• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Diyarbakır 2 °C
  • Mardin 6 °C
  • Batman 3 °C

VOLKAN ESER'İN YAZISI

VOLKAN ESERİN YAZISI
Merhametin kelime anlamını eminim ki hemen hemen herkes bilir ya da merhamet kavramına kendisince bir anlam yükler. İçinde bulunulan durum ve düşünce yapısı merhamete ne şekilde yaklaştığımızı belirler.

 

HASTAYA MERHAMET İNSANLIK GEREĞİDİR

Merhametin kelime anlamını eminim ki hemen hemen herkes bilir ya da merhamet kavramına kendisince bir anlam yükler. İçinde bulunulan durum ve düşünce yapısı merhamete ne şekilde yaklaştığımızı belirler.

Merhametin sözlük anlamına bakacak olursak; “Merhamet, bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyduğu üzüntü, acıma ve acizlik” olarak ifade edilebilir. Ayrıca merhamet, insanoğlunun dünya mektebinde edinmesi gereken temel ahlaki ve ruhsal kabiliyetlerden biridir. Bu kabiliyetin alt yapısı en iyi şekilde sağlamlaştırıldığında çok büyük bir insanlık manzarası meydana gelir. İnsanlık ve merhamet adına yapacağımız her girişim daha güzel anılmaya başlanır. Netice olarak bizim merhamet kelimesine yaklaşma tarzımız, kendi ruhsal ve psikolojik durumumuzla alakalı bir durumdur. Hayatın her alanında ve her cinse karşı dünya mektebinde edindiğimiz merhamet kabiliyetini ve anlayışını farklı şekillerde uygularız.

 

Edineceğimiz temel ahlaki ve ruhsal kabiliyeti, farklı durumlarda işler hale sokarız. Bunu somut olarak şöyle açıklayabiliriz. Merhamet kabiliyeti, acınacak bir hale gelmiş olması, bir felakete uğramış olması veya benzeri hallere düşmüş olması, ıstırap çeken bir insana acıyarak, o insanın çektiği ıstırabı kendi yüreğinde hissetmesi, ıstırabını paylaşması kişiye, onun başına gelen olaydan ıstırap çekerek edindiği deneyimi aynı olayı yaşamasına gerek kalmaksızın edinme olanağı sağlayabilir.

 

Günümüzde merhametsiz yaklaşımlara şahit oluyoruz. Bu da gösteriyor ki ahlaki ve ruhsal kabiliyetimiz, insanlık kavşağında henüz yol almamış. Şimdi bu örnekleri açalım…

 

Diyarbakır Sur İçi Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, yıllardır tedavisi yurtiçinde olmayan bir hastalığa yakalanmış durumda bulunuyor. Demirbaş, KCK operasyonlarında cezaevine girmişti. Cezaevinden yakalanmış olduğu hastalıktan dolayı hastaneye kaldırıldı. Şu anda da tutuksuz yargılanmaya devam ediliyor. Demirbaş, KCK davasında yargılandığı için yurt dışına çıkma yasağı var. Bu nedenle yıllardır hastalığıyla zor durumlar yaşıyor. Devlettin merhameti, tedaviye ihtiyacı olan ve toplum tarafından sevilen bir başkan için nedense devreye girmiyor. Bu tür durumlarda, merhamet anlayışı ve terbiyesi devreye girmiyorsa ne zaman devreye girecek? Devletin gerekli mercilerine defalarca başvuruldu. Demirbaş’ın tedavisine izin verilsin diye. Yurtdışına çıkma yasağı olduğu için yurtdışına çıkamayan Demirbaş’ın hastalığının tedavisi ülke sınırları içinde yapılmıyor. Tedavi yapılmadığı için de hastalık her geçen gün ilerliyor. Devletin böyle hayatı konularda bu kadar da merhametsiz olması akıl alacak gibi değil. Devlet, gerekli tedbirleri alıp bir vatandaşını yurtdışına tedavi için gönderemiyorsa ne işe yarıyordur. Devletin vatandaşa karşı sorumluluğu nerde kaldı. Devletin merhamet anlayışı nerde kaldı.

 

Başka bir olay ise Sur İlçesinde yaşayan Moray ailesinin içinde bulunduğu dramatik durumdur. Bir yandan yoksulluk, diğer yandan amansız hastalıkla mücadele eden Moray ailesi adeta ölüme terk edilmiş bulunuyor. Moray ailesinin 3 kızı da beyin hastalığına yakalandı. Ailenin en büyük kızı geçtiğimiz günlerde yaşamını yitirdi, diğer iki kardeş ise yatalak vaziyette yaşam mücadelesi veriyor. Yoksulluk nedeniyle çocuklarının tedavisini yapamayan anne Fatma Moray, ise feryat ediyor. Hasta kızlarının günden güne eridiğini ve kendisinin de bu durum karşısında hiçbir şey yapamadığını belirten acılı ve çaresiz anne, ‘’ En büyük kızım bu hastalık yüzünden öldü. İki kızımın beyninde de Timur var. Her ikisi yatalak durumda gücüm yok. Allah’ını seven bize yardım etsin. Kimseden para istediğimiz yok. Sadece çocuklarımın tedavisini yapsınlar‘’ diye feryat ediyor.

Şimdi bu aileye merhamet elleri uzatılmayacak mı? Ailede hasta olanlar kaderleriyle baş başa mı bırakılacaklar? Hastalığın tedavisi için gerekli olan maddi yardımı devlet yapmayacak mı? Aileden biri aynı hastalıktan dolayı yaşamını yitirdi. Devlettin merhamet terbiyesi, diğer hasta olan kızların da ölmesini mi bekliyor? Herkes biliyor ki bu sorumluluğun altından kimse kalkamaz. Hele özellikle de vatandaşların rahat ve sağlıklı yaşamaları konusunda sorumluluk sahibi olanlar.

Başkasına acımayan insan, her şeyden önce, kendisine acınacak biçaredir. Acımayan insan, sevemez. Acımayan insan, fedakar olamaz. Acımayan insan, yararlı olamaz. Acımayan insan, duygulanamaz ve içlenemez. Duygulanamayan, içlenemeyen insan, güzelliği bilmez, güzellikleri görmez. Güzellikleri görmeyen ise hayattan lezzet almaz.

Devlet de aynı açıklamalara tabi tutulur. Sosyal devlet anlayışıyla herkese eşit mesafede olmalıdır. Fakir ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız olarak gereken neyse yapmalıdır. Merhamet isteyene merhamet elini uzatmalıdır. Sorumluluklarının bilincinde olarak vatandaşların isteklerini karşılamalıdır.

Abdullah Demirbaş’a yurtdışında tedavi olması için gereken iznin verilmesi gerektiği gibi kızları hastalıktan ölen çaresiz anneye de gereken yardım neyse yapılmalıdır. Daha güzel bir ülkede yaşamak için kimse imkansızlıktan dolayı ölmesin. Varsa bir imkansızlık onu da devlet gidersin. Bir zahmet…

Bu haber toplam 604 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 21 | Haber Scripti: CM Bilişim