Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
ÇİLELİ DUALAR 3
Tarih: 11-05-2024 00:01:00 Güncelleme: 11-05-2024 00:01:00


 

Hz. Musa (a.s.) zorba Firavun’la mücadeleye giderken şu duayı okuyarak Rabb’inden yardım diliyor:

“Rabb’im, içime ferahlık, işime kolaylık ver,                                       

Dilimden bağı çöz ki sözümü iyi anlasınlar!                                                       

Bana ailemden kardeşimi yardımcı ver,                                          

İşimi destekle onunla; sırtımı güçlendir!                                                                   

Böylece çok yüceltelim, çok analım seni,                                                         

Esirge, susuz bırakma ıssız çöllerde bizi!”

Hz. Yunus (a.s.) zifiri karanlıkta, balığın karnındayken şöyle yalvarıyor karanlıkları aydınlatacak olan Rabb’ine:

“Üzüldük, bozuldu moralimiz; yalvardık içten,      

Bağışlama için yardım istedik Rabb’imizden!

Yakardık zifiri karanlıklar içinde inledik:       

Yoktur senden başka ilah Rabb’imiz, dedik!

Yetişmeseydi eğer rahmet, Rabb’imizden;

İnleyecektik diriliş gününe dek derinden!        

Kuşkusuz olduk biz, suçlu görevlilerden,           

Onadı Allah duamızı, kurtulduk ezinçten!

Andık yalvararak Allah’ı, balığın karnında,

Atıldık ıssız sahile zayıf, güçsüz durumda!      

Güçsüz ve hasta; attı kıyıya balina bizi,                

Allah, gölge için üzerimize bitki yeşertti!   

Yöneldik Mevla’ya, anladık hatamızı:

“Allah’ım, kabul eyle pişmanlığımızı!”

“Sürdürmeliydik görevi, olsa da çetin!

Elçiler görev yaparken olmalı metin!”

“Eksiklikten uzaksın, senden başka ilah yok!

Terk ettik izinsiz görevi, suçlulardan olduk!”

Hz. Zekeriyya (a.s.) toplumunun inatçı ve acımasızlığına karşı Allah’tan yardım isteyerek inananların zor durumlarda başvurdukları yöntemi izliyor:

“Endişeliyiz bizden sonraki toplumdan!

Gül bahçemize diken ekebilirler yeniden!

Karım da kısırdır, topluma yön verecek,                                          

Elinden tutacak bir çocuk ver, Hüda’mız!

Tarafından hayırlı bir nesil bağışla bize,                                                              

Ver nazik gülleri bize ve Yakup ailesine!                                                   

Yalvardık, durmadan aktı göz yaşımız,                                                            

Yokken biz, dolu yemesin tatlı bağımız!

Kalmasın meydan, putçu bilgisizlere,

Kalsın eserimiz iyi ve ipek yüreklere!

Gizlice içten yalvarmaya devam ettik:                                                                      

İsteklerimiz konusunda heyecanlıydık!

İstedik, Rabb’imizin sevgi pınarından:                                               

Kıraçta güller susuz açar; rahmetinden!

Namaz kılarken müjde verdi melekler:                                                

“Onaylar Allah arzunu sevin!” dediler!

Verdi, Hüda verdiği sözü doğrulayarak,                                                       

Onurlu, iyilerden Yahya’yı resul olarak!”

Hz. Nebi (s.a.s.) onu ve inananları zor durumda çaresiz bırakan Mekkeli müşriklerle ilgili şu duayı yapmak zorunda kaldı: 

“Rabb’imiz; Kureyş’ten azılı yedi kişiyi,

Havale ediyoruz sana, yaktılar içimizi!”

Gün geçti, devran döndü her zamanki gibi güneş doğdu; aydınlattı Bedir Kuyuları’nın etrafını ve savunma başladı. Hz. Resul’ün yaptığı duanın kabulü şöyle gerçekleşti:

“Öldürüldüklerinde Bedir savunmamızda,

Atıldı kuyuya o pis leşleri yedisinin de!”

Allah’ın kahraman Resul’ü, Mekke’de güvenlik yok diye Taif’e gitti. Taifli bağnaz ve banalların ayaklarını kanlar içinde bırakıp yürüyemeyecek derecede halsiz bıraktıklarında bir bağın içindeki ağacın gölgesine çekilip Rabb’ine yönelerek şunu söyledi:  

“Rabb’imiz, güçsüzlüğümüzü sunuyoruz sana!

Sığınıyoruz merhametine, acı biz aciz kullara!

Kızgın değilsen bize, biliyoruz yardım edeceğini,

Duyduk, “Acımam, kızgınlığımı aşmıştır!” dediğini!

Yüzsüz düşmanın elinde kalmaktan sığınırız sana,

Muhataptır hayatımızdaki yakınlarımız duamıza!

Bir dosta bile bizi bırakmayacak kadar acırsın! 

Eline bırakma, acıyan Yaratan’ımız zalimlerin!”

Bu içten yakarıştan sonra Resul’üne yardımın sözünü veren Allah Cebrail’i gönderdi:

Dedi Cebrail: “Kardeşim, dağlar meleği bekler;

İstiyorsan ezilsin iki dağın arasında Müşrikler!”

“Olmaz; biz rahmet için geldik, bilmiyor onlar,

Çocukları belki, Yaratan’ın has kulları olurlar!”

Hz. Nebi (s.a.v.) Taif’ten dönüşte güvenlik nedeniyle Mekke’ye giremeyince Hira’da geceyi geçirmek zorunda kaldı. Sabah Mekkeli Mut’im’in koruyuculuğunda evine ancak gelebildi. Mut’im, Bedir Savunması’nda öldü. Mut’im’in oğlu Medine’ye gelip değerbilir Resulüllah’tan Mekkeli esirleri isteyince Allah’ın Nebi’si (s.a.v.) şu tarihi ve örnek sözü söyledi:

“Tehlike var diye Mekke’de, gitmiştik Taife,

Gidemedik eve dönüşte, kaldık Hira’da gece!

Girdik Mut’im’in koruyuculuğunda, evimize, 

Ölünce Mut’im Bedir’de, geldi oğlu Medine’ye!

“Kurban ederdik; isteseydi yaşlı baban bizden,

Verirdik ona, Bedir’in esirlerini düşünmeden!”  (1)

Görülüyor ki inananlar olarak sıkıştığımızda başvuracağımız yegane kaynak Allah’ın rahmet deryasıdır. Onun dışında bize yardım edecek yoktur. Burada şu noktaya dikkat çekmekte yarar vardır: Kendimize düşeni yaparak eylemsel; Allah’a ellerimizi ve gönlümüzü açıp yalvararak da sözlü duada bulunmuş olmamız gerekir.

Kalın sağlıcakla!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 1204 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI