• BIST 108.747
  • Altın 144,684
  • Dolar 3,4986
  • Euro 4,1224
  • Diyarbakır 29 °C
  • Mardin 27 °C
  • Batman 27 °C

İslam'a Göre Adalet

Fatih Yokuş

 İslam da adalet dinin temelidir. Nebiler dahi adalete hesap vererek, ümmetlerine adaletin ve kul hakkının önemin bizatihi göstermişlerdir.

      Hz. Ökkeş nin Peygamberimiz sallallhu aleyhi vesellem ile aralarında cereyan eden ve nübüvvet mührü nün öpülmesi ile sonuçlanan olay buna en güzel örnek tır.

      Günümüz uygulaması olan "Suç isnat edilenin derdest edip, suçsuzluğunu ispatlamasını" istemek İslamin adalet anlayışına uymamaktadır.

       Suç, suçlu ve ceza sıralaması çok önemli adaletin yerine gelmesi için sıralamaya mutlaka uyulmalıdır. Yer değişikliği halinde adalet yerine gelmez ve zulüm olur.

 

      Suç; ,Din, ahlak, gelenek, anane, töre, yasa, kanun ve görenekler tarafından kabul görmüş, yapılması veya yapılmaması gerekenlere riayet etmemektir.

 

     Hukuki anlamda ise; Bir toplumdaki hukuki kurumlar tarafından ceza veya güvenlik tedbirli yaptırımına bağlanmış fiildir.

 

     İki başlık olarak tarif ettiğimiz suç; Manevi veya maddi yaptırımlar olarak da cezası bulunmaktadır.

 

  Onun içindir ki, manevi yaptırım dediğimiz, din, ahlak, anane, töre, gelenek ve görenek... tarafından kabul görmemiş bir fiil ve davranışa ceza uygulanamaz, uygulanmaya çalışılsa dahi yasalarımız buna izin vermez.

 

       Yine, maddi dediğimiz, hukuki kurumlar tarafından tarifi yapılmayan, kanunlarda yazılmayan, genelgelerle yasaklanmayan, daha basit ifade ile yapılmaması veya yapılması istenen şeyler belirtilmeden, suç olamaz. Olmayan suçta, suçlu olunamaz ve ceza verilemez, verilse zulüm olur.

    Adaletin tecellisi için suçun ne olduğu ve net olmalıdır. Suçluyu bulma konusunda;

 

     a- Delilden (suçu sabit görüldükten sonra) suçluya ulaşılması ve ceza verilmesi,

 

     b- Şüpheli sıfatı ile kişinin suçlanması, suçlanan kişi, suçsuzluğunu ispatlama zorunluğu olmasıdır.

 

    İşin hukuki boyutunu ve adalet kavramını hukukçulara bırakarak, bir emekli imam olarak, İslam dininin adalet anlayışını, suç ve suçlu'nun karşılığı olan, günah ve günahkar kavramın anlatmaya çalışayım.

 

     Nisa suresi 58 ayet:

 

     Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hüküm etmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (diy. Meal.)

 

      İslam dini, miladi 610 yılında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vahi yoluyla bildirildikten sonra 23 yıl boyunca indirilen Kur'an ayetleri ile yapılması veya yapılmaması gerekenler, zaman içerisinde pey der pey belirlenmiş, belirlendikten sonra haram ve günahkar dediğimiz suç ve suçlu tanımı yapılmıştır.

 

     610-613 yılları arası gizli tebliğ sadece beş Müslüman ve kelime-i şehadetle en önde olmuşlardır. Namaz, Zekat, Oruç, Hac farz değil yapmalarına gerek yok, içki, faiz, dörtten fazla evlilik, kumar... da haram değildi.

 

      613 nazil olan Şuara suresi 214-216 ayetleri ve Hicir suresi 94 ayet, ondan sonra akrabalarından başlayarak açık tebliğ, arada geçen zamanda sorumluluk olmadığından günah da yok.

 

       Namaz hicretten bir buçuk sene evvel farz kılındı yanı 622 de hicret olduğuna göre 11 seneden fazla günde beş Farz namazı yoktu. Ancak, tüm dinlerde namaz kılmak olmasına ve Vakti belirsiz genel anlamda namaz kıllınığı halde, Kılmayanlar da günahkar olmadıkları gibi, farz olunduktan sonra "Niye önceleri kılmadın" diye de hesap sorulmamıştır.

 

         Oruç, Adem (as) dan beri bütün peygamberlere ve ümmetlere farz olduğu halde Müslümanlara Bakara suresi 183 ayet ile hicretten bir buçuk sene sonra şaban ayında farz kılınmıştır bu da takriben İslamın din olarak kabulünden 14 yıldan fazla sonra demektir. Yine bu süre zarfında oruç tutmayanlar günahkar olmadığıdır.

 

        Namaz, 621, Ramazan orucu 624, Zekat 624, Hacc 631 yıllarında farz olundu.

 

        Tesettür (turban demiyorum); 625- 627 yılında kadınlara örtünme emri gelindi. Hicab ayeti gelince, kadın erkek artık bir arada oturulmadı.

 

       İçki ve kumar : Hicretin dördüncü yılında 626 yılında Maide suresi 90-91 ayetleri ile haram kılınmış, yasaktan önce içki içenler haram işlememişlerdir.

 

       Evet İslamiyette; Kur'an, hadis veya icma ile belirlenmeyen bir suç yoktur. Suçluyu bulma ise delilden suça gidilir, önce suçu sabit görülüp ondan sonra müdafaası istenir ve cezası verilir.

 

      Kişileri suçlayıp, ceza verip ondan suçsuzluğunu ispat etmesini istemek, dinimiz adalet anlayışı ile taban tabana zıttır.

 

       Yüce Allah, ahiret gününde, Melekler tarafından kayıt altına alınan insanların suçları yazılı olduğu kitabını ellerine verir, okumasın ister, itirazlarını değerlendirir, suçun sübutu için şahitleri dinler suç sabit görüldükten sonra suçlu kabul edilip ondan sonra cezası verilir.

 

       Hakka suresi 25-26 Ayetleri:

 

      Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."

 

     "Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim." (diy. Meal)

 

      Yasin suresi 54;

 

     O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.

 

      Yasin 65 ayet:

 

     O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıkalarına şahitlik eder. (diy. meal)

 

      Allah bizi zalimlerle aynı kefeye koymasın ve zalimlerin şerrinden bizi ve tüm inananları muhafaza etsin.

 

     DUA VE SELAMLARLA.

Bu yazı toplam 228 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim