finans haberleri
Bugun...


Abdurrahman SEVGİLİ

facebook-paylas
ÜMMET BİLİNCİ:
Tarih: 09-09-2022 00:01:00 Güncelleme: 09-09-2022 00:01:00


Cenab-ı Hak insanları ve cinleri kendisine kulluk etsin diye yarattı. Allah katında kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur, üstünlük ancak takvadadır. Arab’ın acemden, türkün kürtten, beyazın siyahtan üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah katında sadece iyi kulluktadır. Muttaki kişi üstündür. Siyah kişi daha muttaki ise üstün odur.” Ben sizi şube şube ve kabileler halinde yarattım ki birbirinizi tanıyasınız. En kerim ve en iyiniz Allah katında en çok Allah’ın emir ve yasaklarına uyanınızdır.” buyuruyor mevlamız. Kurtuluş ne ırktadır, ne dildedir, ne renktedir, ne zenginliktedir, ne soy soptadır ne de makamdadır. Üstün olmak istiyorsak, akıllı olmak zorundayız. Cahiliye adetlerine takılmayıp Rabb'imizden gelen fermanlara kulak vermek, onu yaşamak ve yaşatmak mecburiyetindeyiz. İşte ümmet bilinci de bu ilahi vahyin buyruklarına dayanır. Çünkü bütün müminler ancak kardeştir. Gerçek kardeşler, ancak müminlerdir. Yaradılış gayemize uygun yaşayanlar, bir birine en yakın müminlerdir.

Efendimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyuruyor: “ Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez ve onu zalime teslim etmez. Her kim ki, bir (Din) kardeşinin ihtiyacını giderirse; yüce Allah’ta onun ihtiyacını giderir. Her kim bir Müslüman'ın sıkıntısını giderirse, yüce Allah’ta onun kıyamet günündeki sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim bir Müslüman'ı setrederse (bir aybını örterse), yüce Allah’ta kıyamet gününde onu setredecektir (ayıplarını gizleyecektir).”

Ebu Lehep, Hz Peygamber’in öz amcası olmasına rağmen en büyük düşmanıydı. Habeşistan'lı siyahi Bilal (ra) ise, en büyük dostu ve din kardeşiydi. Bedir, Uhud , Hendek… gibi  savaşlarda  kardeş kardeşe, akraba akrabaya karşı şavaşmış; müminler ise omuz omuza aynı safta yer almıştır. Günümüzde buna bir örnek verecek olursak; Yusuf İslam, İngiliz asıllı birisi olmasına rağmen yüreğimizde taht kurmuş bir sanatçıdır. Akraba bile olsa uzak durduğumuz nice insanlar vardır. Hz İbrahim (as) öz babasını, Nuh (as) öz oğlunu, Lut (as) eşini terk etmiş ve düşman safında bırakmıştır. Çünkü yüce Allah’a göre inananlar kardeştir. Kurtuluş ise ancak İslam'da ve İslam Birliğinde'dir.

Amerika Birleşik Devletlerinde bildiğim kadarıyla 200 çeşit ırk vardır. Mesela bu ırkların birbirleriyle mücadele ettiklerini hiç duymadım (Siyah-beyaz çatışmaları hariç). ABD içerde bu bütünlüğü sağlamaya  çalışırken; dış ülkelerde ise mezhep çatışmalarını ve ırk mücadelelerini körüklemektedir. Ahlaksızlıkta zirve yapmış bu ülke ve avaneleri, bu tür fitneler için büyük bütçeler ayırmaktadır. Şeytan üçgeni diyebileceğimiz ABD, İngiltere ve İsrail’in İslam Ümmeti'ni parçalama konusunda epeyce mahir olduklarını biliyoruz. Avrupa’nın diğer ülkeleri, Çin ve Rusya'da aynı yolun yolcularıdır. İnsanların ve özellikle müslümanların malı ve canı kendilerine mübahtır. İslam ümmetinin zayıf düşürülmesi ve sömürülmesi için tarih boyunca canla başla çalışmışlardır. Bazen bilfiil girerek işgal etmişler bazen de işbirlikçilerin eliyle zülüm ve sömürülerini icra etmişlerdir.

Avrupa ülkeleri, ABD topraklarına girdiklerinde yerli halkı acımasızca katletmişler, soy kırım uygulamışlardır. Kızılderili diye bilinen yerli halkın soyu neredeyse kurutulmuştur. Çok büyük rakamlarla ifade edilen bu katliamlar, Amerika kıtasında olduğu gibi dünyanın her yerinde de sürdürülmüştür. Fransa; Fas, Tunus ve Cezayir başta olmak üzere bir çok ülkeyi sömürmüştür. Günümüzde bile "Mağrip" ülkeleri diye bildiğimiz Fas, Tunus ve Cezayir halkı Fransızca dilini konuşmaktadır. Bu da, Kültür emperyalizmine güzel bir örnek teşkil eder. İngiltere ise; koca Hindistan'ı, Avustralya ve Kanada’yı uzun süre işgal etmiştir. Canlarını, mallarını gaspetmiş, din ve dillerini, kültür ve maneviyatlarını asimile edip kendilerine benzetmeye mecbur etmiştir. Rusya ve Çin için de benzer çok şey söylemek mümkündür. Çin’in şu anda bile Doğu Türkistan’a (Uygur Türkleri'ne) uyguladığı mezalimi iyi biliyoruz. Hatta bu zalim batı medeniyeti, çıkar ve menfaati için kendi içinde bile çok acımasızca katliamlar gerçekleştirmiştir. Milyonlarca kişiyi kendi dindaşı veya ırkdaşı olmasına rağmen acımadan kırıp geçmiştir. Yıllar önce Rusya sonra ABD, Afganistan’ı işgal edip oradaki müslümanları hunharca katletti. Bosna-Hersek, Irak ve Suriye’deki katliamları herkes tarafından bilinmekte. Sadece Irak'ta 1,5 milyon Müslüman'ı katleden ABD, sonunda pardon diyerek suçunu adeta itiraf etmiş veya Müslümanlarla  adeta alay etmiştir. Bir nevi keyf için orayı işgal ettiğini itiraf etmiştir. Suriye’nin durumu ortada. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında İsrail’e vadedilmiş toprakları elde etmek için büyük bir mücadele yürütülmektedir.

Bu köhnemiş batı medeniyetinin insanımıza çok iyi anlatılması gerekir. Tek gayeleri çıkar ve menfaattir. Merhametsiz ve acımasız olan bu mimsiz medeniyet maalesef bize empoze edilmeye çalışılmaktadır. Son zamanlarda ise tarihten dersler çıkarıp taktik değiştirmeye başladılar. Bizzat işgal etmeyi azaltıp işbirlikçiler eliyle amaçlarına ulaşmaya çalıştılar. Kendi aralarındaki kavgaya son verip çeşitli kurumlar kurdular. Birleşmiş milletler, Avrupa Birliği, Nato, İMF Para Fonu, Unicef… gibi kurumlar bu anlayışın ve kendi aralarındaki anlaşmalarının  sonucudur.

İkinci dünya savaşından sonra kavgalarını bırakıp bir şekilde birleşen batı , tamamen  İslam Ümmet'ine yöneldiler. Ümmeti paramparça ettiler. Hilafetin kaldırılmasıyla ümmet maalesef başsız bırakıldı, zayıf düşürüldü ve sömürülmeye başlandı. Harf inkılabıyla da, din ve tarih şuuru yok edildi. İslam coğrafyası fiziki olarak parçalandı; tarihinden, kültür ve medeniyetinden, arşivlerinden koparıldı. Bir çok yetişmiş din alimi ve mütefekkiri eften püften bahanelerle astılar, istiklal mahkemelerince idama mahkum edip katlettiler. Ekonomik olarak işsiz bırakıp aç ve muhtaç hale getirdiler. Dinlerini yozlaştırıp ılımlı İslam safsatalarıyla, dinler arası diyalog gibi tahripkar çalışmalar icra ettiler. Aile ve eğitim kurumlarımıza el atıp kendi arzuları doğrultusunda etkin müdahalelerde bulundular. Evliliği adeta suç haline getirip zinayı suç olmaktan çıkardılar. 18 yaşından küçük yaşlarda  evlenmek suç iken ve evlenenleri cezaevlerine tecavüzcü diye atarlarken, 15 yaşında bile olsa zina yapanlara ses çıkarılmamaktadır. Çünkü  zina suç olmaktan çıkarıldı ve evlilik yaşa bağlı olarak  suç oldu. Bu tür tahripleri daha da çok sıralayabiliriz.

Sonuç olarak diyoruz ki; güç ve menfaat, zülüm, acımasızlık, bencillik, çıkar ve sömürü üzerine inşa edilen karanlık batı medeniyeti, insanlığa kan ve göz yaşından başka hiç bir şey kazandırmamıştır. İslam medeniyeti ise; merhamet, adalet ve infak medeniyetidir. Kardeşlik ve yardımlaşma, isar ve ahlak medeniyetidir. Akraba ve komşusunu düşünmeye sevk eden, insan haklarını savunan, din-can-mal-akıl ve nesil emniyetini esas alan bir rahmet medeniyetidir. Güçlü ve zalimden yana değil, mazlumdan yana tavır koyan İslam, işgal değil gönüllerin fethini amaçlar. Ebedi saadeti hedefler. İlim ve hikmet, akıl ve tefekkür, cehd ve üretim İslam Ümmeti'nin olmazsa olmazlardır. İslama göre en hayırlı kişi, insanlığa en faydalı olan kişidir. Ben kısacık olan bu yazımda,  İslam medeniyetinin bütün güzelliklerini anlatmakla bitiremem. İbni Sina'ları, İbni Rüşd ve Ebubekir Zekeriya Razi'leri, Kindi, Cezeri ve Biruni'leri… uzun uzun anlatamam. Adem (as) ile başlayan ve Asrı Saadet ile bu güne kadar devam edip gelen bu Rabbani Medeniyeti hiç kimse Allah’ın izniyle yıkamaz, ortadan kaldıramaz. Şeytanlar ve avaneleri çok büyük saldırılar yapsalar bile yüce Allah (cc) mutlara nurunu tamamlayacaktır ve o şeytanlar muvaffak olamayacaklardır. Müceddidler ve Erbakan gibi bu dinin önderleri her zaman olduğu gibi ortaya çıkmaya devam edeceklerdir. Yeni D8 ler, D60’lar,  yeni bir dünya düzeni ve adil bir düzen mutlaka kurulacak, yapılan tahribatlar yeniden ıslah edilecek, inşa ve ihya çalışmaları sonuç verecektir Allah’ın izniyle. Ye’se düşmeden, bilinçli ve proğramlı çalışmalarla tekrar özümüze, medeniyetimize, huzur ve saadete kavuşacağız. Dost ve düşmanları tanıyarak, bütün müminleri kardeş bilerek, iki günümüzü eşit tutmadan canla başla çalışarak ve en önemlisi ihlas ve samimiyetimizi arttırarak menzile ulaşacağız. Ümmet şu anda başsız, öksüz ve yetim. Ancak hiç ummadığımız bir anda Rabbim nusretini  gönderecek ve ümmet yek vücut olarak başarıya ulaşacaktır. Cehaleti yok ederek güçlenmek, ümmete sahip çıkmak ve şahlanmak  mümkündür. Rabbim çalışanın emeğini zayi etmez.

Selam ve dualarımla…

 

                                                                                                                              

                                                                                                                      Abdurrahman Sevgili



Bu yazı 1167 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI