikkat etmek gerekir. AİHM’den dönme ihtimali olduğu gibi beklenmedik tazminatlara da devleti mecbur edilebilir.

Kulağımıza gelen, medyadan duyduğumuz kadarıyla, bazı sıkıntılar yaşanıyor, elbette ki bu örgütün içinde olan, darbeye katılan kimseler hak ettikleri cezaya çarpılmalı ama verilen bir kararla devlete vatandaşı küstürmemek için azami dikkat edilmelidir.

Bazen baba evlattan, evlat babadan habersiz, eşlerin bir birinden haberi olmadığı halde bu örgüt ile irtibatı olabiliyor. Böyle suçsuz günahsız kimseler de yok değil. Dikkatli olmak lazımdır diye düşünüyorum.

HUKUKİ AÇIDAN YUSUFİLERİN DOSYALARININ AÇILMASI LAZIM

Kaya: Hasta mahkumlar ve “yusufiler” diye adlandırılan ve FETÖ mağduru olduklarını söyleyen hükümlülerin durumu hakkında ne dersiniz?

Demir: Bildiğim kadarıyla Yusufiler olarak bilinen mahkumlar yeniden dosyalarının açılmasını istiyorlar.

Bu tür itirazlar için olağan ve olağan üstü kanunlar var, olağan kanunlarda itiraz yolu itiraz, istinaf ve temyizdir. Olağan üstü kanunlarda ise Cumhuriyet Savcısının itiraz etmesi sonucu kişinin lehine karar verilmişse yeniden yargılanma yolu açılır.

Peki hangi hallerde itiraz edilebilir? Yargılama esnasında sahte bir belge, yalan şahitlik, hakimin güvenirliğinin düşmesi, yeni delillerin bulunması durumunda dosya yeniden yargılamaya açılabilir.

Bu hakimler eğer FETÖ ile irtibat yada iltisakları tespit edilmişse bu hükümlülere itiraz etme hakları oluşuyor.

Şu anda kamuoyunun öyle bir beklentisi var, kamu vicdanının rahatlatması açısından dosyalarının tekrar açılmasında fayda var.

Hasta mahkumlar için de bürokratik engellerin ortadan kalması için Adalet bakanlığı elini daha çabuk tutabilir, en azında kimi ağır hastalığa yakalanmış hükümlüler ömrü ahiri ailesiyle bir arada geçirmelerinde hukuki ve vicdani açıdan fayda mülahaza ediyorum, Dedi.

 

Bu haber toplam 879 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim