Bugun...


Avukat Vedat Yüce

facebook-paylas
SUÇUN MANEVİ UNSURLARI NELERDİR
Tarih: 17-11-2022 00:01:00 Güncelleme: 17-11-2022 00:01:00


Türk Ceza Kanununa göre, suçun manevi unsurları genel olarak, Kast ve Taksirdir. Kast; doğrudan kast ve olası kast olmak üzere ikiye ayrılır. Aynı şekilde Taksir; basit taksir ve bilinçli taksir olmak üzere ikiye ayrılır.

KAST:

Türk Ceza Kanunu m. 21/1’e göre “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” Kast bir kusur şekli değil, haksızlığın işleniş şeklidir. Kastın oluşması için suça yönelik yönlendirici bir iradenin bulunması yeterlidir. Yani kast bir suç tipinin gerçekleştirilmesine yönelik hareket iradesidir. Bu irade bir gayeye ulaşma anlamında değil, sadece iradi olma anlamındadır. Kastın kapsamına dahil olan unsurlara geldiğimiz takdirde ise; bu unsurlar deskriptif veya normatif olabilmektedir. Ancak failin normatif tipiklik unsurunu hukuki anlamda bilmesi gerekmez. Şahsi cezasızlık nedeni ve cezada indirim yapılması gereken şahsi sebepler kastın kapsamında değildir. Bununla birlikte netice sebebiyle ağırlaşmış suçlarda kast, ağırlaşmış neticeyi kapsamaz. Kast, fiilin başlangıcından netice öngörülen suçlarda netice gerçekleşene kadar bulunmalıdır. İcra hareketi başlamadan veya tamamlandıktan sonra mevcut olan kast önemsizdir.

DOĞRUDAN KAST:

Doğrudan kast daha önce de tanımını yaptığımız kasttır. Tekrar tanımlayacak olursak doğrudan kast, bilerek ve istenerek suçun kanuni tanımındaki fiilin işlenmesidir. Örneğin; bir eve hırsızlık amacıyla girilmesi, bir kişiye hakaret edilmesi, bir insana iftira atılması olaylarında kişi bu suçları bilerek ve isteyerek işliyorsa doğrudan kast ile hareket etmektedir. Doğrudan kastta hareketin doğrudan neticelerinin yanında hareketin kaçınılmaz yan neticeleri de kastın kapsamında sayılmaktadır.

OLASI KAST:

Olası kast Türk Ceza Kanunu m. 21/2’de “Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.” şeklinde yer almaktadır. Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere olası kast durumunda faile verilecek ceza azaltılır. Ayrıca olası kastta teşebbüs mümkün değildir, olası kast yalnızca neticeyle belirlenir. Olası kastı yazımızın devamında da değinecek olduğumuz bilinçli taksirden ayıran en net özelliği kabullenmedir. Nitekim her ikisinde de netice öngörülür. Bilinçli taksirde bu netice istenmemesine rağmen olası kastta bu neticeyi kabulleniş söz konusudur. Örneğin, kalabalık bir ortamda birine ateş etmek isteyen bir kimse, hedef gösterdiği kişi dışında başkasını da vurma ihtimali bulunmasına rağmen ateş etmeye devam ediyorsa failin buradaki kastı olası kasttır. Zira burada fail her ne kadar bir kişiye yönelik hedef gözetmiş olsa da, hedef şahıs dışında başkasının da vurulma ihtimalini bilmesine rağmen ateş etmeye devam ediyorsa doğrudan kasıtla hareket ediyordur. Olası kastta olursa olsun şeklinde bir kabullenme mevcuttur.

TAKSİR:

Taksir istisnai bir sorumluluk türü olmakla beraber taksirli suçun cezalandırılması için kanunda açık hüküm bulunması gerekir. Nitekim Türk Ceza Kanunu m. 22/1 “Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.” cümlesine yer vermiştir. Türk Ceza Kanunu m. 22/2’de ise de “Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” denilerek taksirin tanımı yapılmaktadır. Taksir, kastın daha az ceza gerektiren türü veya hafifletici nedeni değildir. Nitekim kasten veya taksirle işlenen suçlar birbirinden bağımsız suçlardır. Türk Ceza Kanunu m. 22/4 “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.”, Türk Ceza Kanunu m. 22/5 ise “Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.” demektedir. Bununla beraber taksirli suçlarda teşebbüs ve iştirak mümkün değildir.

BASİT TAKSİR:

Basit taksir failin ortalama bir kişinin öngörebileceği bir şeyi dikkat ve özen yükümlülüğüne karşılık öngörmemesi ve zararlı neticenin meydana gelmesi durumudur. Örneğin; ava çıkan bir gurup arkadaşın, çalılıkların arasında bulunan hayvana ateş ederken silahtan seken saçma tanesinin aynı zamanda arkadaşını yaralaması, burada fail hem neticeyi öngörememekte, yani arkadaşını yaralayabileceği ihtimalini bilememekte, hem de meydana gelen neticeyi istememektedir.

BİLİNÇLİ TAKSİR:

Bilinçli taksir Türk Ceza Kanunu m. 22/3’te “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Türk Ceza Kanunu m. 54/4’te ise “Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adli para cezasına çevrilebilir. Ancak bu hüküm bilinçli taksir halinde uygulanmaz.” denilerek bilinçli taksirin basit taksirden daha ağır bir ceza sorumluluğu getirdiği gerçeği ortaya konulmaktadır. Örneğin, okul geçidi bulunan bir yerde trafikte hızlı bir şekilde araç sürmek. Burada fail okul geçidi bulunduğu için her zaman bir çocuğun yola çıkabilme ihtimalini öngörmektedir, ancak çocuğa çarpma gibi bir iradesi yoktur. Kısaca burada neticenin meydana gelebileceği öngörülebilir, ancak neticenin gerçekleşmesi istenmez.

Saygılarımla…

 

Av. Vedat YÜCE

    vedat_yuce@hotmail.com

 



Bu yazı 823 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI