Bugun...


Abdurrahman SEVGİLİ

facebook-paylas
Yeniden emniyet/güveni tesis etmek
Tarih: 08-01-2022 00:01:00 Güncelleme: 08-01-2022 00:01:00


“Muhammed-ül Emin” Güvenilir Muhammed (sav) unvanı, onu tanıyan her kes tarafından ittifakla kabul görmüş muazzam bir unvandır. El Emin oluşu, yaşantısındaki dürüstlüğü, emanetleri muhafaza edip ihanet etmemesi, verdiği sözü her zaman yerine getirmesi tevatür derecesinde kabul görmüş mümtaz hasletlerdir. Peygamberliğinden önce çocukken de gençken de herkesin güvenini kazanmıştır. Her zaman sözünde  durmuş, kimsenin sırrını  ifşa etmemiş ve hayatı boyunca hiç yalan konuşmamıştır. Peki O’nun ümmeti ne durumda.

 

  Emniyet ve emin olma vasfı sahabe-i kiramda da üst düzeyde mevcuttu. Efendimiz’in yüce ahlaklı ashabı da, aynen Rasulullah gibi güvenilir kimselerdi. Hulefa-i Raşıdin olsun, onların döneminde yaşayan ashabı güzin olsun muteber kimselerdi, itibarlı insanlardı. Tabiin, tebei tabiin, ‘eimmei müçtehidin’, ‘selefi salıhin’ dediğimiz öncülerimizin sözleri hüccetti. Sırdaş ve gönüldaş insanlardı. Asla verdikleri sözden caymaz ve muhakkak söz ve ahitlerini yerine getirirlerdi. Kimseyi kandırmaz, ölçü ve tartıda hile yapmazlardı. Bu itibar ve dürüstlük konusunda sayısız misaller vermek mümkündür.

 

İslam tarihi boyunca güzel ahlak, hak, hukuk ve adalet, insani ve İslami değerler çok büyük ölçüde korunmuştur. Şelçuklu ve Osmanlı tarihine bakıldığı zaman, çok mümtaz şahsiyetler görmek mümkündür. Muhtaç kimselere “Karzı Hasan” ile senetsiz sepetsiz çok rahat bir şekilde borç verilirdi. Son zamanlara kadar büyük ölçüde bu örnek durum devam etmiştir. Yalan konuşmak, verdiği sözü tutmamak, emanete ihanet etmek çok istisnai bir durumdu, ayıptı, suçtu, günahtı.

 

Günümüze geldiğimizde ise durum bir faciadır maalesef. Kimse kimseye güvenmez olmuş, yalan, riya gösteriş adetten olmuş, iki yüzlülük artmış, söz taşımak, gıybet ve dedikodu sıradanlaşmıştır. Her konuşmanın altında bir başka mana arar olmuşuz. Ön yargı, bencillik, haset yaygınlaşmış, yardımlaşma ve dayanışma büyük oranda kalmamıştır. Adalet mefhumu çok yüce değerdir, yerlerde sürünüyor. Aileden tutun cemiyet, cemaat ve toplumlara kadar genellikle durum böyle olmuştur. Bir kuruşluk dünya menfaati için, her şey mübah sayılmış, çağın baş belası, dünya hırsı ve  dünya muhabbeti olmuştur.

 

Eskiden “isar “ diye bir kavram vardı. Yaşandığı İçin literatürde, konuşma dilinde mevcuttu. Günümüzde bırakın isarı, insanlar birbirinin kuyusunu kazmakla meşgul olmuştur maalesef. Osmanlı döneminde bile pek çok isar  örnekleri nakledilir. Başkasının çıkar ve menfaatini kendi çıkar ve menfaatine tercih etmek olan isar, günümüzde bilinmez bir kavramdır, kullanım dilinden çıkmış, sanki böyle bir kavram mevcut değildir. Yaşanmayan bir şey, yok olmaya mahkûmdur. Çok güzel değerlerimiz, bir bir hayattan çekilmekte ve yaşanmamaktadır. Tarihte siftah yapan esnaf, gelen müşteriyi siftah yapmayana yollardı. Günümüzde ise her şey benim olsun, komşum açlıktan gebersin anlayışı hakim olmuş, hırs ve bencillik toplumu kasıp kavurmaktadır.

 

Günümüzde hiçbir şeyin güvencesi yoktur. Milletin Gözü başkasının ırzında, namusunda. Edep ve haya kavramı da isar kavramı gibi tarihe karışmak üzere. İffet ve namus yüce bir değerdir. Rabbimin korunmasını istediği ve “zaruratı hamse” veya “zaruratı diniyye” diye bilinen beş yüce değerden birisidir. Batı bizi en önemli yerimizden, bizden birilerinin eliyle, en mühim değerimizden vurmuştur. Yavaş yavaş edep ve hayayı bitirme noktasına getirdi, güzellik yarışmaları gibi tezgahlarla, tedricen can evimizden vurulduk. Irz düşmanları türedi, zina suç olmaktan çıkarıldı, pek çok ailede   ahlaksızlıklar baş gösterdi, sokaklarda hiç utanmadan, hayasızca davranışlar sergilenir oldu. Bu ahlaki yozlaşmaya dur diyen de kalmadı, neredeyse herkes nemelazımcı, vurdumduymaz oldu. Bu kadar tepkisiz bir dönemi hiç hatırlamıyorum. Namus, iffet ve şeref, edep ve haya maalesef can çekişmektedir.

 

Kul hakkına girmek, yüce Allah’ın yasakladığı rüşvet, hırsızlık, kap kaç ve soygun, ölçü ve tartıda hile yapmak da günümüzün amansız hastalıklarındandır. Medya haberlerinin çok önemli bir kısmı bu tür haberlerdir. Birilerinin çantasını, altınını vb. eşyasını kapmak için ne gerekiyorsa yapılır olmuş, icap ederse muhatap hunharca öldürülebilecek kadar hunharlaşmıştır toplum. Pek çok amansız örneklerle karşılaşmaktayız. Hak ihlalleri o kadar çeşitli hale geldi ki, hepsini saymak mümkün değildir. Toplumda huzur ve güven kalmadı. Neredeyse emin insan kalmadı. Ne can emniyeti, ne mal emniyeti, ne akıl emniyeti ve nede ırz/ namus ve nesil emniyeti. Daha öz bir ifadeyle, her şeyin tek çaresi olan İslam dininin de emniyeti kalmadı. Müslüman bir toplumda, İslam adına çok az şey kaldı. İslam’dan uzaklaştıkça her konuda olduğu gibi, güven konusunda da çözümden ve kurtuluştan uzaklaştık ve uzaklaşmaya devam ediyoruz.

 

Haklı olarak güvensizlik oluşturan çok fazla hadise ve konu vardır. Ancak burada bu kadarını söylemekle yetinip çözüm konusuna biraz değinelim. Peki bu güvensiz ve emniyetsiz ve amansız ortamı değiştirmek mümkün değil mi? Mümkünse nasıl ve ne zaman ve kiminle olur? Bu sorulara birlikte cevap arayalım. Her kes yetki ve sorumluluklarını bilir ve bir an önce ya Allah diyerek toplumu ıslah etmeye, önce bu muazzam yangını söndürmeye başlarsa, zamanla toplumun değişip dönüşeceğine inananlardanım. Hemen olacak demiyorum ancak zamanla muhakkak sonuç alınır diyorum. Topyekün bir güven seferberliği ilan etmek lazım. Fert, aile, cemiyet ve cemaatler, bütün Stk’lar özellikle devlet idaresi, önce böyle bir felaketi kabul edecek. Sonrada kısa, orta ve uzun vadede plan ve programlar yapıp hayata geçirecek. Bilinmelidir ki, birçok hatanın ve hak ihlalinin temelinde “cehalet” yatar. O halde eğitim bu işin esası olmalı. Uzun vadede bilinçli, bilgili, değerlere, insana, hayvanlara ve çevreye ve saygılı nesillerin yetişmesi/ yetiştirilmesi gerekir. Aileler birer okul, okullar aynı zamanda birer aile olmalı. Hem örgün eğitim Kurumları ve hem de yaygın eğitim Kurumları adam akıllı yeniden yapılandırılmalı. En büyük yatırımlar  insan eğitimi ve ıslahı İçin harcanmalıdır. Basın ve diğer kurumlar da eğitim kurumlarına ve ailelere destek olmalıdır. Görev bilinci ve sorumluluk duygusu topluma hakim olduğu zaman dönüşüm başlar. Her kes otokontrol sistemiyle kendisini bir görevli gibi addetmeli, münkere usulünce müdahale etmelidir. Cezalar çok caydırıcı olmalı ancak insanlığa faydalı olma anlayışı da topyekün ülkeyi sarmalıdır. Helal gıda, helal ve temiz rızık neslin yetişmesinde çok önemli olduğu için bu konuya özellikle büyük bir titizlik gösterilmelidir. Okuma alışkanlığı ilkokulda kazandırılmalı, kul hakkı bilinci verilmelidir. Hz. Osman gibi insanların birer iffet abidesi olduklarını, Hz Ömer gibi yiğitlerin adaletini, Abdurrahman b. Avf ve Sıddiki Ekber gibi büyük zevatın cömertliğini… yeni nesle aktarılmalı, İslam Kültürü ile yetiştirilmelidir geleceğimiz olan gençlerimiz, Okullarda öğrencilere İslamın tek çözüm olduğunu anlatarak ve yaşayarak eğitmekle olur. Bunun için idealist ve birer davetçi gibi çalışan gönül ehli, sabırlı, ilgili ve bilgili öğretmenlere şiddetle ihtiyaç vardır. Kısaca yegane çözüm İslam’dır. Tek kurtuluş reçetesi Kuranı Kerim ve Resulullahın sünnetidir. Bu hale düşmüşlüğümüzün de esas nedeni yine İslam dininden uzaklaşmamızdır. İslam’dan uzaklaştıkça battık, yaklaştığımızda ise tekrar Asrı Saadet misali düzeleceğiz. Kendimize, özümüze döndüğümüz zaman taşlar yerine oturur, emniyet ve güvende geri gelir. Ahlak ve maneviyat olduğu zaman, herkes birbirini gerçekten sevmeye başlar. Yardım etmeyi ibadet sayar. Verdiği sözü yerine getirir, getirmemeyi haram kabul eder. Emanete asla ihanet etmez, yalan konuşmaz, komşusu aç olunca tok yatamaz, bir insanı öldürmeyi bütün insanlığı öldürmüş kabul eder, kimsenin malına el uzatmaz, hakkına girmez, rüşvet alıp vermez. Kimsenin ırzına namusuna göz dikmez, Allahtan korkar. İhtiyaç sahiplerine zekat, sadaka verir, infak yapar, karzı hasenle  borç verir, ihtiyaç giderir. Böylece birlik, kardeşlik, sevgi ve özellikle güven ve emniyet oluşur. Rabbim bu güzellikleri bizlere nasip etsin ve oluşumunda, ıslah ve inşasında önemli katkılar vermeyi nasip eylesin. Allah’a emanet olunuz aziz dostlar. Selam ve dua ile.

 

 

 



Bu yazı 4452 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI