finans haberleri
Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
SEMPOZYUM BİLDİRİLERİ ÜZERİNE TEKLİF VE ŞEHİR ARAŞTIRMALARI
Tarih: 30-04-2022 00:02:00 Güncelleme: 30-04-2022 03:41:00


Şehir Araştırmaları Merkezi oluşumu, yaptığımız şehir araştırmalarından kaynaklanan ve zaman içinde kabul gören bir duruma erişince, istediğimiz manada gerek bulunduğumuz şehirde hizmete açmayı düşündüğümüz merkeze gerekse diğer şehirlerde bu merkezlerin oluşumuna katkı ve destek amaçlı yazma çalışmalarımız, araştırmalarımız, beklenenin üzerinde bir ilgi görünce, yazdıklarımızın çerçevesi ister istemez muhtevada zenginliği zorunlu kıldı.
Şehir Araştırmaları Merkezi kapsamında bu yazımızda sempozyumlarda sunulan tebliğlerin kitaplaşırken, farklı ülkelerden sunulan tebliğlerin kitaplaştırılmasında tercümelerinin de bir zorunlu hal aldığını belirtme ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
Ülkenin dört bir yanından temin ettiğimiz birçok sempozyum tebliğlerini içeren kitaplarda, sunumlarını yapan alanında yetkin isimlerin tebliğleri sadece kendi dillerinde yayınlanmaktadır. Elbette tebliğleri, asıl şekliyle okumak, ilim ehli için, araştırmacı için, yazar için önemlidir.
Şehir Araştırmaları Merkezi'nin ilgisi içine giren sempozyum kitaplarını incelerken, birçok değerli araştırmanın-incelemenin bize göre yabancı dille tebliğ olarak sunulmuş olması, istifadeyi güçleştirmektedir.
Sempozyum düzenleme yetkilileri, bildirileri kitaplaştırırken, iki yol seçmelidir. Bu yollardan ilki tebliğleri olduğu biçimde bir araya getirmek, ikincisi tebliğleri sempozyumun düzenlendiği ülke diliyle kitaplaştırmaktır. Bu metodun uygulanması, sempozyum tebliğlerinden faydalanmayı daha sağlıklı kılacağına dair kanaatimizi, yetkililere belirtmekte yarar vardır.
Katılmış olduğumuz gerek ulusal-ülke-şehir gerekse uluslararası-milletlerarası sempozyumlarda sunulan tebliğler, aradan uzun zaman geçtikten sonra ya kitaplaşmakta ya da sempozyum sonrası bildiriler ilgili kurumda-komisyonda arşivlenmektedir.
Büyük masraflar gerektiren ve konunun ehil olanlarınca tebliğlerin sunulduğu sempozyumlarda bildirilerin aslında sempozyum başlamadan önce kitaplaşması gerekmektedir. Sempozyuma katılanlara yardımcı olacak bu kitap yayını, aynı zamanda onların anlaşılmazlığının önünde de bir sed görevini görür. Farklı coğrafyalardan-ülkelerden gelen katılımcıların sempozyum tebliglerinin simultine tercümesi yapılırken aynı zamanda tebliğ metni, teblig sunulurken projeksiyonla konuklara, sempozyum takipçilerine konuşmacıyı daha iyi şekilde bilmeleri için şarttır.
Sempozyumlarda tebligci sayısının fazlalığı, bazen on-on beş dakikalık sürede sunumların alelacele tamamlanmasını zorunlu kılmaktadır. Belirttiğimiz biçimde yol izlendiğinde süreninm azlığı-çokluğu önem arz etmemektedir. Sunulan tebliğde verilen tablolar-belgeler-fotoğraflar zaten sunulduğu için, tercüme metin için ayrı bir sıkıntı söz konusu değildir. Bu şekilde yapılacak bir uygulamada istenirse tebliği sunan kişinin sunum özetinin verilmesi daha uygun düşer. Çünkü bazen yirmi sayfayı aşan metni on - on beş dakikada hem sunumu vereni takip hem metni izleme güçtür.
Sempozyumlara katılımın ilk günkü çoğunluğu, zaman içinde ikinci ve özellikle üçüncü gün azalmaktadır. Genelde cumartesi ve pazar günlerine sarkan ikinci ve üçüncü günde, kitaplaşmış sempozyum bildirilerinin sunulacağının belirtilmesi, hem katılımı diri tutar hem de sunum yapanların boş salonlara konuşmasının önüne geçmek için faydalıdır. Birçok sempozyuma katılan biri olarak, sempozyum bildirilierinin kitaplaşmış halini bazen edinmediğimiz zamanlar olmuştur. Kişi, ülkesine ya da şehrine dönünce en az iki sempozyum bildiri kitabını da beraberinde edinmiş olur. Sempozyum bildirilerinin kitaplaşmasında zorunlu hallerde sempozyumun ertelenmesi gibi olumsuzluklar söz konusu olabilir. Bu durumlarda basılı kitaplarda sempozyumun yapıldığı tarih, kitaplara sonradan eklenebilir.
Sempozyum bildirilerinin kitaplaşırken izlenen yolda bazen oldukça abartılı baskılara, pretsij yayınlara rastlanır. Elbette sempozyum tebligleri kitaplaşacaktır da bütçenin aslan payını kitaba ayırmak da akılcı yol değildir. Kitaplaşan tebligler, sade, mütevazı bir baskı ile isteyen her kişinin istifadesine sunulabilir. Bunun CD ortamında çoğaltılması, belki de masrafların tümünü ortadan kaldıracaktır. Çoğunlukla sempozyumun ev sahipleri, sanal ortamda bu tebligleri yayınlayabilir, yayınlayan kurumlar da günümüzde bulunmaktadır.
Belki zaman içinde Şehir Araştırmaları Merkezleri her şehirde varlıkları ile şehirlerimizin hafıza merkezleri olur, bilgi kaynaklarının çekirdeğini oluşturur, medeniyetimizin yeniden ihyasında geçmişteki canlılığı her alanda tekrar sahiplenmemize zemin hazırlar.
Sonuç: Dünün üç-dört dil bilen ilim ehlinin şimdi Türkçeden başka İngilizce bilme şartı, hakikatten bizi üzmektedir. Yabancısı kılındığımız ortak medeniyetimizin dillerini bilmeyişimizin acı ifadesi olan bu makalede, gönül isterdi ki her konuşmacı-tebligci-sunumcu-katılımcı-hatip, kendi diliyle metnini sunarken, biz kendisini anlayabilseydik!..
Şimdi Almancanın, Fransızcanın önemini kaybettiği günümüzde İngilizcenin dünya lisanı haline getirenler, bir gün bu hakimiyeti kaybettiklerinde biz kendi dünyamızda medeniyetimize aid eserleri bir kaç dille okuyabileceğiz. Biz, bunu ifade ederken dünün lisanı bozan İttihad ve Terrakîci anlayışı, bu medeniyet anlayışında direnecek mi? Elit tabaka olarak kendisini la-yusel bilen anlayış, yüz senedir varlığını dilde meşrulaştıramamıştır. Kendi medeniyetini yok sayan anlayış, kendisine çevresini düşman kılmış, kendisinden başka kimsenin dostu olmadığına kendisini inandırtmış, sonuçta karşı çıktığını belirttiği ve varlığını bu yolla ortaya koyduğu dönemde, başkasının gönülü şikârı-avı haline gelmiştir.
Canlı bir varlık olan lisana-dile her müdahalenin tarihe, inanca, kültüre, folklora dolayısıyla hayatın kendisini güçsüzleştirdiğini bilenler, son yüz elli senedir ortaya çıkan ilim alanındaki kısır doğurganlığın sebeplerini izah ederken, kendilerini anlamayan halkı suçlu göstermeye devam etmektedir. Halk adına halka rağmen hizmet verdiklerinde mussır olan, ısrar eden bu garib anlayış, demokrasi arenasında çoğunlukla-her zaman çoğunluğun haklı olmadığını vurgulamakta, kendilerinin en iyi bilen olduklarını savunmaktadır.
Bir sempozyumda sunulan yabancı dildeki bir teblig ile sempozyumun kitaplaşması ve Şehir Araştırmaları Merkezi... Nereden nereye!... Son yüz senedir, herşeyimizin ortak olduğu coğrafyada konuştuğumuz dil farklı olduğu için birbirimize düşman kesildiğimiz komşu devletler(!), halen bizim kendileriyle ortak bir kadere sahip olduğunun şuurundadır. Biz de bu kanaatteyiz. Birbirimizi konuştuğumuz dille anlayacağımız zaman, bu sıkıntılar bitecektir.
M. Ali ABAKAY



Bu yazı 1767 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI