• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Diyarbakır 19 °C
  • Mardin 24 °C
  • Batman 17 °C

VOLKAN ESER'İN YAZISI

VOLKAN ESERİN YAZISI
Yaşananlar karşısında şaşırmamak elde değil. Olaylar o kadar hızlı bir şekilde cereyan ediyor ki olanlara şaşkınlık ve hayretler içerisinde tanık oluyoruz.

 

 Yaşananlar karşısında şaşırmamak elde değil. Olaylar o kadar hızlı bir şekilde cereyan ediyor ki olanlara şaşkınlık ve hayretler içerisinde tanık oluyoruz.

Her sabah kalktığımızda farklı ve ilginç bir olayla karşılaşmamak elde değil. Bir sabah kalkıyorsunuz bir yerde patlayan bomba veya mayın sonucu yaşamını yitiren gençler bu dünyaya veda etmiş. Başka bir sabah kalkıyorsun ölümlerinden bile haberdar olmadığımız onlarca işçi alınmayan önlemlerden dolayı yaşamını yitirdiğini bir gazetenin manşetinde görerek haberdar oluyoruz. Geçen sabah kalktığımızda ise KCK operasyonlarıyla barışa darbe vurulduğuna şahit olduk.

Kürdistan Topluluklar Birliği'ne (KCK) yönelik geçen gün büyük bir operasyon gerçekleştirildi. Başta İstanbul olmak üzere Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Adıyaman'da yapılan operasyonlarda 151 kişi gözaltına alındı. Ortalık bir anda değişmeye başladı. Oysa barış düşünülüyordu. Barışı düşünmekle beraber güzel günler de düşleniyordu her şeye inat.

BDP Mecliste yemin ettikten sonra KCK dalgası yapılır mı? Böyle yapıldığı zaman bütün iyi niyetler heba edilmiş olamaz mı? Yıllardır hasretini çektiğimiz barışa operasyonları çarparak yeşermeye hazır umutlarımızı neden gün yüzünü görmeden toprağın dibine tekrardan gömüyorlar.

Barışa gelecek müdahale her ne olursa olsun düşünülmeden yapılmamalıdır. Yapıldığında zararını halk çekiyor. Çözülmesi planlanan Kürt sorununu da çözülmez kör düğüm haline getirir. Yapılan bütün mücadele, özgür ve eşit olan bir ülkede beraber yaşamak için değil mi? Kimsenin kimseden üstün olmadığı bir ülke düşünmeyi bize fazla görenler barışa dair sinyaller gördüklerinde ne kadar kötü emelleri varsa hepsini sahneye koymalarını hangi insanın vicdan mahkemesi kabul eder. Nihayetinde de muvaffak oluyorlar. Her istediklerini menfaatlerine ters düşmeyecek şekilde yapabilenler, hayatlarımızı satın almışlar haberimiz yok. Bizi bir topaç gibi avuçlarının içine alarak istedikleri gibi oynuyorlar. Referansları genellikle halk oluyor. Halkı ön plana atarak her ne istiyorlarsa yapıyorlar. Tatmin olmayan egolarını ve kibirlerini yaptıklarıyla da halka pahalıya mal ediyorlar.

Ülkenin temel sorunu olarak görülen Kürt sorununun zor bir kavşaktan geçtiği bu günlerde sorunun muhatabı olan BDP’nin üyelerini ve çalışanlarını göz altına almak, akla ziyan bir sonuçtur. Böyle bir operasyon ne kadar meşru olursa olsun barışa zarar verir. Alınması düşünülen yolu bozar. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kürt sorununu çözmede yerimizde saymaya başlarız.

Kürt sorunun çözümünde yeteri kadar desteği olan hükümet KCK operasyonlarıyla ne kadar yanlış yaptığını herhalde fark etmemiş. Ya da neyin ne olduğunu bizden daha iyi biliyorlar. İkincisi bana daha yakın geliyor. Yani hükümet her şeyi açık bir şekilde hesaplamış ona göre hareket ediyor. her şeyi kendi işine nasıl yarıyorsa öyle hareket ediyor. Böyle bir durumda şu anlaşılıyor: barış için verilen mücadeleler, boşa veriliyor demektir. Kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yok. Olmayacak bir barışa da amin denilmez. Şartlar oluşmamışsa veya barışı sağlayacak liderler duygularına esir olup mantıklı düşünemiyorlarsa pek ala normal karşılanır. Bu nedenle, barış için her şey uygunluğunu koruyorken KCK operasyonları iyi niyetleri de zorluyor.

Şimdi diyeceksiniz ki operasyonları hükümet mi yapıyor, hükümet, her seferinde ve herkes tarafından hedef tahtası haline getiriliyor. Böyle bir süreçten geçiliyorken, hükümet tansiyonu düşürecek çalışmalar içerisinde bulunacağına, yapılan KCK operasyonlarına da göz yumuyor. Operasyonların önüne geçecek kadar gücü var herhalde. Buna rağmen KCK operasyonları yapılmaya devam ediliyorsa gelmesi beklenen barış kusura bakmayın daha çok geç kalacak. Kısacası herkes, elini taşın altına koyarak sorumluluk almalıdır. Müzakere için masaya oturacak olan taraflar arasında böyle sorunlar vuku bulursa o masada hiçbir sonuç alınmadan sorunlar var olmaya devam edecek.

Siyasiler, meseleyi çözeceklerine güç gösterisine girmeye kalkışırlarsa eğer bu mesele yeni bir kuşak gelene kadar çözülmez. Ama gururlarını, kibirlerini, milliyetçiliklerini ve egolarını bir kenara bırakıp barışın gelmesi için çaba gösterdiklerinde görülecektir ki yıllardır çözülemeyen Kürt sorunu büyütüldüğü kadar değil. Kürt sorunun çözülmesi için siyasal muhatap olarak düşündüğümüz bir siyasi parti yöneticilerini zindana atarak bir sonuca varılacağını düşünüyorlarsa daha çok düşünülür. Hükümetin veya operasyon emrini veren savcıların da kendilerince haklı nedenleri olabilir. Ama ne kadar haklı nedenleri de varsa böyle bir sorun karşısında haklı nedenleri gölgede kalır, belki haklı oldukları halde haksız duruma düşecekler. Öyle de oldu. Yapılan operasyonlar her taraftan bir siyasi operasyon olarak tepki aldı. Hükümetin de belki bu konuda acizliği var. Buna rağmen hükümet suçlu duruma düşüyor. Yapılanlar hükümete mal ediliyor.

Anlayacağınız mesele çok önem arz ediyor. kim ne yapıyorsa ve hangi adımı atıyorsa çok dikkatli atmalıdır. Sorunun kolay kolay çözülmeyeceğini şundan anlıyoruz. Kendini büyük gibi gören insanlar, bir mesele karşısında gösterdikleri acizlikle yıkılıyorlar. Mesele sorunun büyüklüğünde değil, mesele sorunla uğraşan insanların küçüklüğüdür, acizliğidir ve kusurlu olmalarıdır.

Bu haber toplam 626 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 20 | Faks : 0412 228 38 22 | Haber Scripti: CM Bilişim