Bugun...


Abdurrahman SEVGİLİ

facebook-paylas
Hesap günü gelmeden kendi kendimizi hesaba çekmek
Tarih: 06-10-2021 00:01:00 Güncelleme: 06-10-2021 00:01:00


En büyük bela ve musibet, imansızlık ve ahlaksızlık buhranıdır: Şirk, kibir, riya, yalan, zina, faiz, aşırı dünya sevgisi/hırsı, kul hakkına tecavüz ve her çeşit zulüm, sömürü,  asimilasyon ve inkar, gıybet, iftira, Din/can/mal/akıl ve neslin büyük bir saldırı altına girmiş olması, Allahı inkar ve Allah’tan gafil olarak bir serseri mayın gibi hayatın devam etmesi… korkunç bir olaydır. Çoklu organ yetmezliği gibi bir şey…Maalesef insanlık komada.

Ancak insanlık alemi ve İslam alemine bakmadan önce fert olarak  kendimizden, kendi zayıf ve güçlü yönlerimizden başlamamız gerekiyor. Kendimizi tanımamız,  pek çok şeyin tanınmasına vesile olur.”Kendisini tanıyan kimse Rabbını da  tanır” diye meşhur bir hadisi şerif vardır. Bütün yönleriyle kendimizi tanımaya, davranışlarımızı sorgulamaya, günlük, haftalık, yıllık muhasebeler yapmaya,  sürekli şahsımızı hesaba çekmeye mecburuz.Yaptığımız günah ve kusurlardan derin bir pişmanlık duyup tövbe ve istiğfarda bulunmamız gerekir.Yıkımlarımızı önce onarmamız icap eder. Hatada Israr etmeden kendimizi önce ıslah etmemiz icap ederki başkasını da tedavi edebilelim.

Çoğu zaman başkasının kusurlarıyla uğraşıyoruz kendi kusurlarımız yerine. Mümin kardeşlerimizin iyiliklerini görelim, hata ve kusurlarını görmeyelim. Kendi kusurlarımızı görüp iyiliklerimizi görmeyelim diyor öncülerimiz, büyüklerimiz. Allahu Teala Fetih Suresinde :”Muhammed (sav) Allah’ın Resulüdür. O’nunla birlikte olanlar (ashabı kiram) kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise merhametlidirler.” Buyurmaktadır. Bu yüzden mümin kardeşlerimizin bize karşı şahsi hata ve kusurlarını görmemezlikten gelip affedici olmamız, onlara karşı merhametli olmamız isteniyor. Kafir ve din düşmanlarına karşı da onurlu, kişilikli olmak gerekiyor. Ümmetin en büyük sıkıntılarından birisi olan ihtilaf /iftirak/ parçalanmışlık belasının önüne geçilmiş olur. Bu anlayış, müminleri sevme ahlakı, ittihad adına, İslam birliği için  çok sihirli ilahi bir çözümdür. Muhasebeye devam ettiğimizde bu parçalanmışlığın yanı sıra büyük bir cehalet ve doğurduğu sayısız olumsuz sonuçlarını da görüyoruz maalesef.

Geçmiş milletlerde sadece  ölçü ve tartıda hile yapıp insanların hakkına bu şekilde  girmek, tek başına bir helak nedeni olmuştur. Şuayb (as) ın Eyke halkı bu nedenle yüce Allah’ın gazabına uğramış ve helak olmuşlardır. Diğer helak olmuş kavimlere baktığımızda da benzer durumları görüyoruz. Lut kavminin helak nedeni, eş cinsellik/ lutiliktir. Bu misalleri çoğaltmak mümkün. Günümüze baktığımızda ise çok daha korkuncunu, bütün bu ahlaksızlıkları, bir arada aynı anda görebiliyoruz. Ateist, deist, zalim, Zani, eş cinsel, güvensiz, yalancı, riyakar, sömüren, gasp eden… kişileri çok fazla görüyoruz.Dünyayı, ülkeleri, topluluk ve aileleri kasıp kavuran sayısız ahlaksızlık türlerini, inkar, zulüm ve sömürü düzenlerini müşahade ediyor ve neredeyse hiç tepki vermiyoruz.Tepki verenler neredeyse hiç kalmadı.Vurdumduymaz,  nemelazımcı, her koyun kendi bacağından asılır” anlayışının  hakim olması… kahredici bir durumdur ne yazık ki. Bu hal nasıl bir hal, bu durum nasıl bir durum Ya Rabbi? Neden bu hallere düştük ve nasıl bu hale geldik?! Derin bir analiz ve muhasebe  gerektiren korkunç  bir durumdur. 

Hayatlar bir bir sönüyor, nefesler tükeniyor, ilahi ikazlar peş peşe geliyor.Bunları ibret gözüyle görüp çok acil tedbirler ve çözümler ortaya koymak mecburiyetindeyiz. Birileri ifsad ederken birileri de ıslah etmek zorunda. Bizim imtihanımız çeşitli ve çetin olup dünya hayatıyla sınırlıdır. Bu sınav süresi bitti bitecek ve  hesap verme zamanı yaklaşıyor. Henüz fırsat varken ve ölüm meleği kapımızı çalmadan uyanmak, uyarmak, üretmek, ihya/inşa/ıslah çabalarını  çok hızlıca devreye ve hayata geçirmek zorundayız. Cenab-ı Allah (cc) Secde ve Fatır surelerinde öldükten sonra dünyaya bir gönderilmeyeceğimizi, böyle bir şansın bize tanınmayacağını sarih bir şekilde beyan etmektedir.

“Acele edin acele edin acele edin çünkü Azrail sizi kovalıyor”diyen Ashabı kiram ve selefi salihinin   anlayışına  hemen dönüş yapmamız gerekir.Gaflete düşmeden her an hazır kıta beklememiz gerekir. Ölüm her an kapımızı çalabilir. Uyanık olanların uyuyanları uyandırma görevi vardır. Bir uyanık kişi, binlerce uyuyanı uyandırabilir demişler. Hayırlı işlerde acele etmek gerekir. Yoksa  Ölüm bize çok mu uzak, sıramız şimdi değil mi  dersiniz.

Henüz yaşıyorken, başta kendimize, çocuklarımıza, çevremize ve insanlığa bir olumlu katkı verebiliriz derim.Tefekkürle, muhasebeyle, salihlerin meclisine katılmakla, sadıklarla arkadaş olmakla,Kuran tilavetiyle, teheccüt ve bütün nafile ibadetlerle, cihad ve insanlık alemine hizmetle… gafletten kurtulur ve Rabbimizin rahmetini hak edebilir, dünya imtihanını kazanıp Mevla’nın  rızasını kazanabiliriz. Nefis ve şeytan engellerini, dünya sevgisinin tehlikelerini atlatıp doğru menzile ulaşıp sınavımızı kazanabilir, ebedi saadeti elde edebiliriz.

Gelin ciddi bir tefekküre, ciddi bir tevbeye, ciddi bir uyanışa  ve yeni bir kurtuluşa yönelelim, İlahi kanunları  hayata geçirelim. Kendimizi yakıp çevremizi aydınlatalım. Düşmemek için kol kola girelim. Tahrip edenlere, müfsitlere, bozgunculara…dur diyelim. Dünyayı bu hale getirenleri tanıyalım, nasıl bu tahribatı gerçekleştirdiklerini öğrenelim, çözümünü hep birlikte seslice düşünelim ve ahlaksızlar kadar gayretli olalım dostlar. Mahkeme-i Kübra gelmeden, Hesap Günü gelip çatmadan biz sürekli kendimizi hesaba çekelim lütfen. Üstad N Fazıl’ın deyimiyle: “Oluklar çift, birinden Nur akar diğerinden kir.” Kirletenlerin önüne, elimizle, dilimizle, gönlümüzle geçmemiz gerekir acilen. Üstad El Bennanın deyimiyle:” Zamanımız az, işimiz çoktur.” Az zamanda çok iş yapmak zorundayız. Ne gerekiyorsa, ne icap ediyorsa hemen şimdi, yarına bırakmadan yapmalıyız. Allah için, ibadet niyetiyle, ihlasla, bilgiyle, birlikle, güç ve kuvvetl, akıl ve doğru mantıkla işe koyulmak zorundayız. Kimse yoksa ben varım diyebilmek ve bu yiğitleri bulmakla işe koyulmak zorundayız dostlar. Umutsuzluk yok, ümitvar olmak icap eder. Ye’se düşmeden, inanarak yola koyulmak şart çünkü henüz ölmedik.

Sözlerime son verirken, fırsat kaçmadan, son pişmanlık gelip çatmadan, Rabbimize karşı rüsvay olup mahcup olmadan harekete geçmek zorundayız.Uyarıcıların sözlerine dikkat edip akıllıca bir hayata başlamak mecburiyetindeyiz. Kendimizi devamlı  bir şekilde, her yerde ve her zaman muhasebeden geçirip noksanlıklarımızı tamamlamak,ebedi hayata odaklanmak, bizim kurtuluşumuz ve ebedi saadetimiz için elzemdir. Rabbim söylediklerimizle amel etmeyi ve bu derin gaflet uykusundan uyanıp akıllıca işler yapmayı nasip ve müyesser eylesin. Amin vel hamdü lillahi Rabbil alemin selam ve saygı ve sevgilerimle.



Bu yazı 1691 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI