• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Diyarbakır 5 °C
  • Mardin 12 °C
  • Batman 2 °C

VOLKAN ESER'İN YAZISI

VOLKAN ESERİN YAZISI
Van halkının yaşadığı 7,2 şiddetindeki acıyı bizler de yüreğimizin derinliklerinde hissediyoruz. Onlar kadar bizim de yüreğimiz yandı, içimiz sızlandı.

 

İNSANLIK SINIRLARI DIŞINA ÇIKMAK

Van halkının yaşadığı 7,2 şiddetindeki acıyı bizler de yüreğimizin derinliklerinde hissediyoruz. Onlar kadar bizim de yüreğimiz yandı, içimiz sızlandı. Bu duyarlılık sadece bir bölgeye ve bölgede yaşayan insanlara ait değil. Bu duyarlılık başta Türkiye’nin dört bir tarafında olan yerler ve dünyanın dört bir tarafında bulunan yerler için aynıdır. Van’da yaşamını yitiren insanların yaşadığı yer ve millet olarak göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi ancak insanlıktan nasibini alamamış olanlar yapar.  Yaşanan deprem faciası için yüreği yanmayan hatta ve hatta bu depreme sevinen kendini bilmiş cani insanlar var. Bu insanlar, insandan öte hayvan statüsünün mensuplarıdır. Bunlara insan demek, insanın kutsal mertebesine yapılmış bir haksızlık olur.

Türkiye’nin önemli bir haber kanalı spikeri ‘Deprem her ne kadar Van'da da olsa hepimiz üzüldük" diyor. Bir başka TV’de kadın programı sunan kendini bilmiş cahil, ‘Polise taş atacaksın sonra gel bana yardım et diyeceksin. Herkes haddini bilecek’ diyor. Sadece bu kadar mı?

İnternet sitelerinde inanılması güç yorumlar. Sevinenler bayram edenler. Bunlardan bazıları, yaşadığımız acıyı daha derin bir hal almasına çalışıyorlardı. Bazıları akıl almaz bir edayla “Teröre destek verirlerse böyle olur” diyordu. Bazıları acı olaydan sonra hükümete karşı kullanılacak malzeme peşindeydiler. Bazıları “Ağlama sırası onlarda” diyorlardı. Bazıları ise sözde biraz daha insaflı bir tavır takınıp “Türk’ün nasıl bir millet olduğunu gösterelim, Van’a yardım edelim” diyorlardı. Bir kesim de “Hükümetin yapamadığını Allah yapıyor” diye yazıyordu.

Ne bu şiddet, ne bu celal, ne bu yıllardır beraber aynı topraklar üzerinde yaşamış olan Türk ve Kürt arasındaki kindarlık. Buna bir anlam veren var mı, yoksa söylenenler kuru bir ezberden başka bir şey değil mi? Özellikle sanal medya üzerinde yaşanan bu akıl almaz ifadeler bizleri insanlıktan uzaklaştırıyor. Yazık değil mi? Paylaşamadığımız neler var ki? Eminim ki yaşananlar ve söylenenler düşünülmeden sarf edilen sözlerdir. Çağ atlatıyoruz derken, eğitin şartlarını Avrupa standartlarına getiriyoruz derken, düşünceli ve demokratik yeni bir nesil yetiştirelim derken yoksa farkında olmadan insanlıktan nasibini almamış ve sanal terbiyeyle yetişmiş olan bir nesil mi yetiştiriyoruz? Korkarım ki başımıza gelecek olan en büyük bela olan sanal terbiye nesli başımıza büyük facialar getirecektir. Depremden daha kötü sonuçlar doğuracak olan bu sanal terbiye, bizleri uçurumun kenarına yavaş yavaş götürerek toplu intihara sevk edecektir.

Sanal alemde ve televizyon aleminde şahit olduğumuz bu vicdan parçalanmalarının önüne kim ve nasıl geçecektir? Merhametten yoksun akıl sarhoşluklarını ne iyileştirecektir? 21.yüzyılda bunca imkana rağmen büyük bir cehaleti yaşıyoruz. Bu cehalet, 21. yüzyılın insanoğluna kötü bir armağandır. Beyinlerin donduğu ve aklıselim davranmanın artık bir anlam ifade etmediği bir devirde yaşıyoruz. Bütün bunlar bizleri biraz da olsa insanlığımızdan şüphe edecek duruma getirmesi lazım.

Geldiğimiz zaman dilimi, oğlun babaya rağbet etmediği kötü bir zaman olarak tarihe geçecektir. Yakınlık ilişkisi bu kadar yakın olan baba-oğul arasında var olan bu sınırlı ilişki diğer insanlarla kıyaslandığında çok vahim bir durum ortaya çıkacaktır. Bir de milliyetçilik gibi büyük bir canavar dost düşman demeden herkese çarpıyor. Yıllardır, dost olan insanlar arasına fitne tohumlarını ekiyor. İnsanın en aciz olduğu durumlar da bile insanın kötü düşünceleri insanı derinden rahatsız ediyor. Bunu bu çağda fark edemeyeceksek hangi çağda fark edip kendimize çeki düzen vereceğiz.

Yaşanan deprem faciası sonrası duyarlı insanların çıkardığı sesler, duyarsız ve kendini bilmiş insanların çıkardığı sesler karşısında cılız kaldı. Yapmayın etmeyin haykırışlarına bile hakaretlere varılan cevaplar verildi. Yaşanan acı, sırayla insanların başına gelmesi mi gerekiyor? Allah aşkına, düşünce tarzımızı bir süzgeçten geçirelim. Kullandığımız kelimelere ve ifade ettiğimiz sözlere dikkat edelim. Silahların öldüremediği dost insanları kötü ve bilinçsizce söylenmiş sözler öldürüyor.

Ülkemiz, büyük fay hatlarının geçtiği güzergâhta bulunuyor. Bu fay hattında meydana gelebilecek bir kırılma veya enerji dengesizliği şehirleri alt üst edebilir. Bunun ne zaman olacağını da kimse önceden öngöremez. Allah’tan başka!

Peki! Allah’tan başka kimsenin bilmediği bu doğal faciaları bir ders verilmiş gibi göstermek veya yapılanlara bedel olarak göstermek gerçekten büyük bir cehaleti mesaj veriyor. Birilerinin işine karışmamız yetmiyormuş gibi ne cüretle Allah’ın işine de karışmaya çalışıyoruz. Nerede neyin ne olacağını bilmiş olsaydık veya olanların niçin olduğunu bilmiş olsaydık bizi ermişler sınıfına koyarlardı. Acizliğimizin farkında değiliz. Buna rağmen kendimizi bir şey hissediyoruz. Bunu bile göremeyen akılları iflas etmiş faniler var. Allah, onları ıslah etsin.

Bu haber toplam 525 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Güneydoğu Güncel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0412 228 38 21 | Haber Scripti: CM Bilişim