Bugun...



Söz ve Sorumluluk

Bu hafta Cuma Sohbetinde İl Müftü Yardımcısı Mahmut YILDIZBAŞ ile ‘Söz ve Sorumluluk’ konusu hakkında söyleşi de bulunduk.

facebook-paylas
Tarih: 14-01-2022 00:12

Söz ve Sorumluluk

İslamiyet’in insanın iyi fıtratına sahip çıkıp, hem dünyada hem ahirette mutlu, huzurlu ve güven içinde olmasını istediğine işaret eden Yıldızbaş, “Bunun için mümin, yaptığı amellerinin, hayır ve hasenatının değerini bilip ahirette boşa gitmemesi ve zayi olmaması için sözlerine ve davranışlarına dikkat etmelidir. Kötü ahlak ve davranıştan sakınmalıdır” dedi.

Yıldızbaş, Müslüman bir kişi söylediği sözlerin ya lehinde ya da aleyhinde olduğunun bilincinde olması gerektiğine değinerek, “Fani olan bu dünya hayatında ebedi olan ahiret hayatını kazanacak söz ve davranışlar içinde olması lazımdır. Bu itibarla, müminin, dinimizin yasakladığı, gıybetten, sû-i zandan, yalandan, iftiradan, laf taşımaktan vb. kötü hasletlerden uzak durması göstereceği en güzel davranışlardandı” diye konuştu.

İl Müftü Yardımcısı Mahmut YILDIZBAŞ ile yaptığımız söyleşinin detayı şöyle;

Allah (c.c.), insanı en güzel biçiminde ve fıtratında (tabiatında) iyilik olacak şekilde yaratmıştır. İnsan bu tabiatını güzel ahlaka sahip olmakla korumaya çalışmaktadır. Kişi iyilik yönünü unutur ve hatalar yaparsa ahlakı kötüleşir ve sahibi olduğu iyilik yönünü korumaz bir duruma düşmektedir.

Dinimiz İslam, insanın iyi fıtratına sahip çıkıp, hem dünyada hem ahirette mutlu, huzurlu ve güven içinde olmasını ister. Bunun için mümin, yaptığı amellerinin, hayır ve hasenatının değerini bilip ahirette boşa gitmemesi ve zayi olmaması için sözlerine ve davranışlarına dikkat etmelidir. Kötü ahlak ve davranıştan sakınmalıdır.

Müslüman, her zaman Allah (c.c.)’ın gözetimi altında olduğu, dünyada yaptığı iyilik ve kötülüğü göreceği ve buna karşın ahirette hesaba çekileceğinin şuurundadır. Bu nedenle ayet ve hadisler bize, dünyada kazandıklarımızın ahirette heba olmaması için yol gösterip tavsiyelerde bulunmaktadır. Dünyada ve ahirette insanı ve özellikle de Müslüman’ı sıkıntıya sokan ve uzak durması gereken hasletlerden bazılarını şu şekilde ifade edebiliriz:

1. GIYBET/DEDİ-KODU ETMEK

Gıybet etmek, dinimizin yasakladığı, güzel ahlakı bozan ve ahiret vebali ve kul hakkını içeren kötü ve günah bir davranıştır. Bundan dolayı Allah (c.c.) gıybet etmenin kötü bir davranış olduğu hakkında şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, birbirinizin gıybetini yapmayın.” (Hucurât, 49/12). Gıybet etmek, kötü bir haslet olduğu için manevi vebali de çok büyük olduğu konusunda Allah (c.c.), yukarda zikrettiğimiz ayetin devamında şöyle buyurmaktadır: “Sizden birisi, ölmüş olan kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? Bak bundan tiksindiniz! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.” (Hucurât, 49/12).  Hz. Âişe (r.a.) şöyle anlatır: Bir gün Hz. Peygamber (s.a.v.)’e: “Ey Allah’ın Resûlü, şöyle şöyle olan Safiyye sana yeter!” demiştim. -Bu hadisi rivayet eden bazı ravilere göre, Hz. Âişe (r.a.), bununla, Hz. Safiyye (r.a.)’nin kısa boylu oluşunu kastetmiştir- Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.): “(Ey Âişe), öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denizin suyu ile karışsaydı onu dahi bozardı.” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Edeb, 35; Tirmizî, Sıfâtü’l-kıyâme, 51).

Dinimiz İslam’ın uygun görmediği ve Müslüman bir şahsiyette bulunmaması gerektiğini ifade ettiği gıybet nedir, nasıl anlamımız gerekiyor? Gıybetin, ne anlama olduğu konusunda, Hz. Peygamber (s.a.v.), ashab-ı kirama şöyle bir soru yöneltti: “Gıybet nedir, bilir misiniz?” Sahabe-i kiram: “Allah ve Resûlü daha iyi bilir” dediler. Hz. Peygamber: “Gıybet, din kardeşini hoşlanmadığı bir şey ile anmandır.” buyurdu. “Söylenen ayıp eğer o kardeşimde varsa, ne dersiniz?” diye soruldu. “Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin;  yoksa, o zaman  ona iftira ettin demektir,” buyurdu. (Müslim, Birr 70).

Dünya hayatında insanların gıybetini yapanların ahirette karşılaşacağı cezanın dehşetli tablosunu Enes b. Malik (r.a.)’in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle ifade edilmektedir: Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mirac’a çıkarıldığımda bir topluluğun yanından geçtim. Bunlar bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı.” Bunun üzerine: “Ya Cebrail, bunlar kimdir?” dedim. Cebrail: “Bunlar, insanların etini yiyen (gıybet eden)ler, onların şereflerine ve onurlarına ilişenlerdir.” dedi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 35).

Dil bir nimettir. Allah (c.c.) dil nimetini, kendisini zikretmek, hak ve hakikati anlatmak, hayır ve iyilik konuşmak, nimetlerine karşı şükretmek ve insanlarla gerekli iletişimi kurmak için vermiştir. Mümin bir şahsiyete düşen vazife, dil nimetinin değerini bilip ona göre hareket etmek ve insanların gıybetini etmemektir. Çünkü ahirette dil de dahi her nimetten hesaba çekileceğiz. Allah (c.c.) bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Nihayet o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz.” (Tekâsür, 102/8). Müslüman, dilinden zarar görülmeyen, konuştuğunda iyilik üzerine konuşan, faydasız olan hususlarda susan ve diline sahip çıkan örnek bir kişiliğe sahiptir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Müslüman, Müslümanların, onun elinden ve dilinden güven içinde olduğu kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 5; Müslim, Îmân, 65,66); “Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.”( Buhârî, Edeb, 31; Müslim, Îmân, 74).

2. SÛ-İ ZÂN/KÖTÜ ÖNYARGIDA BULUNMAK

Zan, hakkında kesin bilgi sahibi olmayan bir hususta ön yargıda bulunmaktır. Bu da hüsn-ü zan ve sû-i zan olmak üzere ikiye ayrılır. Hüsn-ü zan: Bir kişi hakkında iyi düşünceye ve yargıya sahip olmaktır. Mesela; bizi her gördüğünde selam veren birisinin, günün birinde bize selam vermeyip önümüzden geçmesi durumunda, “Demek ki bir şeye dalmış  veya beni görmedi, ondan dolayı selam vermedi.” şeklinde bir düşünce ve yargıda bulunmak hüsn-ü zana bir örnektir. Su-i zan: Bir kişi hakkında kötü düşünceye ve yargıya sahip olmaktır. Bizi her gördüğünde selam veren birisinin, dalgınlıktan dolayı bize selam vermeyip önümüzden geçmesi durumunda, “Gördüğü halde selam vermedi. Bu arkadaşım değişmiş, Kibirli ve gururlu olmuş.” şeklindeki bir düşünce ve yargı sahibi olmak  su-i zana verilebilecek bir örnektir.

Dinimiz İslam, sû-i zan etmeyi uygun görmemiş ve onun bir günah olduğunu ifade etmiştir. Müslüman bir kişinin bu kötü hasletten uzak durması gerekiyor. Allah (c.c.) sû-i zandan uzak durulması gerektiği hakkında şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır.” (Hucurât, 49/12). Hz. Peygamber (s.a.v.) sû-i zandan sakınılması gerektiği hususunda şöyle buyurmaktadır: “(Sû-i)zandan sakının. Zira zan, sözlerin en yalanıdır.” (Müslim, Birr, 46; Buhârî, Nikâh, 46). Resulullah (s.a.v.) Tebük’te cemaat içinde otururken: “Ka’b b. Mâlik ne yaptı?” dedi. Bunu üzerine Benî Selime’den bir adam: “ Ya Resulullah! Giysilerine ve boyuna, posuna bakıp gururlanması, onu alıkoydu.” deyince Muâz b. Cebel(r.a.) ona: “Ne kötü bir söz söyledin.” dedi. (Sonra Hz. Peygamber’e dönerek) “Vallahi, ya Resulullah, Ka’b hakkında iyilikten başka bir şey bilmiyoruz.” dedi. Resulullah (Muâzb. Cebel’in bu düşüncesini hoş görerek) sustu. (Buhârî, MegâzÎ, 80; Müslim, Tevbe, 53).

Müslüman, diğer Müslüman kardeşleri hakkında iyi niyet (hüsn-ü zan) beslemelidir. Zira bu dinimizin gereğidir. Ayrıca fitnenin def’i böyle bir tutumu gerekli kılmaktadır. Birbirimiz hakkında iyi düşünmeli ve birbirimize müminler olarak güvenmeliyiz. İmam Gazzalî, sû-i zannı ‘kalp ile gıybet’ şeklinde tanımlamış; ‘bir kimsenin ayıbını, insanın kendi kendine söylemesini’ bile reddetmiş; kalp ile gıybeti, ‘gözü ile kötü bir şeyi görmeden, kulağı ile duymadan, bir kimseye sû-i zanda bulunmak’ şeklinde tarif etmiştir. (Gazzalî, Kimyayı Saadet, s.388, Merve Yayınları, İstanbul).

3. YALAN SÖYLEMEK

Yalan söylemek, olmayan bir durum hakkında, insanlara varmış gibi söylemek ve inandırmaya çalışmaktır. Yalan söylemek, insanları aldatmaktır. Hakkı ve gerçekliği gizlemektir. Bu kötü haslete sahip olan ilk varlık şeytandır. Bundan dolayı dinimiz İslam, yalan söylemeyi kötü bir davranış olarak görmüş ve Müslüman bir şahsiyette olmaması gereken bir davranış olduğunu ifade etmiştir. Allah (c.c.) bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır: “…Yalan sözden sakının!” (Hac, 22/30). Yalan söylemenin kötülüğü hakkında Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Yalan kötülüğe, kötülük cehenneme götürür. İnsan yalancılık yapa yapa, nihayet Allah katında yalancılardan yazılır.” (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103-105).

Müslüman, dürüst, doğru sözlü ve güvenilir bir kişidir. Bu sebeple bu mümtaz kişiliğini bozacak olan yalan söylemekten ve bu kötü hasletten uzak durması gerekir.

4. İFTİRA ATMAK

İftira kelimesi, sözlükte “yalan söylemek, uydurmak, asılsız isnatta bulunmak” gibi manalara gelip, terim olarak “bir kimseye asılsız olarak suç, günah yahut kusur sayılan bir söz, davranış veya nitelik isnat etmek” anlamında kullanılmaktadır.

Dinimiz İslam’a göre iftira, “Allah’a iftira atmak” ve “insana karşı iftira atmak” olmak üzere genelde iki kısma ayrılmaktadır. Bu her iki iftira şekli de günah olarak görülmüş ve ahiret vebali olduğunu ifade edilmiştir. Allah (c.c.), kendisine karşı iftira atanlar hakkında şöyle buyurmaktadır: “Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? İşte bunlar, Rablerine sunulacaklar ve şahidler: “Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır” diyecekler. Haberiniz olsun; Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.” (Hûd, 11/18). İnsanlara iftira atanların kötü bir davranış içinde olduğu ve bunun ahirette bir vebali olduğu hakkında şöyle buyurmaktadır: “Namus sahibi, bir şeyden habersiz, mü’min kadınlara (zina suçu) atanlar, dünyada ve ahirette lanetlenmişlerdir ve onlar için büyük bir azap vardır.” (Nûr, 24/23).

Hz. Peygamber (s.a.v): “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb: “Bizim aramızda müflis, parası ve malı olmayan kimsedir” dediler. Rasûlullah (s.a.v): “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir.” buyurdular. (Müslim, Birr 59. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 2).

5. SÖZ/LAF TAŞIMAK

Söz/laf taşımak, “nemime” olarak ifade edilmektedir. İslam’da nemime, kötü bir davranış ve günah olarak görülmektedir. Nemime, yani söz/laf taşımak, toplumun birlik ve beraberliğini bozmakta, fitne ve fesadın çıkmasına sebep olmaktadır. Hz. Peygamber (s.a.v.) söz/laf taşıyan kişinin, yaptığı bu davranışın cezası olarak Cennet’ten mahrum kalacağını şöyle ifade etmektedir: “Ara bozmak için laf getirip götüren kimse, cennete giremez.” (Müslim, İmân, 168-170; Buhârî, Edeb, 49, 50).

Hz. Peygamber (s.a.v.), yanından geçtiği iki kabir hakkında: “Bu iki kabirde bulunanlar azap görüyor. Onları azap görmelerinin sebebi büyük (bir günah) değil (sanılsa da), aksine o büyük günahtır: Biri söz/laf taşıyıp koğuculuk ederdi. Diğeri ise idrar temizliğini iyi yapmazdı.” (Müslim, Tahâret, 111; Buhârî, Vudû’, 55).

Sonuç olarak, Müslüman bir kişi söylediği sözlerin ya lehinde ya da aleyhinde olduğunun bilincinde olması gerekir. Fani olan bu dünya hayatında ebedi olan ahiret hayatını kazanacak söz ve davranışlar içinde olması lazımdır. Bu itibarla, müminin, dinimizin yasakladığı, gıybetten, sû-i zandan, yalandan, iftiradan, laf taşımaktan vb. kötü hasletlerden uzak durması göstereceği en güzel davranışlardandı”

 




Bu haber 289 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Diyarbakır Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS

bursa escort bayan görükle bayan escort

bursa escort görükle escort

escort escort bayan escort istanbul adalar escort anadolu yakası escort anal escort arnavutköy escort atakent escort ataköy escort ataşehir escort avcılar escort avrupa yakası escort bağcılar escort bahçelievler escort bahçeşehir escort bayrampaşa escort beşiktaş escort beykent escort beykoz escort beylikdüzü escort beyoğlu escort bostancı escort büyükçekmece escort çapa escort çatalca escort çekmeköy escort erenköy escort etiler escort eyüp escort fatih escort fenerbahçe escort florya escort fulya escort gaziosmanpaşa escort gecelik escort göztepe escort grup escort gülbağ escort güngören escort halkalı escort haramidere escort hasanpaşa escort ikitelli escort iranlı escort ıspartakule escort istanbul masaj salonu masöz bayan japon escort kadıköy escort kağıthane escort kartal escort kayaşehir escort kızıltoprak escort küçükçekmece escort küçükyalı escort kurtköy escort mahmutbey escort maltepe escort merter escort nişantaşı escort ortaköy escort osmanbey escort pendik escort rus escort sahibe escort sancaktepe escort sarıyer escort şerifali escort şile escort silivri escort şirinevler escort şişli escort şişli masöz suadiye escort sultanbeyli escort sultangazi escort taksim escort topkapı escort türbanlı escort tuzla escort ümraniye escort üsküdar escort zenci escort zeytinburnuescort izmit escort porno izle eskort seks hikayesi hd porn İstanbul escort bayan
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI YUKARI