finans haberleri
Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
GÜN DOĞMADAN /SEZAİ KARAKOÇ-1-
Tarih: 21-05-2022 00:01:00 Güncelleme: 21-05-2022 00:01:00


Diriliş söylemini hayatın esası sayan ve ömrünü bu sevdaya adayan, dergi neşreden,  tüm imkânsızlıklara rağmen kitaplarını yayınlayan, Diriliş ülküsünü partileştiren Sezai Karakoç, şiirlerini dokuz kitabını bütünleştirip, kimi notlarla bir arada Dirilişin hayat bulduğu zeminin hazır olduğu esprisiyle “Gün Doğmadan” adı altında bir araya getirdi,  2000’de.

Bir araya getirilen şiirlerinin olduğu eserler, Şiirler adıyla rakamlarla belirtilirken isimsiz değil:

Monna Rosa,  Şahdamar/Körfez/Sesler,  Hızırla Kırk Saat, Tahanın Kitabı/Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler, Ayinler/Çeşmeler, Leylâ ve Mecnun,  Ateş Dansı, Alınyazısı Saati.

Sezai Karakoç’un bir araya getirdiği Gün Doğmadan, yeni basımları olmasına rağmen, hiç yayınlanmamış şiirlerini gün ışığına çıkarmadı, uzun zamandır. 

Tekrar dirime kavuşturmak istediği Diriliş, yayınlandığında –yayınlama imkânı bulunursa- yeni şiirlerini okuma mümkün olur, belki. Çünkü Sezai Karakoç, çalışmalarını öncelikle Diriliş’te yayınlar, sonra kitaplaştırır. Dergi ile ulaşılmayan kesime kitapla gitmeyi tercih eder.

Bu nevî şahsına münhasır durum, Mehmed Âkif’de aynıdır, Necip Fazıl’da farklı değildir, Nuri Pakdil’de değişkenlik göstermez.  Önce dergilerde-çıkardığı dergilerde- yayınlanan çalışmalar, sonradan kitaplaşır.

 Gün Doğmadan, kitabın diğer açıklama ve bölümleriyle toplam 682 sayfadan oluşmuştur. Kitap, şiir kitaplarının isimlerini taşıyan bölümlerden oluşturulurken, daha önce yayınlanmış, sonradan bir araya getirilmiş kitaplar da bölüm bütünlüğüne sahip görünüyor. Şiirler, kronolojik, yazım tarihine göre sıralanmış.

Gün Doğmadan'da yer alan şiirlerin sıralaması şu şekildedir:

MONNA ROSA

 Monna Rosa Kitabı,  Rüzgâr, Yağmur Duası, Monna Rosa  I- Aşk ve Çileler, Monna Rosa  II-Ölüm ve çerçeve, Monna Rosa III-Pişmanlık ve Çileler, Ve Monna Rosa, Kar Şiiri, Şehrazat, Karaçay’ın Türküsü: Danseden İki Kardeş

 Şairin ilk kitabı Monna Rosa, şu dörtlükle aralanıyor:

Uçurtmamı rüzgâr yırttı dostlarım!

Gelin duvağından kopan bu rüzgâr,

Bu rüzgâr yüzünden bulutlar yarım;

Bu rüzgâr yüzünden bana olanlar…

( Rüzgâr 1951 s 9)

Ve Monna Rosa’nın ilk dizeleri:

Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara

Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi

( s 30)

 Şairin en çok ses getiren ve hemen herkesin bildiği Monna Rosa, İslam Medeniyetinin farkına varmış genç yaştaki bir şairin aşk ve şiire bakışındaki kurallar ölçüsünde duygulanmaları-düşünceleri ile baş başa seyir halindedir.

Bu şiir, yazıldığı 1952’den beri, daima sevenlerinin dilinde, gönlünde bir şiirdir.

ŞAHDAMAR

  Şahdamar, 1953-1957 Döneminin şiirlerini bir araya getirir: Şahdamar, Kara Yılan, Ötesini Söylemeyeceğim, Pingpong Masası, Lili, Köşe(1-5), İşaret, Kapalı Çarşı, İnci Dakikaları, Sessiz Müzik, Veda, İlk, Tut, Kader Yolu, Tahta At(I, II, III), Sultanahmet Çeşmesi, Kan İçinde Güneş, Kayboluş. 

 Şahdamar’da tekrarlanan çarpıcı dizeler:

“Biz yangında koşuyu kaybeden atlarız”, “Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız”

 Cezayir’de işlenen katliamlara, Tunus’ta olan bitene, Afrika’da yapılan zulme ve dolayısıyla Batı’ya karşı çıkanların diliyle cevap veren “Ötesini Söylemeyeceğim” ‘de çocuklar konuşturulur ve bu şiir o dönemde adeta İslamî duyarlılığa sahip şairin yol çizgisinin belirleyici olanı gibidir.

 Şiirimizde “Kapalı Çarşı” denince Orhan Veli ile Sezai Karakoç gelir.

İki farklı dünya görüşüne sahip şairin biri Garip Şiir Akımı’na mensup, öbürü-Sezai Karakoç- İslam Şairi konumundadır, İkinci Yeni Şiiri’ne mensubiyeti tartışmalı olarak.

 Kapalı Çarşı, Marksist ideolojiye mensup olanlara ve kapitalist anlayışın mensuplarına, “Sen Cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat” dizesiyle karşı çıkıştır.

 Orhan Veli, kız kardeşi ölmeseydi, “Hürriyette gelin olacaktı” ifadesini kullanırken, Sezai Karakoç, Cuma  Günü’nün hürriyet kadar kutsal olduğunu belirtir.

 Kendisinin ülke duyarlılığı yanında nerede zulüm varsa mazlumun yanında bir anlayışla Polonya’da olana ve bitene karşı bir duruş sergiler, Kan İçinde Güneş’te:

Polonya Polonya  sana günaydın

Karanlıklardan çekip kaderini

İlk aydınlığa çıkardın

Ama ben Peşte’ye dönüyorum

Peşte bir kan çemberi

( Şahdamar s 75)

DEVAM EDECEK



Bu yazı 2995 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI