finans haberleri
bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - escort bursa - bursa escort escort bursa
izmit escort escort bayan anadolu yakası escort bayan
Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ve YİTİP GİDEN MEDENIYETIMIZ-3
Tarih: 02-07-2022 00:01:00 Güncelleme: 02-07-2022 00:01:00


 Medeniyet, bir topluma tarihini, inancını, dilini, vatanını, değerlerini daima canlı tutmayı hatırlatan ve bunlarsız insanın sürüden farksızlaştığını daima ihtar ederken, medeniyetin dışında olanların kendilerini asrî-çağdaş-akılcı- en iyi bilmeleri, ortadaki kördüğümün ne denli güçlükle tahkim edildiğini gösterir.

 Biz, Türkiye Yazarlar Birliği Sitesi'nde yer alan "Şehir Araştırmaları Merkezi" adını verdiğimiz ve aslında medeniyetin yeniden inş'a hareketi olarak savuna geldiğimiz, her şehirde açılmasını arzuladığımız proje ile, şehirlerin canlı hafızası olacak bu merkezleri, genç kuşakları tehlikeli olan global dünya düzenine alternatif düşünmelerini sağlamak için tavsiye ediyoruz. Her şehrin tarihte, geçmişte, sanatta, edebiyatta, kültürde, mimarîde, musıkîde, ahlâkî değerlerde olmak üzere, o şehirleri şehir kılan ne kadar değer varsa bir araya getirmeye çalışarak, dünle bugün arasında olan bağları kuvvetlendirip bu günü yarına köprü kılacak, yabancı değerlerin ve düşüncelerin önünde müstahkem kale vazifesi konumuna getirmeyi amaçlamaktayız..

 Şehir Araştırma Merkezleri, şehirler arasında iletişimi sağlayacak, yazanların, çizenlerin, düşünenlerin bir araya geldiği, tarihte kalmış, kültürle ilgili, sanatla bağlantılı, güncel meseleleri de tartıştığı, meselelerin doğrularda buluştuğu,   kendisini yenilediği, dünden bugüne gelen birikimlerin verimli şekle dönüştüğü, kültürel hamlelerle canlılığın daima zinde tutulduğu mekânlar olarak, bu merkezleri düşünmekteyiz...

 Her şeyimizle ipotek altında olduğumuz yaşantıda, dünyaya gelenin borçlu, göçenin borçlu gittiği hayatı reddeden, hayatın her alanında kendisini yetiştiren, dışa bağımlılığı reddetmekle birlikte kendi kendisine yeten bir toplumun yeniden dirilişinin utopyadan gerçeğe dönüştüğü, hayal edilenle gerçekleşenin birbiriyle örtüştüğü, tarihle inançla, kültürle irfanın eğitimle harmanlandığı, insanın kendi kendisini bulduğu, kardeşliğin yeniden akla geldiği, katılaşmış gönüllerin merhametle yumuşadığı, aca ve açıkta olana rastlanmadığı, ekonominin sermaye kıskacında bulunmadığı, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin insana verilen ve herkesin bunda hakkının bulunduğunu idraklere yerleştirmeyi hedefleyen Şehir Araştırma Merkezleri, çok yönlü ve hayatın her kademesinde herkesin kendisine ait olan ne varsa bulduğu, yitiklerini kaybettiği yerde, ayağa düştüğü yerde tekrar şaha kaldırmanın merkezleridir.

 Belediyelerin ve Mülkî İdarelerin oluşturduğu kent merkezleri, belirttiğimiz merkez anlayışının dışındadır. Şehir Araştırma Merkezleri, bazen kitap okuma yeri iken, sanatın, folklorik değerlerin korunduğu mekânlar iken, aynı zamanda şehirlerin ekonomik kalkınmasının plânlandığı yerler olarak bilinmelidir.Merkezler,ekonominin konuşulduğu merkezde diilerine göre insanların kendilerine ait her şeyi buldukları yerdir. Merkezler, insan merkezli, insana saygıyı ve erdeme hürmeti esas alan, tecrübelerin bilgiyle bütünleştiği, harmanlandığı, hayatın her alanında insan yetiştirmeyi gaye edinmiş, medeniyetini esas alan insanımız için birer mektep olmalıdır.  

 Bin seneyi bulan İslâm Coğrafyası'nda parçala böl ve yut politikasının reddiyesinin yazılması gereken, aynı inançla yoğrulan insanların, niçin birbirine düşman kesildiklerinin açık yüreklilikle cevaplandırıldığı  divanlardır, dünyada olup bitenlerin sorgulandığı meclislerdir, Şehir Araştırmaları Merkezi. Kimi bu tarz merkezlerin ilgi alanlarına baktığımızda işin o şehirle ilgili birkaç kitap yayınlamakla sınırlı olduğunu görmemiz veya mevcut statükoyu koruyan, muhafazakâr yapı içinde kendisini idamesi, tatlıya-etliye-sütlüye karışmama anlayışı veyahut birkaç üniversite öğrencisine burs sağlama, ayda bir-iki söyleşi-sohbet veya imza günü düzenlemesi, bizim şehir araştırmaları merkezi anlayışımızda yerini bulamaz.

 Şehir Araştırma Merkezleri, yaşına ve bilgisine göre şehri şehir kılan değerlerin tümüyle aktarıldığı, birer üniversitedir, akademik mekânlardır. Parasız eğitimin verildiği, kapitalizm vahşetinin yaşanmasına müsaade edilmeyen, insanı köleleştiren anlayışların da karşısında olan, aynı topraklar üzerinde yaşayan, dil, din, mezhep gözetmeksizin, ortak değerlerde buluşmanın, insanlığa ve erdeme saygının esas kılındığı, yüz yılın kendi insanımızca kendisini tanıma imkânı oluşturan,  sessizliği oluşturan insan topluluklarının aynı adresidir.

 Bu merkezlerde yalnızlığa itilen insanımıza şehrin tarihî kimliğinden soyutlanamayacağını haber veren, tarihe saygının, kültüre hürmetin, sanata aydınlığın, ilme itibarın, inanca serbestliğin, mimarîye geleneğin kapılarını açan Şehir Araştırmaları Merkezi Projesi, uygulanma alanı bulduğunda öncelikle seksen bir ilimize ait kaynak eserleri bir araya her ilde getirecek, alanında yetkin isimlerin, yazarların, şairlerin buluştuğu, tartıştığı, tanıştığı merkezler olacaktır.

 Şehirler insanlar gibi canlıdır, onlar gibi doğarlar, yaşlandıklarında değer kazanırlar. İtibar görmediklerinde binlerce senelik geçmişi, değerleri, inançları, kültürü, folklorik kıymetleri, bizi biz yapan her şeyi, insanın toprağa teslim edilmesi gibi tarihe karışır ve yitikler içine girer.

Biz, bizi biz haline getiren, doğduğumuz, çocukluğumuzun geçtiği, olgunlaştığımız, yaşamakta olduğumuz toprakları her şeyiyle yaşatma azmi içinde olmadıkça halimiz ve tavrımız Sultan Ahmed ile Ayasofya ile övündüğümüz İstanbul'un göklere meydan okurcasına uzanan onlarca, ellilerce katlı apartmanlara, sanatın-kültürün-değerlerimizin yaşamadığı, yaşatılması için endişe duyulmadığı gökdelenlere teslimiyetinden başka bir şey değildir. Şehirlerimizde inş'a edilen her yapı manzumesi, bizim değerlerimizin dışında olmamalıdır. Bize rağmen yapılanlar varsa demek ki şehir ya bizim değildir ya biz, şehre gereken ehemmiyeti vermiyoruz. Bu tezadı ortadan kaldırmadıkça, bu hengamede ne tarihî değerler kalır ne eserler meydanda olur ne yaşanılan hayatın manası, anlam taşır... Devam edecek



Bu yazı 971 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI