Bugun...


Mehmet Ali ABAKAY

facebook-paylas
ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ ve DÖNGÜMÜZ
Tarih: 22-10-2022 00:01:00 Güncelleme: 22-10-2022 00:01:00


Hayatın "yaşam" alanına hapsedildiği ortamda, insanın yeme ve içme dışında bir şeyle meşgul olmaması, şehri kendisine uğraş alanı seçmiş olanların yalnızlığa ve nisyana terki, anlaşılmamış veya anlaşılmak istenmemesi kendi bakışımızla anlaşılabilir, başkasınca anlaşılmaktan uzak.

Hayatın her yönüyle met'a yönüyle ele alınıp değerlendirilmesinin genel kaîde haline getirilmesi, her döngüye ticarî olarak bakılmasını ve maddî kazanç beklentisiyle değerlendirilmesi iyi niyetle yola çıkanların kimi yapılması gerekenleri yarıda bırakma mecburiyetinde kalması, şehirlerle ilgili çalışmalarda bulunan bizi, bizim gibi karşılık beklemeden çalışanları  yıllardır zor durumda bırakmıştır, bırakmaya devam etmektedir.

Ömrünü kitaba, belgeye adayan, muazzam kütüphanelere sahip olup, yersizlikten ve sıkıntıdan bunalan birçok kimse, sonuçta ya ömrünü adadığı kütüphanesini elden çıkarmış ya da bir yere bağışlamış, isminin tabelada olmasıyla yetinmiştir.

Ali Emirî Efendinin yalnızlığa terki, azimle kararlılığı Millet Kütüphanesi'ni ortaya çıkarmışsa da sonrasında yeni Ali Emirî Efendilerin yetişmesi mümkün olmamıştır. Onun yolundan gidenlerin kaderi farksız olmuştur, olacaktır.

Karamsar değiliz, olmadık, bu ifadeleri kullanmakla, manzaranın seyrinin resmini çiziyoruz, yalnızca.

Onbinlerce, yüz bini aşan kimi kütüphaneleri oluşturan, onları yaşatmak için dünyasına kitaptan başka bir şeyin girmesine gönlünü razı etmeyenler, delilikle mi itham edilecek, günümüzde?

Dünyanın eğlencesine, zevkine, safahatına, rahatına, malına ve mülküne kitaba saygısından iltifatı zûl sayanların fakr û zarûriyet hali içinde olmalarını kabulleniş, eli-kolu bağlı olan, geleceğe bu  hazineleri miras bırakmaktan başka gayesi olmayanları yaşarken öldürmeye eştir, doğrusu.

Talihi yaver giden birkaç ismin, yerel yönetim, vakıf veya dernek ile kütüphanelerinin gün ışığına çıkması, herşeyin güllük-gülistanlik olduğunu göstermez.

Şehir, ilçe ve köy ayrımı yapılmaksızın ulaşılabilen kaynakları bir araya getirme, imkânların el verdiği ölçüde Şehir Araştırmaları Merkezi oluşturmada çektiğimiz zorlukları ifade ettik, hatta usandırdık  bizi seven dostlarımızı, bunun farkındayız, bilinsin.

Medeniyeti yeniden ihya etme yolunda bizim de duvarda bir taş bırakabilme bilme çabamız, uğraştığımız ölçüde olabilmeli.

Her şeyin devletten beklendiği ortamda, bu gerçekleşmez.

Maddî yönüyle her şehirde üç-dört katli birer merkez binası yapabilecek o kadar kişi ve kuruluş vardır ki sayısız...

Neden ve niçin bu dinamikler harekete geçmemekte?

Bir müstakîl binaya maddî gücü elvermeyen, sermayesi kimisince kâğıd olan bizim gibi olanlar, yarın bir dairede nefes almaya çalışırsa, bundan mutluluk duyarsa, tuzu kuru olanlar eleştiride bulunduğunda verecek cevabımız, beklenenin üstünde olmaz. Çünkü, sarraf olmayan elindekinin kıymetini bilmekten mahrûmdur.

 

Onu hoş karşıla, bunu eleştirme , onu incitme!...

Herkesin kendi yoluna revan olduğu hayatta, tek gayemiz ülkemize faydalı bir iş yapabilmektir.

Biz, halen anlaşılmıyorsak anlamak istemeyenlerin bahanesi var.

Demir mi pahalı, çimento mu yükseldi?

Bu ülkenin kültürel zenginliği, hangi yollarla sağlanır?

İş ve güç, turizmle kalkınma masalıyla yürütülüyorsa, kültür ve şehir, hakikat o ki gereksiz.

Işte, biz bu gereksizliğin yok oluş olduğunu söylüyoruz.

Farkımız bu, aslında.

Yolumuz uzun ve engeller oldukça fazla.

Anlatamıyoruz!...



Bu yazı 1797 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI