• BIST 115.978
  • Altın 164,065
  • Dolar 3,8194
  • Euro 4,6678
  • Diyarbakır 5 °C
  • Mardin 7 °C
  • Batman 9 °C

İslam Dünyasında Umudun Adı, R. Tayyip Erdoğan

Ahmet Ay

Osmanlı Devleti’nin Sultan Abdulhamid Han döneminde yakaladığı yeniden diriliş; yönetim ve dünya ile ilgili bilgileri ders kitaplarından ve edebiyat dergilerinden ibaret olan Jön Türkler’in pervasızlıkları yüzünden gerçekleşmedi.

Sultan Abdulhamid Han’ı sevmese de Alman askeri uzman Comlar von der Goltz’un ifade ettiği gibi, “Osmanlı ancak ve ancak Sultan Abdulhamid’in güçlü liderliği ile dirilişini tamamlayabilirdi.” Ne var ki bizimkiler Alman Goltz’un gördüğünü göremeyecek kadar basiretsiz idiler. İttihad ve Terakki, Avrupa’dan ve Sultan’ın yanından ayrılmaması gereken kimi şahsiyetlerden aldığı destekle İslam dünyasının etrafında kenetlenebilecek yegâne lider olan Abdulhamid Han’ı tahttan indirdiler, sonra Balkan faciasını yaşattılar, ardından da Birinci Dünya Savaşı ve çöküş.

Aslında Jön Türkler Sultan Abdulhamid Han hakkında basiretsiz sayılmazlardı. Zira onlar da Sultan’ın popülaritesinin her gün daha da arttığını görüyorlardı. Milletin gönlünde gittikçe artan Abdulhamid Han sevgisi ve milletin ona duyduğu güven Jön Türkleri çıldırtmaya yetmişti. Bu yüzden 1909’da onu oldu-bitti ile tahttan uzaklaştırdılar.

Sultan Abdulhamid Han’ın devlet yönetimindeki liyakat ve dirayeti ile ilgili yapılabilecek en çarpıcı tespit şu olmalı:

Sultan’ın hal’ edilişinden 9 yıl sonra koca İmparatorluğun topraklarının üçte biri Osmanlı’dan koptu.

Peki, bu kopuşun en önemli sebebi neydi biliyor musunuz?

Biliyoruz ki 1913 darbesi ile Osmanlı Devlet yönetimini tamamen ele geçiren ve Jön Türkler’i de içine alan İttihad Terakki, Abdulhamid Han’ın asla güvenmediği Batılı Devletlerin Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü koruyacaklarına olan güveni kopuşun asıl sebebiydi. Bu saflık! yüzünden Mayıs 1913 Londra Konferans’ı ile Osmanlı ikinci başkenti olan Edirne’yi de kaybetmişti.

İslam Dünyası Sultan Abdulhamid’den sonra bölündü, parçalandı, dağıldı ve bu parçalanma bugün de devam etmekte. Suriye, Irak, Libya, Yemen, Filistin… param parça. İki milyara yakın nüfusu olan Ümmet-i Muhammed (as) başsız kaldığı gibi, etrafında kenetlenebileceği, dirayetli kararlar alabileceği uluslararası güçlü bir organizasyona sahip olmadıkları için dünya siyasetinde etkili olamıyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) dönem Başkanı sıfatıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan İİT İstanbul zirvesi ile Kudüs konusunda İslam ülkelerini tek görüş etrafında birleştirdi. Hristiyan dünyanın da Kudüs’ü kutsal kabul etmesinden dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Papa ve diğer devletlerle geliştirdiği diplomasi neticesinde BMGK ve BM Genel Kurulu oylamalarında istediği neticeyi aldı. Bu kararların çıkması Türkiye ve tabi ki Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve güvenirliği açısından son derece değerlidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin geldiği nokta İslam dünyasının uyuduğu asırlık derin uykudan uyanmasına vesile oluyor. İsrail’e dünyada özür dileten tek lider Sayın Erdoğan oldu. 5 ülkenin BM’de elde ettiği ayrıcalığa en sert tepkiyi koyan yine Cumhurbaşkanımızdı. Ta Afrika’larda mağdur Müslüman halka yüreğini açan, onlara hastane yapan, su kuyuları açan, gıda, giyim ve barınma konularında destek çıkan Türkiye/Erdoğan oldu. Yüksek sesle dile getirmeseler de, İslam Dünyası bir asır sonra aradığı liderini bulduğunu söylüyor.

Geçen Pazar günü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üç Afrika ülkesine ziyaretlerde bulundu. Gittiği ülkelerde görülmemiş ilgi ve sevgi ile karşılandı. Sivil halk onu görebilmek için sabırsızdı. Daha önce Pakistan, Bosna, Makedonya gibi ülkelerde de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne kadar sevildiğini görmüştük.

Bu kadar mı?

Sudan parlamentosuna girişinde ve parlamentodaki konuşması esnasında tüylerimiz diken diken oldu. Hep aynı tespit:

Biz düşüş sebebimizi biliyoruz, başsız ve güçsüzdük. Şimdi güçlü Türkiye, güçlü lideri var…

Bu lider, Batı’nın bize kurduğu/kuracağı tuzakları iyi biliyor,

Türkiye’nin potansiyellerini, dinamiklerini iyi biliyor,

Türkiye’nin dünya siyasetindeki yerinin bu olmaması gerektiğini haykırıyor,

Bu lider Türkiye’nin Türkiye’den ibaret olmadığını, Türkiye’nin Türkiye’den büyük olduğunu biliyor ve söylüyor.

Dahası, bu lider İslam Dünyasının hak ettiği yerde olmadığını biliyor ve Müslümanların yeniden şahlanış reçetesine de sahip bir lider.

Peki, bütün bunlara karşı başta Cumhurbaşkanımızın kardeşliğinden şüphe duymadığı şahsiyetler olmak üzere, CHP ve Erdoğan karşıtlığı ile bilinen kesim ne yapıyor?

Sultan Abdulhamid Han’ı yukarıda boşuna anlatmadım. Lakin tarih tekerrür etmeyecek biiznillah.

Bu yazı toplam 351 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 21 | Haber Scripti: CM Bilişim