• BIST 109.330
  • Altın 155,910
  • Dolar 3,8589
  • Euro 4,5402
  • Diyarbakır 2 °C
  • Mardin 6 °C
  • Batman 3 °C

VOLKAN ESER'İN YAZISI

VOLKAN ESERİN YAZISI
Onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, kültürel ve tarihi zenginliğiyle ulaşılmaz bir hazine değerindedir.

 

MEDENİYET İÇ KALEDE ÇİÇEĞİNİ AÇTI

Onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır, kültürel ve tarihi zenginliğiyle ulaşılmaz bir hazine değerindedir. Diyarbakır’da hüküm süren her medeniyet kendilerine ait imgesel anlamı olan eserleri bırakmayı ihmal etmemiştir. Çok cömert bir şekilde katkılarını memleketimize esirgemeyen medeniyetlerin başında da İslam medeniyeti geliyor.

İslam medeniyeti, Hz. Ömer halifeliği sırasında Bizans İmparatorluğu Heraklius bulunuyordu. İslam orduları da Yermük savaşıyla Heraklius’u yenerek Suriye’yi fethetti. Bu savaşın akabinde sekiz bin kişilik İslam ordusu yaklaşık bine yakın sahabeyle beraber Kuzey Mezopotamya bölgesinin fethi için İlyas Bin Ganm ve Halid Bin Velid komutasında harekete geçmiş. Diyarbakır’a gelen İslam orduları şehri sardılar. İç Kalenin bulunduğu tarafta keşif yapan Halid Bin Velid, gizli bir su deliğini görür. Deliği genişleterek oradan içeri gidilebileceğini anladı. Yaklaşık 30 sahabe sadece kılıç ve hançerleriyle delikten iç kalenin içine girdiler. Dışarıda zorlanan kale kapısı içerdeki yardımla beraber İslam ordusuna açıldı. Böylece Diyarbakır, 639 yılında fethedildi. Halkın silahları toplanarak kendilerine iyi muamele edildi. Hiç kimse İslam dinine zorlanmadı. Buna rağmen halk kendi isteğiyle İslamiyet’i kabul etti.

Fetih işleri yapıldıktan sonra İslam medeniyeti şehre eserlerini ve kültürlerini katmaya başladı. 639 yılında yapılan Diyarbakır fethine kadar şehrimiz, Bizans’ın elindeydi. Yöneticilik, askerlik ve hukuk konusunda çok ileri olan Bizans İmparatorluğunun Diyarbakır’ın hazinesine değer katmıştır. Bizans değerleriyle beraber İslam değerleri de şehrimizi herkesin ele geçirmek isteyeceği bir hazine konumuna geldiğini biliyoruz. Medeniyetlere ev sahipliği yapan Diyarbakır ve özelinde de İç kale çok önemli bir değere sahiptir. Bu şehri ele geçirenler, İç kaleyi merkez olarak kulanmış ve hâkim noktada olması sebebiyle fethedilmesi çok zordu. İç kalenin tarihi yapısına da baktığımız zaman farklı medeniyetlerden izler görmemiz imkânsızdır. Başta İslam medeniyeti ve Bizans’tan çok çokça kalıntılar görebiliriz. Bunlara dayanarak iç kalenin bizim için değeri çok büyük olmalıdır.

Böyle bir güzelliğin sınırlarımız içerisinde bulunması, ülkemize ayrı bir güzellik katıyor. Ama asırların vermiş olduğu yıpranmayla iç kalenin tarihi dokusuna zarar vermeyecek şekilde restorasyon çalışmaları eksiksiz olarak yapılmalıdır. Yapılması gerekiyordu. Yapılmaya çalışılıyor; fakat nedense 2-3 yılda bitirilecek restorasyon çalışmaları 11 yıldır devam ediyor. Bu büyük bir ayıp olmakla beraber büyük bir sorumsuzluktur. 11 yıldır yapılması planlanan restorasyon çalışmaları gerekli olan bütçe ayrılmasına rağmen bitmiyor. Restorasyon için ayrılan paralar nereye gidiyor bilinmiyor. Denetlemenin olmadığı kesin. Denetleme olmuş olsaydı ve bir şehirde görünmeyen babalar olmamış olsaydı eminim ki restorasyon çok çabuk bitmiş olacaktı.

Mevcut hükümet, bölgede hizmete ağırlık vermeye başladı. Bunların başında da Diyarbakır’daki tarihi yerlerin restorasyon çalışmaların ayrı bir önem veriyor. Gerekli olan bütçe neyse tekrardan ayrılmış. Çalışmalar son dönem de hareketlenmeye başlasa da istenen seviyede olmadığı çok açık. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, geçen günlerde Diyarbakır’a geldi. Geldiği gibi ayağının tozuyla İç kaledeki restorasyon çalışmalarını denetledi. Çalışmalarının istendiği hızlılıkta ve kalite yapılmadığını üzülerek gördü. Sorumlulara gereken fırçayı attı. Ama İç kaleyi kastederek “Burası benim ömrümü yedi” dedi. Bakan, çok haklıydı. Yıllardır yapılmak istenen restorasyon hala da yapılmaya çalışılıyor. Böyle bir sorumsuzluk karşısında kim muzdarip olmaz ki.

İç kalenin tarihi ve güzelliği medeniyet değerlerine zarar vermeden ve yenilenmesi çok zaruridir. Halk, istediği gibi iç kaleye gidip istediği şekilde tarihle ve orada yaşamaya devam eden medeniyetlerle arkadaşlık kuramıyor. Bunu gören Bakan, Belediye Başkanı ve halk kim olursa olsun tepki veriyor. Geçen gün Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş da sorumsuzluk karşısında patladı. Denetimlerin yetersiz olduğunu ve gereken ilgi ve alakanın gösterilmediğinden şikâyet etti. Bakan nasıl haklıysa Başkanımız da öyle haklıdır. Sorumluların sorumlulukların bilincinde olması gerekiyor. Verilen işi zamanında ve istenen kalitede yapmaları ise vatandaşlık borcudur.

Değişik medeniyetlerden izler bulacağımız iç kale Diyarbakır’ın tanıtımı konusunda çok önemli bir yer olabilir. Turist sayısında olacak olan her artışta iç kalenin büyük payının olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Aynı sorumluluk iç kaleyle sınırlı kalmalıdır. Diyarbakır’ın dört bir tarafında bulunan bütün eserlerin gelişmeye etkisi var ve bu eserlerin onarımında da aynı hassasiyet gösterilmelidir.

Bu haber toplam 870 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
yılmaz acu
25 Eylül 2011 Pazar 23:40
teşekkürler
sn.volkan eser kardeşim teşekkürler çok güzel bir köşe yazısı tebrik ederim başarıların devamını diliyorum selamlar
212.156.88.158
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 21 | Haber Scripti: CM Bilişim