finans haberleri
Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
Kırklar Dağı -Kırklar Tepesi Ve Kimi Tespitler - 3
Tarih: 22-02-2022 00:02:00 Güncelleme: 22-02-2022 00:02:00


Bir araştırmacı olarak, bu tarz ifadeleri, deyimleri olduğu gibi aktarmamızın amacı, kırk sayısının kendi içinde bir gizeminin olduğunun insanımız arasında yaygın inanıştan geldiğini vurgulamaktır.

DİYARBAKIR’DA KIRK SAYISI

Diyarbakır’da kırk sayısı üzerine söylenegelen efsanelerin başında Kırklar Dağı gelir. Bahse konu olan dağ değil, tepedir, aslında. Dicle Nehri’ne gerdanlık vazifesini gören On Gözlü Silvan Köprüsü’nün hemen üst tarafından yükselen, Diyarbakır’ı bir tepsi içinde görünür halde gösteren, ismine şarkıların, ağıtların yakıldığı bir tepedir, Kırklar Dağı.

Kırk sayısının gizemine kendisini kaptıran anlayışın, kendisine yakın duyduğu söylenceleri bu tepeyle beraber anmasının kendince sebepleri de vardır.

Süryanî Geleneği’nde Kırklar Dağı’nda yapılan kiliseye gidip gelmek için On Gözlü Silvan Köprüsü inşâ edilmiştir.

Burada kırk Hristiyan azizin kemikleri kilisede mahfuzdur.  Dünyanın yönetimini sağlayan Kırk Ermiş İnsanı’nın buluştuğu yerdir, bu tepe.

Öncelikle söylemek gerekir ki Horepiskopos Aziz Günel’in Türk Süryaniler Tarihi isimli eserinde savunduğu köprünün kiliseye gidiş ve geliş amaçlı yapıldığı ifadesi, köprünün yapılış amacını ortaya koymamaktadır. Dicle’ye vurulan bu gerdanlığın banîsi Roma’dır. Köprü inşâ edilirken kilise yoktu, o dönemin kentinde İsevî inanç yoktu, Hazreti İsa(a), dünyaya gelmemişti.

Kırk Sayısı ve Kırk Aziz İnancı Silvan Kalesi için dillendirilir, Mardin’deki Kırklar Kilisesi, bu değer üzerinden kurulmuştur.

Diğer şehirlerde de Kırk Aziz İnancı, kiliselerde ve diğer alanlarda mutlaka kullanılmaktadır, öyle bilmekteyiz. Bu nedenle kimi söylencelere dayanarak, kırk Azizin veya Kırklar Meclisi’nin ya da Kırklar Kilisesi’nin bu alanda bulunduğunu iddia etmek, mantık sınırlarını zorlamaktan öteye geçmeyen iddiadır.

Bu Kırklar Kilisesi’nin bizde mevcut fotoğrafı, tepede değil, tepe eteğinde yer alışı, denildiği gibi büyük olmayışı, köprünün bu kilise için yapılmayışı söz konusudur.

DİYARBAKIR’DA İSEVÎ BAŞLANGIÇ

 Kâmilen İsevî inanç, kentte 300’lü yıllarda resmîleşmiştir. Ashab-ı Kehf Mucizesi’nin ortaya çıkması ile yaygınlaşan İsevîlik, Hz. İsa’nın göğe çıkarılmasıyla birlikte Şehirde kendisine taraftar olarak Ashab-ı Kehf’i bulmuş, halktan gizli iman edenlerle sayı artmıştır.

 Ashab-ı Kehf’in içinde olan en yaşlı olan ismin 30 yaşında olduğu hesap edilirse, mağarada geçen 300 sene eklendiği zaman, 330 yıl ortaya çıkar. Hz. İsa’nın üç senelik peygamberlik tebliği ile  Ashab-ı Kehf Mucizesi’nin ortaya çıkışı birbirine yakın görülür.

 Diyarbakır Mesudiye Medresesi’nin o dönem Mar Toma Kilisesi olarak inşâ edilmesi ve devletin yönetim merkezinin yeni inanç düzeniyle şekillenmesi, Diyarbakır’da bu tarihe denk düşmektedir. Mar Toma Kilisesi’nin yapılışı, Dakyanos’tan sonradır. Yapı Manzumesi, Dakyanos ile yıkılır. Ashab-ı Kehf’ten en yetkili olan ismin şehre gelirken kiliseyi görmesi ve kentin inancının değiştiğine tanıklığından sonra şaşırması, İsevî inancın zamanla yayılmasının Ashab-ı Kehf’in kaybolmasından çok sonrasına delalet eder.

Belirttiğimiz hususlar da Kırklar Tepesi denilen mevkiîde kilisenin daha erken yapılmadığını gösterir. Köprü’nün yapılması da Roma Dönemi’nin ilk yüzyılı’na denk düştüğüne göre, kilise ile köprü arasındaki irtibatı sağlamak mümkün değildir. Kiliseye dair ilk kare, tarafımızdan yayınlanmıştır.

ERDEBİL- BERDERİYE PIR KÖŞKÜ ve AÇILIMLAR

Erdebil Köşkü’nün kilise ve köprü inşaatında çalışanların bulunduğu mekân olarak sunulması, bu tarz bir aklî yürütmenin dışındadır. Olsa olsa kutsanmak istenen Kırklar Dağı’nın ve dolayısıyla kilisenin varlığıdır.

Erdebil Köşkü’nün üzerine kurulduğu temelin hikâyesi, inandırıcı özelliğe sahip görünmemektedir, bu hususta elimizde bu iddiayı doğrulayacak belgeye sahip değiliz ya da var olan kaynaklardan uzak kalmışız… İddialar, köprü yapılırken çalışanlar için köşkün yapıldığıdır. Köşkün tarihi, bunun için köprüyle yaşıttır.

Bizce köprüye nazır olan köşklerin tümü, zengin ve varlıklı olan âilelerin dinlenme alanıdır, baharla beraber yaz ve sonbahar mevsiminde altı aylık yaşam merkezleridir. Köşklerin çoğu yapısı, genelde Akkoyunlu Dönemi’ni işaret eder.  Bazalt ile Malta Taşı birlikteliğini daha çok ilk köşklerde Akkoyunlu Mimarî tarzıyla şekillenmiş görmekteyiz, dünden gelen teknikle.

Tepeye kırk sayısını uygun görenler, İsevî anlayışta kutsallık kazanan bu sayıyı, savaşlarda öldürülen Kırk Aziz’in kemiklerinin yapılan kilisede gömülü olduğu iddiası yaygındır. Bize en yakın olan Silvan’da da Silvan Kalesi’nde bu Kırk Aziz’in kemiklerinin “Silvan Kalesi” temellerinde kullanıldığı iddiası vardır ki şehrin isminin “Martripolis”(: Şehitler Kenti) olarak adlandırılmasının bu durumdan geldiğine dair kaynaklarda bilgi yer almaktadır.devam edecek



Bu yazı 1698 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI