• BIST 107.202
  • Altın 145,447
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Diyarbakır 25 °C
  • Mardin 22 °C
  • Batman 22 °C

VOLKAN ESER'İN YAZISI

VOLKAN ESERİN YAZISI
Geldiğimiz uygarlık noktasında, biran durup zamanın gidişatına baktığımızda şaşar kalırız, zamanın çok hızlı bir şekilde akıp gittiğine

 

Geldiğimiz uygarlık noktasında, biran durup zamanın gidişatına baktığımızda şaşar kalırız, zamanın çok hızlı bir şekilde akıp gittiğine. Sahip olduğumuz 24 saatlik zaman dilimi biz farkına varmadan diğer günden dakika ve saat almaya başlar. İçinde bulunduğumuz günü ziyanla geçirdiğimiz gibi sonraki günü de aynı şekilde geçirmemek için çabalarız; ama çoğu zaman muvaffak olamayız.

İnsan sosyal ve toplumsal bir varlık olduğu için kendi başına yaşamını idame ettirmesi çok zordur. Birey, tek kişi olarak değerlendirildiğinde ve bireyi, toplumsal olarak düşündüğümüzde insan organlarının birinidir. Diğer organlara ihtiyaç duyulduğunu görürüz. İnsan, toplumla bir bütündür. Tek şahıs genelin içinde çok yetersiz kalır. Birey tek olarak eksi bir eleman gibidir. İşlevleri kendisini bile idare edemez. Kendini ilgilendiren bazı ihtiyaçlarını bile başkası olmadan kendi başına karşılaması çok zordur. Acizdir ve kusurludur.

Günlük yaşamda dikkat ettiğimizde bu olgunun geçerliliğini berrak bir şekilde idrak ederiz. İnsan olarak zayıf ve kusurlu olduğumuz için her zaman birilerinin desteğine ihtiyaç duyarız. Bu nedenle bir tarafımız sürekli başkalrına bağlıdır. Sahip olduğumuz zaman ve bireysel olarak sahip olduğumuz ihtiyaçlar başkasının bağımlılığında işliyor. 24 saatlik zamanımızın çoğunu başkası kullanıyor. Kendimize ayırdığımız zaman çok azdır. Yani anlayacağınız fani dünyada her açıdan birilerine bağlıyız. Zincirleme bir şekilde olayı bir sürece tabi tuttuğumuzda ne kadar zarar ettiğimizi göreceğiz; ama bunu düşünen…

İmtihan için bir zaman belirlenir. Belirlenen zaman içerisinde imtihanı neticelendirmemiz gerekiyor. İmtihanın sonucu, zamanı kullanma şekli belirler. Sonucu gayretimiz ve zamanı kullanma şeklimiz belirleyecektir. Başarı ya da başarısızlık olarak bir netice alırız. Allah tarafından da insanlara günde 24 saat bir zaman verilmiştir. İnsanlar kullandıkları zamana göre bir sonuca varacaklar. Bu 24 saatlik zamanın kullanma şekli ve değeri insanı ya cennete ya da cehenneme götürür. Bunları biz dile getiriyoruz da insanlar sanki bunları bilmiyorlar mı? Çok iyi biliyorlar. Amel etmeye geldi mi mesele, herkes sınıfta kalıyor. Zaman olarak baktığımızda çoğu insan ziyandadır. Netice olarak da gerçekte bir kazanç yoktur; ama insanlara küçücük bir başarı dev gibi oluyorsa ve bunu büyük bir başarı olarak görüyorlarsa bilemem. Bence çoğu insan da bu yüzden kaybediyor.

Gün süresince yaptıklarımız, ardı ardına engellere takılırlar. Dedim ya istesek de istemesek de bizler, zorunlu olarak birilerine bağlıyız. Bağlı olduklarımız sahip olduğumuz zamanı çok nankörce kullanırlar. Bize ait olan zaman, kendilerine ait olmadığı için istedikleri şekilde israf ediyorlar. Olayın diğer tarafındaki bizler, mecburi olarak en değerli sermayemiz olan zamanı bağlı olduklarımızın eline bırakırız. Bizim elimizde yapacak bir şey olmadığından yapılan muameleye boyun eğdirilmek zorunda bırakılıyoruz.

Tüm bu keşmekeşliğin alasını bürokrasinin çokça görüldüğü yerlerde görüyoruz. Kanun ve yasalarla insanlar bir çizgiye bağlandıkları yetmiyormuş gibi bir de bu bürokraside ki  hiyerarşik yapılanma işleri durma noktasına getiriyor. Hiçbir bürokrat ve memur şefinin ya da üstünün onayı olmadan bir kararın o kurumdan geçmesi imkansızdır. Devlet aklının böyle işlenmesinden dolayı insanlar, başka sistemler icat etmişler. Özel sektör gibi. Özel sektörde müşteri en büyük patrondur. Müşteri ne derse o olur. Müşterinin bir dediği iki olmaz. Müşteri olmazsa kazanç olmaz. Böyle kurumlarda hem müşteri hem de özel kuruluş kazanır. Maddi olduğu gibi manevi olarak da kazanıyorlar. Müşteriye hızlı bir şekilde hizmet vermeye çalışan özel kuruluşlar, müşterinin ve kendilerinin sahip olduğu zamanı en iyi şekilde kullanırlar.

Bürokrasinin sıkça hissedildiği yerlerde zaman sorunu çok olur. Devlete bağlı bir kurumda bir işin varsa birkaç günü gözden çıkarman gerekiyor. Bugün geçerli olan birkaç günlük zaman yıllar öncesinde birkaç hafta olurdu. Teknolojinin gelişmesiyle beraber haftalar günlere indi. İnşallah günler de bir gün saatlere ve dakikalara iner. Bunun olmasını umut ediyoruz; çünkü bu gün resmi bir kuruma bir mesaj bıraktığımızda cevap günler sonrasında geliyor. Hiyerarşik sıralama, resmi kuruluşlarda önem arz ettiği dolayı kurum müdürüne ulaşmak, birkaç basamağı geçmek lazım. Bu birkaç basamak da bulunan görevlilerin başarılarına göre de işin süresi belirleniyor. Devlet dairelerdeki hiyerarşik sıralamalar farklılık göstere biliyor. Bazı kurumlar herkese açıkken bazıları ise ana kademeye ulaşmak için 7 kapıyı aralamak durumundasın.

 Bazı kurumlardaki en büyük engel ise verilen haberlerin bir yerlere not edilip geri dönülmemesidir. Böylece yapacağın iş günlerce aksıyor. Verdiğin haber unutuluyor. Tekrar tekrar aramayana kadar işin aksamaya devam ediyor.

Devlet kurumlarında sahip olduğumuz sınırlı zamanın değeri anlaşılmadıkça işlerimiz daha çok aksayacak gibi görünüyor. Devletler, hızlı akan zamana ayak uyduramamaları dünya ölçeğinde ekonomik ve siyasi olarak hiçbir varlık gösteremezler. Kurumların çok hızlı çalışması gerekiyor ki alınan verim artsın. Ülke gelişsin. Gelişmeleri geriden takip etmesin. Zamanın önünde yürüyen insanlar her zaman avantajlı durumda olurlar. Bu ilke her alanda geçerlidir. Resmi kurumlar da bunu ilke olarak görürlerse hem insanlar hem de kendileri rahat eder.

Bu haber toplam 477 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim