Bugun...


Abdurrahman SEVGİLİ

facebook-paylas
Son pişmanlık fayda vermez
Tarih: 17-07-2021 00:01:00 Güncelleme: 17-07-2021 00:01:00


Unutulmamalıdır ki, kişinin kıyameti onun ölümüdür. Yâda ölümü kıyameti demektir. Malum olduğu üzere, hayatın çeşitleri vardır: Dünya hayatı, Berzah alemi de denilen kabir hayatı ve ebedi olan Ahiret hayatı. Dünya hayatından evvel ruhlar âleminde insan ruhen yaratılmış bir varlıktır. Ancak dünyaya bir görev icabı ve “ eşrefi mahlûk” olarak yaratıldıktan sonra kendisine sorumluluk yüklenmiştir. Dünya hayatı, imtihan yeridir. İnsanlara ve cinlere verilen sorumlulukla  beraber, dünya hayatı, bu açıdan  büyük bir önem kazanmıştır. İnsanların ve cinlerin yapması ve yapmaması gereken şeyler belirtilmiş ve kendilerine peygamberler aracılığıyla bildirilmiştir. Emir ve yasaklar, görev ve sorumlulukları seçilen bu peygamberler aracılığıyla tebliğ edilmiştir.

Ancak insanlar, çocukluk döneminde sorumlu tutulmayıp olgunlaşma zamanı geldiğinde sorumlu tutulmuş, zamanla olgunlaşan önemli bir varlık olarak  yaratılmış bir değerli mahluktur.Belli bir yaşa kadar çocuktur, temyizden uzak, iyiyi kötüden ayırt edemez durumdadır. Lakin büluğ çağına gelince mükellef olur, sorumlu tutulur, akıllı olması şartıyla. Akıl husunda bir sıkıntısı varsa yine sorumlu tutulmamaktadır. Yani akil ve baliğ olması gerekir, Rabbi’nin talimatlarına karşı sorumlu olabilmesi için. Arapça bir ifadeyle: “Men la akle leh, la dine leh”. Yani,” aklı olmayanın dini de yoktur.” denilmektedir.

Akıllı olup büluğ çağına erişen her müslüman Yüce Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasakladığı şeylerden de kaçınmak zorundadır.Tabiiki en önce O’nun (cc) varlığına, Meleklerine, Ahiret gününe, Peygamberlerine, kaza ve kadere ve Allah’tan gelen gelen her şeye inanmak, iman etmek mecburiyetindedir. Ayrıca Rabbimin  bütün nimetlerine karşılık şükredip nankörlük etmemelidir. Eski ifadeyle: Küfranı nimet” denilen , Yüce Allah’ın nimetlerini görmeyip inkar eden, nankör kişi anlamında kullanılmış bir deyimdir.”Kafir” kelimesi yine aynı kökten gelen bir sözcük olup, örten, gizleyen, inkar eden anlamına gelmektedir.Bu yüzden, büyük bir cürümdür küfür. Mümin olup küfürden kaçınmak ve iman etmiş kimsenin itaat edip İslama teslim olması her insanın ana gayesi olmalıdır.

Bilindiği gibi dünya hayatı en kısa olan hayattır. Ancak, ebedi/sonsuz  olan ukba hayatının kazanıldığı yerdir. Bu yönüyle çok kıymetli ve çok önemlidir. Üstad Bediüz Zaman Said’i Nursi, dünya hayatını iki kapılı bir hana benzetmektedir. Üç günlük misafirhanede kalan, üç günden sonra yoluna devam eden yolcu gibidir. Bir kapıdan girip diğer kapıdan nasıl çıkıp gidiyorsa, dünyada öyledir, dünya hayatı da öyle bir şeydir. Uzaklardan gelip iki üç gün dinlendikten sonra yoluna devam eden yolcu misali, dünyaya görev icabı kısa bir süre için gelen insanlarda aynen öyledir. Geldiği yere mutlaka bir gün hesabını vermek üzere döner. Verilen görevi yapan bahtiyar/ serfiraz bir kul olabileceği gibi, bedbaht ve gafil hatta kafir/ nankör bir kimsede olabilir.

Bu kısacık dünya hayatı, ebedi olan ahiret hayatının kazanıldığı yer olması  hasebiyle çok müteyakkız olunması gereken bir yerdir ve bu cepheden  çok önemli bir hayattır. Engellerle,  zehirli ok ve dikenlerle dolu, her çeşit şeytanın bol olduğu bir yerdir.Yoldaki işaretlere dikkat edilmezse, hedef ve gayeden sapılabilir, sıratı müstakimden uzaklaşılabilir. Bu yüzden diyoruz ki, insanlar akıllı olmalı, nefsini terbiye edip geliş anacına uygun, ölüm sonrası hayat İçin çabalamak zorundadır. Görev bilinci ve sorumluluk duygusu ile hayatını sürdürmelidir. İnsanı nimetlerle donatıp yeryüzüne görevli olarak  gönderen yüceler yücesi olan Rabbim, kendisine yapılan ihaneti asla kabul etmez. Gafletten uzak, yaradılış ve dünyaya geliş amacını unutmamayı ve gereğini yapmayı mecburi kılar. Gaflet ve ihmal yada inkar ve ihanet ebedi felakete neden olur. Asla geri dönüşü olmayacak olan bir felaketle karşılaşmış olur. Bunun adı ebedi felakettir.

Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim’de son pişmanlığın fayda vermeyeceğini, yapılan kötülüklerin telafisi için bir şans daha verilmeyeceğini kesin bir dille bildirmektedir:

Fatır Suresi 37. ayet: “Onlar orada: Rabbimiz, bizi çıkar, (önce) yaptığımızdan başkasını yapalım? diye feryâd ederler. Sizi, öğüt alacak olanın, öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız). Öyle ise (azâbı) tadın artık. Zâlimlerin yardımcısı yoktur.”

Secde Suresi 12. Ayet: “Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğmiş; Rabbimiz, gördük, işittik, bizi geri döndür, iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık! demekte olan suçluları bir görsen!”

Ayeti kerimelerde görüldüğü gibi  Rabbül alemin, öldükten ve iş işten geçtikten sonra bir kez daha bu dünyaya gelip daha iyi işler yapmak, salih ameller işlemek istediklerini, daha iyi iman ettiklerini ifade edip bir şans daha istediklerini görüyoruz. Ancak yüce Allah (cc) bu talepleri red etmektedir. Ben size uyarıcı/peygamber gönderdim, akıl ve ömür verdim. Lakin siz emir ve talimatlarıma uymadınız. İtaat etmeyip isyan ettiniz, nankörlük edip inkar ettiniz. Size bir kez daha şans versem bile inkar ve isyanınıza devam edeceksiniz demek istiyor Cenab-ı Hak. Kıymetli olan şeyi yapmadınız, görmeden iman etmediniz, hata üstüne hata yaptınız. Şimdi cezanızı çekeceksiniz. Kendi kendinize zulmettiniz. Son pişmanlık asla fayda vermeyecektir.

Tabiinin en büyüklerinden kabul edilen Hasanul Basri hazretlerinden rivayet edilen bir hikaye mealen şöyledir: Bir gün bir cenazeyi defnettikten sonra orda bulunan kalabalığa hitaben şöyle der: “Şimdi defnettiğimiz bu zat aramızdan ayrıldı ve dünya hayatını bitirdi. Gittiği yerde dünyadaki ameline göre bir durumla karşılaşacak. “Kabir hayatı ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” diyor Efendimiz sav. Bu defnettiğimiz kardeşimiz şayet  dünyaya geri gelmek istese bile  gelemeyecek. Onun dünyadaki hayatı/ sınavı bitmiş, yaptıklarına göre hesabını orada  verecektir. Ancak bizler henüz ölmedik. Farzedin ki bizler öldük, gittik orayı gördük ve bize bir şans daha verildi, geri geldik. Böyle farzedelim ve ona göre hazırlık yapalım. O öldü gitti ama biz henüz ölmedik. Hala tövbe edebilir, helallik dileyebilir, Kuranla amel edebilir, teheccüt kılabilir, her çeşit cihadı, her türlü infakı yapabiliriz. Fırsatımız varken iyi işler, Allah’ın rızasını kazandıran ameller yapalım diyor oradaki cemaate.

Sözlerime son verirken, nefis ve şeytanın hilelerinden uzak durmak  ve ebedi saadeti elde edip pişman olmamak için salih, alim, amil ve sadık insanlarla beraber olmak gerekir. Gaflete düşmemek ve Allah’ın rızasına odaklanmak için ne gerekiyorsa yapmak en akıllı insanların yaptığı iştir. Ebedi hayatın kazanılması dünya sevgisinden uzaklaşmakla olur. Muhabbetullahla, akıllı olmakla, erhamurrahimini memnun etmekle ebedi saadet elde edilir. Tersi ise neuzu billah ebedi hüsran olur. Telafisi mümkün olmayan bir felaket olur. Söylemek kolay, uygulamak bedel ister, akıl ve fedakarlık ister, ilim amel, irfan ve ihlas  ister. Rabbim müyesser etsin. Selam ve dua ile…



Bu yazı 1069 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI