Bugun...


HASAN TAHSİN GÜCÜM

facebook-paylas
BİR DÖNEMİN E TİPİ ANATOMİSİ…
Tarih: 14-01-2023 00:01:00 Güncelleme: 14-01-2023 00:01:00


Diyarbakır E tipi Cezaevi. 1972'de yapımına başlandı, 4 Temmuz 1980'de açıldı. 12 Eylül darbesinden sonra askerî yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askerî Cezaevi olarak kullanıldı. Darbe döneminde yapılan işkenceler ile ön plana çıktı.  The Times gazetesine göre "dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer aldı.

1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde onlarca kişi öldü ve sakat kaldı. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi. Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı.

E Tipi Cezaevi yaklaşık 600 kapasiteliydi ancak doluluk oranı zaman zaman 900’e kadar hatta daha fazlasına yükselebilmekteydi. 

Cezaevinde 1981-1984 yılları arasında işkenceye maruz kalan 30 kişi öldü. Soruşturmayı yapan ve adı geçen 32 sanıktan 30'unun ölümünü doğrulayan savcının açıklamasına göre, bu kişilerden 4'ü kendini yakarak intihar etmek üzere 8 kişi intihar etti, 6'sı açlık grevi sonucu, 16'sı doğal ölüm (hastalık) sonucu öldü. Geri kalan onlarcası yapılan işkenceler sonucu ölmüştü

İhtilal Döneminin Bilançosu ağırdı.

-Darbenin ardından bir milyon 683 bin kişi fişlendi, bir milyona yakın kişi gözaltına alındı. 

-Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 bin kişi için idam cezası istendi, 

-517 kişiye idam cezası verildi. Bu cezalardan 50'si infaz edildi. 71 bin kişi "irtica" ve "komünizm propagandası" suçlamasıyla, 98 bin kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.   

-14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. 

-Yaklaşık 300 kişi gözaltındayken öldürüldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 

- 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi. 

-Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.

12 Eylül sonrası sıkıyönetim mahkemesince yargılanan Nuri Sınır’da 1981-84 arası Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde en ağır işkence görenlerden. Yaşadığı, tanık olduğu ağır işkenceleri "İşkence Karanlığına Doğru" kitabında topladı. Sınır Diyarbakır 5 Nolu’da yaşadığı tüm işkenceleri kitabında yer verdi.

1981-1984 yılları arasında Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde ağır işkenceler gören tutukluların ortaklaştığı tek nokta o tarihte farklı ve akıl almaz işkence yöntemlerinin uygulandığıdır.

Aradan 41 yıl geçmesine rağmen o anları anlatan mağdurlar gözyaşlarına hakim olamıyor:

"Orada İnsanlık Suçu İşlendi" diyen mağdurlar, yaşanan vahşetin bilinmesi, unutulmaması için Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nin müze olmasını talep ediyorlar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz’da Diyarbakır’da yaptığı konuşmada, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde zulüm, ağır işkenceler yaşandığını belirterek anılan Diyarbakır Cezaevi'nin boşaltılarak kültür merkezi yapacaklarını açıklamıştı.

Fakat Kültür merkezinden ziyade cezaevinin o günkü haliyle gelecek kuşaklara insan hakları müzesi olarak aktarılması önemlidir.

Evet, sayın Nuri Sınır’ında aralarında olduğu 1980-1984 arasında o cezaevinde yatıp, yapılan vahşetin kurbanı, mağduru ve şahidi olanlar da, bu adımın heba olmaması için “5 No.lu Cezaevi Hafıza Müzesi Girişimi” adı altında bir araya geldiler. 3 Ocak günü bir basın açıklaması yapan Girişim, 5 No.lu’nun müze yapılması süreciyle ilgili dört taleplerini dile getirdiler:

  • Cezaevi binası, fiziki değişiklik yapılmadan, 80-84 yıllarındaki durumuna uygun hale getirilsin.
  • Cezaevinde duvar yazıları, resimler o günkü atmosfere uygun olsun, görsel ve işitsel efektlerle desteklensin.
  • Cezaevinde işkence sonucu öldürülen ve hayatlarını kaybedenlerin isimleri, öldükleri tarih ve yerlere yazılarak tespit edilsin.
  • Müze materyallerinin toplanmasında, Adalet Bakanlığı ve Kültür Turizm Bakanlığı bizlerle ortak çalışma yürütsün.”

Umuyoruzki evrensel değerler adına bu talepler karşılık görür ve ülke olarak bizlere bir daha o karanlık dönem yaşatılmasın.

Bu insanlık suçuna onay veren darbe sanıklarına gelince, 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile ilgili yargılama, 1980’de yürürlüğe giren, "Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin yargılanamayacağı" na dair Anayasa’nın geçici 15’inci maddesinin 12 Eylül 2010’da referandumla kaldırılması ile başladı. Ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, askeri darbeyi gerçekleştiren dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya hakkında hazırladığı iddianame 10 Ocak 2012 tarihinde Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.  Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri’nin kapatılmasının ardından dava Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. 

2014’te sonuçlanan davada Kenan Evren ve Şahinkaya darbe suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edildi. Evren ve Şahinkaya'nın rütbelerinin de sökülmesi ve orgenerallikten erliğe gelince düşürülmesi karara bağlandı. 

Hem sanık hem de katılanlar tarafından karar temyiz edildi.  Dava Yargıtay’dayken iki sanığın da ölmesi üzerine dava düştü. 
Hüküm kesinleşmediği için Evren ve Şahinkaya’nın rütbeleri de er statüsüne indirilmedi.  Dosyanın gönderildiği yerel mahkeme, karara uyarak düşme kararı verdi.

Böylelikle bir dönemin anatomisi Müze projesi ile tarihin sayfaları arasında vicdanlara ve gelecek kuşaklara aktarılmış olsun.

 

 

 

 

 



Bu yazı 2792 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI