• BIST 99.639
  • Altın 141,393
  • Dolar 3,5032
  • Euro 3,9191
  • Diyarbakır 23 °C
  • Mardin 23 °C
  • Batman 18 °C

VOLKAN ESER'İN YAZISI

VOLKAN ESERİN YAZISI
Toplumu aciz bırakan bir sorun ortada olduğunda, sorunla uzaktan yakından bir alakası olsun olmasın herkes etkilenir.

 

Toplumu aciz bırakan bir sorun ortada olduğunda, sorunla uzaktan yakından bir alakası olsun olmasın herkes etkilenir. Huzursuzluk yapan ve toplumun bütün kesimlerini etkileyen sorun, ertelenen her dakika, saat, gün, ay ve yılla beraber daha da derinleşir ve kör düğüm gibi çözülmez bir hal alır. Her geçen zamanla beraber bizlere olumsuz olarak yansıyan sorunu ameliyat masasına yatırıp gereken tedaviyi yapmalıyız. Tedavi geciktiğinde ameliyatın ölümle sonuçlanma ihtimali var.

Sorunun kaynaklandığı bütün nedenleri ve muhatapları belirleyip masaya çözüm için yatırmak gerekiyor. Zaten bir sorunun belirlenip masaya yatırılması ve muhataplarının çözüm için müzakere ettiği an, kangrenleşmiş olan sorun iyileşmeye mecbur kalır. Çünkü hastalığa haslığın muhatapları tarafından uzlaşmaya varılmış, savaş halinde olan hücreler de aralarındaki anlamsız savaşı barışla sonuçlandırırlar. Bu andan sonra da sorunun çözülmemesi imkânsız duruma gelir.  Ayrıntılarıyla masaya serilen sorun, çözülmeye mahkûmdur.

Çözülemeyen ve kör düğüm olmuş olan Kürt sorunu, Türkiye’deki her kesimi ve en ücra köşelerde yaşayan insanları bile etkiler duruma gelmiştir. Herkes, sorunun çözülmesi bakımında sorumluluk almalı ve fedakarlık yapmalıdır.

Herkesin şüphe etmeyeceği bir nokta var. Kürt sorunu halklar arasında değil siyasi rejim ve halk arasındadır. Zaten asırlardır aynı topraklar üzerinde yaşayan ve sırt sırta verip cephede bu topraklar için savaşan insanlar birbirlerine darılıp, kırılabilirler mi? Asla…

Yıllardır yaşadığımız sorun, yaptığımız hangi hatanın günahına bedel olarak yaşıyoruz? Bu soruyu bugüne kadar kendinize kaç kere sordunuz? Enim ki çok az bir sayı çıkar. Yıllardır var olan sorundan bahsediyoruz. Sorunun arka planında toplum olarak çok büyük hatalar yapmışız gibi bir taraf görüyorum. Bu hatalar ne olabilir? Kendimize, yaşayışımıza, kendi kuşağımızı değil de bir önceki kuşağa ve olaylara bakış açımıza baktığımızda tozlu rüzgârlardan dolayı görünmeyen gizli nedenler ortaya çıkacaktır.

Evvela, emperyalist güçlerin aramıza soktukları nifak tohumları sonucunda yeşeren ulus milliyetçiliği, aynı ümmet çatısı altında birleşen insanların arasında büyük yaralar açmıştır. Bu yaralar, uzun yıllardır değişik nedenlerden dolayı her seferinde başka yerimizi kanatıyor. Her seferinde ifade etmeye çalışırım insanların zayıf, aciz ve kusurlu olduklarını. Bir et ve kemikten oluşan insan, zor durumlara karşı acizlik gösterdiği gibi kulaktan dolma ve kısa vadede kolay kabul edilebilir durumlara karşı da kusurludur. Kusurunun kurbanı olduğunu fark ettiğinde iş işten geçmiş oluyor. Batı medeniyetinin bizlere empoze etmeye çalıştığı ulus milliyetçiliğini sorgulamadan kabul ettiğimizden dolayı bugün var olan sorunun acısını yaşıyoruz. Her milliyetçilik faaliyeti karşı milliyetçiliği ortaya çıkarır. Kürt milliyetçiliği de Türk milliyetçiliği sonucunda orya çıkmıştır. Çünkü siyasi rejim, Kürtleri dillerinden ve kültürlerinden uzaklaştırdıkları gibi inkar ettiler. Bu da yetmiyormuş gibi asimile edilmeye çalışıldılar. Zayıf ve kusurlu yanlarının farkında olmayan acı ve horlanmayla beraber dışlanan insanlar karşı milliyetçilik faaliyetine kalkıştılar. Bu zayıflığın bedelini yıllardır gençlerimizin kanları gibi büyük bedellerle ödüyoruz.

İkinci nedenimiz de, İslam ümmetinin mensupları olarak aslımızı unuttuk. Bütün insanlara Peygamber olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’in ümmetinin mensuplarıyız. Peygamberimiz, sürekli savaş halinde olan sadece haram aylarında savaşmayan ve kız çocuklarını diri diri gömen insanları sahabe mertebesine çıkardı. Bunu her çeşit milliyetçilik ve kavmiyetçiliği yasaklayan İslam la yaptı. O zaman Yahudiler dışında herkes, kardeşti. Mallarını ve mülklerini tanımadıkları din kardeşleriyle paylaştılar. Hoşgörü vardı. Renk fark ve köle muamelesi yoktu. Herkes eşitti. Üstünlüğü sadece takvada görüyorlardı. Paylaşım ve birlik beraberlik vardı. O devir,  “Asr-ı Saadet” olarak dillendirilmeye başlandı. Bugünün insanları, o günden günümüze gelen ve hiçbir şekilde bozulmaya maruz kalmamış Kur-an’ın rehberliğini terk ettiler. Peygamberimizin ahlak ve adalet mertebesindeki yaşayışını takip etmediler. En önemli değerleri olan mensup oldukları dinlerini yaşar gibi yaparak farkında olmadan çok arka plana attılar. Namaza bile durduğumuzda biran önce bitsin diye büyük bir hırsızlık yaparız. Halis bir ibadet tarzı bizden uzaklaşmıştır. Bunların üstüne incelemeden ve sorgulamadan yaşayışımıza devam etmemiz bugün yaşadığımız sorunları karşımıza çıkarıyor.

Başka bir neden ise bölge insanı eğitimsiz ve cahil bırakıldı. Rejim tarafından insanların okumaları, anlamaları ve sorgulamaları tehlikeli olarak görüldü. Girişimde bulunanlar ise deli denilerek tımarhaneye atıldılar. Üstad Said-i Nursi, bölgenin eksikliğinin çok iyi analiz etmiş. Eğitimsizliğin büyük bir sorun olduğu tespitine varmıştı. Hem Fen ilimleri hem de din ilimlerinin beraber okunacağı bir üniversite nin Doğuya açılmasının şart olduğunu söyledi. Bu hizmeti gerçekleştirmek için İstanbul’a giden Üstad hazretleri, İstanbul’a varır. Üniversitenin kurulması için yardım ister. Dönemin karmaşık siyasi yapısı Üstadı deli diye tımarhaneye attılar. Üstad hazretlerinin tepsini idrak edemeyen o faniler, bölgenin eğitimle ilerlemesine köstek oldular. Şu anda yaşadığımız Kürt sorunun temel nedenlerinden biri de eğitimin insanlardan uzak olmasıdır.

Farkında olmadan öz değerlerimizden uzaklaşmanın bedelini ödüyoruz. Türkiye’ye halkları bunu iyi idrak etmelidir. Başta da elinde halkın verdiği yetki bulunan siyasetçiler İslam sınırları içerisinde sorunu çözmeye kalkmaları gerekiyor. Kürt sorunun muhatapları, avam tabakasıyla beraber soruna birinci, ikinci ve üçüncü derecede yakınlığı olan herkes muhataptır.  Sorunun çözümüne fani insanlar olarak sadece sebep olabiliriz. Kesin biz çözeriz diyen doğru konuşmuyordur. Sorunu da çözeceğine çıkmaz hale koyar.

Sorunun çözümünde katkısı olacak herkesin desteği ön yargısız bir şekilde ele alınmalıdır. Kimse dışlanmamalıdır. Masaya oturmadan önce önkoşul öne sürerek masaya oturmazlık yapılmamalıdır. Allah rızası için herkes karşılıksız olarak paylaşımcı olursa sorun diye bir şey ortada kalmaz. Belki, öz değerlerimizden verdiğimiz tavizlerden dolayı bir süre daha bir bedel ödeyeceğiz. Ama bu bedel büyürse kimse altından kalkamaz. Barışı sağlamak ise başka kuşaklara kalır.

 

 

 

 

Bu haber toplam 490 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Diyarbakır'da Buğday Ekili Tarla Kül Oldu24 Haziran 2017 Cumartesi 06:03
  • Silvan’da Tader’den Ramazan Yardımı24 Haziran 2017 Cumartesi 06:03
  • 40 Yetim ve Öksüz Çocuk Sevindirildi24 Haziran 2017 Cumartesi 06:03
  • Büyükşehir’den Bayram Tedbirleri24 Haziran 2017 Cumartesi 06:03
  • “Babalar Arası Tavla Turnuvası”24 Haziran 2017 Cumartesi 06:03
  • Çevreci İmamdan Süzgeçli Vaaz24 Haziran 2017 Cumartesi 06:03
  • Bağlar Belediyesi Bir Mahallenin Daha Yolunu Yaptı24 Haziran 2017 Cumartesi 06:02
  • Batman’da Umreye Gönderilecek 4 Kişi Kurayla Belirlendi24 Haziran 2017 Cumartesi 06:02
  • Mardin’de Kaçakçılık Operasyonları24 Haziran 2017 Cumartesi 06:02
  • Arazi Kavgası Kanlı Bitti: 3 Yaralı23 Haziran 2017 Cuma 06:18
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim