finans haberleri
Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
ŞİİRİMİZDE DİCLE IRMAĞI 3
Tarih: 02-07-2022 00:02:00 Güncelleme: 02-07-2022 00:02:00


Şair Haristani, Fiskaya Seyir Terası’nda oturarak Dicle Irmağı’nın yüz yıllarca akıp oluşturduğu Dicle Vadisi’ne uzun uzun baktı. Hayallere dalınca Dicle Irmağı, şairin gözünün önünde şöyle canlandı:

 “Dolanır etrafını bir dost gibi masmavi,

Sevdalı Dicle, kucaklıyor Diyar-ı Bekir’i!

Bembeyazdır Dicle'nin çakıldan dişleri!

Kükrer, Hevsel'de kafesten salıverilmiş gibi!”

Şair, Dicle Vadisi’ni hayal ederken aklına; yeryüzündeki suların temelde kardeş ve özdeş oldukları; eninde sonunda karışıp kavuştukları geldi. Daha da ileri giderek Dicle Vadisi’nin de suyla dolması durumunda İstanbul Boğazı gibi olacağını hayal etti. Bu durumda Dicle’nin suyunun da Boğaz’ın sularına karışıp kavuşacağı için İstanbul Boğazı’ındaki suyla Dicle Vadisi’ndeki suyun kardeş olacaklarını ve bu iki kardeşin oluşturdukları Dicle Vadisi ile İstanbul Boğazı’nın da kardeş olacaklarının kaçınılmaz olduğunu iddia etti. Şairin bu iddiasına Dicle Irmağı da katıldığını söyleyince bu iddia İstanbul Boğazı’nın aklına yatmadığı gibi, kendisine göre bu saçma iddiasından ötürü de Dicle’yi hafife almaya ve kınamaya başladı. Bunun nüzerine; Dicle Irmağı’nın gönlünden şu mısralar damlayıp dudaklarından döküldü ve Fiskaya Çavlanı’yla beraber aşağıdaki girdaba düşüp pervanenin mum ışığının (ateş) etrafında döndüğü gibi döndüğünden (pervane- ateş örneği) baş dönmesi geçirdiler; bunun üzerine bir kenara çekilip bir süre dinlendikten sonra dengelerini sağlayıp çok sevdikleri Dicle’nin coşkun sularına kavuştular. İşte o mısralar:

 

Tutulursa suyu Vadi’min; Boğaz’ın olur,

Dicle'min suyu Boğaz'ında, akar durur!

 

Sular kardeş ve özdeştir yeryüzünde!

Özü bir, yönü bir, görevi bin gücünde!

 

Sonunda buluşur Vadi’m, Boğaz'ınla,

Arınır martılar, karışmış berrak sularımızla!

 

Nasıl kardeş olur Vadi’n, Boğaz'ımla,

Nasıl buluşur, karışır suyun suyumla?

 

Dicle’m, ceylan gözlüm, delirtme beni!

Nasıl kucaklaşırsın Boğaz’ımla hayalci seni?

 

“Fışkırdı gözlerden gözyaşı suyumuz,

Birleşip ikizim Fırat’la şat oldu gücümüz!

 

“Dedi: ”Binin ona!” güvenin en güçlüye!

“Durması ve yüzmesi O’nun adıyladır.” biline!  (1)

 

Demir aldırdı tersaneden seherde kutlu Nebi,

Yüzdü sırtımızda azgın dalgalarda gemi,,

 

 

(1) : Hud Suresi: 41. (Diyanet İşleri Meali (Yeni)

 

Uçtuk dalgalı yelelerimizle dörtnala!

Koştuk çölden çöle buluşma alanımıza!

 

Buluştuk Körfez’de sedefimizle,

Çoğaldık Okyanus’ta kristal incilerle!

 

Daldık, kıvrılarak enginlere aşkla!

Bir alçalıp, bir yükseldik dalgalarla!

 

Selamladık Belkıs’ı dolandık Yemen'i,

Kızıl’a daldık, andık korunmuş kentleri!

 

Sunduk selamı saygıyla Ashame’ye, 

Dinlenip, bilendik Aksa Mescidi’nde!

 

Çıkardık Yusuf ‘u Kenan kuyusundan,

Çıktık üçüzümüz Nil’le, Mısır’dan!

 

Osmanlı’nın izini gördük Fas’ta,

Dinlendik Cezayir’de, Tunus’ta!

 

İçti suyumuzu kırlangıçlar, Tarık Dağı’nda,

Gırnata’yla tanıştık, Endülüs sularında.

 

Karıştık suyuyla Ak Deniz’in, çoşarak,

Yürüdük, Ege’ye Hayreddin’le koşarak!

 

Beraber olduk Menderes’lerle, Gediz’le!

Sakarya: ”Ayağa kalk”ın dedi, bize!

 

Tırmandık Ege’yi, karşımızda Marmara!

Okuduk Çanakkale’de, şehitlerimize Fatiha!

 

Kah, Marmara’nın mavi sularındayız,

Kah, kardeşim Boğaz’ın suyuylayız!

 

Girdik kardeşim Boğaz'la kol kola?

El salladık, Çamlıca’dan Topkapı'ya!

 

Aktık Saray’a, bak Ayasofya’dayız!

Bitti özlem, kavuştuk, işte Boğaz’dayız!

 

Demiştin ya, beni kınayarak aceleden:

“Nasıl buluşur, karışır suyun nereden?”

 

“Adına şiirler yazılıyordu şairlerin kalemiyle, adına türküler söyleniyordu ozanların diliyle… Ayrıca destanlara konu olduğu da belirtilmektedir koca Dicle’nin adı…

 

Ahmed Haşim, Dicle’nin sakin ve durgun olan akışına dikkatleri çekmiştir. Ona göre Dicle, özellikle Bağdat civarında daha durgun ve sessiz, altın sarısı ile yaldızlanmış/süslenmiş gibi bir durumuyla olan bir ırmaktır:

 

“Bir hüsn-i müzehheb gibi durgun yine Dicle,”

 

Çocukluk yıllarında akşamları annesiyle sık sık Dicle’yi seyre çıkan Ahmed Haşim, bu gezilerini şu mısralarla dile getirmiştir:

 

Çıkmıştık o gün Dicle’ye sessizce kürekler,

Nehrin zehebî, sîne-i emyâhını yırtar!

 

Gûyâ ki o gün Dicle’nin üstündeki mâtem,

Âfâka sürükler sarı güller, kırizantem …     (Aktaş, 2012, s. 8).

 

Ahmet Haşim, yukarıdaki mısralarda Dicle’nin manzarasına hayranlığını belirtir: “Dicle’nin coşkun suları üzerinde kayıkla gezintiye çıkmıştık; suyun altın rengi, suyun göğsünü yırtıyordu. Dicle’nin üzüntülerini sarı renkli güller ve kasımpatı gülleri, ufuklara kadar sürükleyip oradan uzaklaştırdıkları için üzüntüler kayboluyordu.”

 

“......Dicle’nin; Mecnun, Ferhat, Kerem, Mem; Leyla, Aslı ve Zin’le birlikte anıldığı görülmektedir. Dicle’nin de Fırat gibi Kerbela’ya su ver(e)memesinden dolayı suçlanması söz konusu edilmiştir. Dicle’nin çevresindekilere kaç bin yıldır can olduğu, kan olduğu bilinmez. Dicle ile çevresindekiler özellikle insanlar arasında alıp verdikleri veya alıp veremedikleri çok şeyler vardır. Dicle, “Zaman zaman anne ve evlat arasındaki göbek bağını, birbirinden ayrı düşmüş iki kardeş arasındaki özlemi karşılarken bazen de iki sevgili arasındaki kırgınlığı karşılamaktadır!” (Demircan, 2014, s. 32).

A. Hicri İzgören, “Kırık Mozaik” adlı şiirinde; Dicle ile eski olan bir yakınlık bir akrabalık kurduğunu ve bu isteğinin devam ettiğini belirtir: …

“Yüzümü serin sularında yıkarım,

Dicle kirvem olur milattan beri!

Şairlerimizin duygu dünyasında yer etmiş; dimağlarını etkilemiş ve şiirlerimize konu olmuş mavili gelin Dicle’miz ile ilgili söyleşilerimiz devam edecektir inşallah! Şimdilik kalın selam ve dua ile...

 



Bu yazı 1411 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI