Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
EN GÜZEL KISSA 1
Tarih: 25-07-2022 00:02:00 Güncelleme: 25-07-2022 00:02:00


Allah, izin verirse Kerim Kitab’ımızın üzerinde önemle durduğu ve bizim de dikkatle okuyup yaşama yol haritamızı çizmeye çalışırken yararlanmamızı istediği kıssalar (ders alınması gereken hikaye) üzerinde durmaya çalışacağım! Kitab’ımızdaki ders alınması gereken hikayeler bu amaçla anlatıldıkları halde biz kitabı okuyanlar acaba bu okuduğumuz hikayelerden ne kadar anladık da yaşantımızı, insanlarla ilişkilerimizi, yaşam biçimimizi ve en önemlisi de ahlakımızı nasıl düzene koyacağımızın yolunu yordamını öğrendik?

 

Kitab’ımızda çok sayıda ders alınması gereken hikayeler anlatmış Yüce Yaratıcı’mız; ancak yine kendisi bu hikayelerin en güzelinin Hz. Yusuf’un (a.s.) hikayesi olduğunu bize bildiriyor. Hikayeyi ana hatlarıyla bilen insan sayısı fazladır; ancak bilen insan sayısının fazla olması oranında ders alan insan sayısının fazla olduğu söylenemez. Bu anlamda derdimiz çok... Bizim görevimiz derdimizi anlatıp derman bulmaya çalışmaktır; başka bir amacımız yoktur. Bu eksikliklerimizi dile getirirken önce kendimden başlıyorum ve kendimi de o kusurlular arasına katmaktayım. Çünkü ben de aynı kusurlarla taksirliyim.

 

Hz. Yusuf’un (a.s.) olayını okuyuculardan bilmeyenler çıkarsa meallerden yararlanma imkanları vardır. Bizi mazur görsünler lütfen! Biz daha çok bu hikayelerden çıkarılması gereken dersler üzerinde duracağız. Evet şöyle arkanıza yaslanın;lütfen gözünüzü ve kulağınızı etraftan ayırıp yazıya odaklanırsanız arkamdan; “Bu herif de ne diyor, anlamadım!” demeyin ya da yaptığım bu ödevimin boşa gitmesine neden olmayın!

 

Hz. Yusuf (a.s.) ve ailesiyle ilgili hikayeden alınması gereken dersler:

1. İnsanoğlu kıskançtır. Bunu bu hikayede Hz. Yusuf’un (a.s) kardeşleri arasında rahatlıkla görüyoruz. Bunun iyileştirme ilacı olarak sevginizi; öz çocuklarınız da olsa tek tarafa ağırlık vererek göstermeyin. Halk deyimiyle;” İnsanoğlu çiğ süt emmiş!”

2. Hz. Yusuf’un (a.s) kardeşleri gibi kıskançlıkta aşırı gitmeyin; aşırı olursanız masumların canını boş yere yakarsınız. Kıskançlığınızdan ötürü insanlara yaptığınız/yapacağınız bu haksızlıkların cezasını dünyada da çekebilirsiniz.

3. Çok güçlü de olsanız gücünüze güvenip de yasak işler yapmayın; sonra Hz. Yusuf’un (a.s) kardeşlerinin içine düştüğü nahoş ve mahcup duruma düşeceğinizi aklınızdan çıkarmayın.

4. İleride utanacağınız bir işi bugün elinizde imkan olduğu halde yapmayın. Asıl erdemlilik budur; yoksa iş işten geçtikten sonra pişman olmanın bir geçerliliği yoktur. Sadece  günü kurtarmaya çalışmayın; çünkü bugünün yarını da var. Evet tövbe kapısı her zaman açıktır; ancak tövbenin arkasına sığınarak bilerek yanlışlar yapmak doğru bir davranış değildir. Tövbe elinde olmayarak ya da bilmeyerek yapılan yanlışlar için geçerlidir. Günümüzde Hz. Yusuf’un kardeşlerinin içine düştüğü yanlışın içine düşen ve bu yanlış yorumlardan hareketle olur olmaz yanlışlar yaparak haksızlıklara neden olan insanlar çoktur. İnsanın tüylerini diken diken eden söze bakın: ”Yusuf’u öldürün ya da onu uzak bir yere (kimsesiz çöllere) sürün ki (bırakın) ki babanızın teveccühü yalnız size münhasır olsun. Ve siz ondan sonra salih bir zümre olasınız.”(Yusuf 9) Ne güzel (!) Yol yordam bilmez bu küçücük çocuğu yırtıcı, aç hayvanların önüne atın; hayvanlar onu yesinler; siz de sonra elinizi yıkar, tövbe eder ve iyilerden olursunuz öyle mi?” “Nerede görülmüş yoğurdun bolluğu!” Hem adam öldür hem de iyilerden ol. Yemezler! Bir kere yaptığın iş, iyi ve güzel değil... Düşünün, bunlar cahil değiller ha! İnanmayanlar da değiller... Evet, evet bunlar peygamber çocuklarıdır; ancak  yine de insanoğludurlar... Şeytan, haklılığını kanıtlamak adına Allah’a söylediği sözün gereği olarak “onların yanlarından, sağlarından, sollarından; arkalarından, önlerinden sokulacağını” (Yasin Suresi) söylediği insanoğludurlar... O şeytan ki Kabil’in de ayağını kaydırmıştı. Hatta Kabil’in baba ve annesini de süslü sözleri ve vaatleriyle kandırabilmişti. O şeytan değil midir ki insanoğlunun yolunun üzerine dikenli kara çalılardan barikat kurmuş ve Müslümanların iyiliğe, kardeşliğe giden yolunu tıkamıştır.  Bu azılı düşman kimi zaman kuzu postuna girmiş kurt; kimi zaman da ellerine ve yüzüne pamuk gibi takma sakallar giydirip başına da sarıklar takarak kötü isteklerini yerine getirmek için çaba göstermiştir. Lavrensler, ne diye ortalıkta cirit attı acaba?  2 Temmuz 1932’de Keriman Haris, ne diye "Dünya Güzeli" seçildi? Çünkü, 1929 yılında düzenlenen güzellik yarışmasında Müslüman kadınlar ilk kez iç çamaşırı ve mayolarla insanların karşısına çıktı. Bu yarışmadan birinci seçilen Keriman Haris, üç yıl sonra Türkiye'yi temsilen Belçika'da başka bir yarışmaya katılıp oylama dahi yapılmadan "Dünya Güzeli" seçildi. Yarışma anında orada bulunanlardan Turhan Bey anlatıyor: “Jüri başkanı kürsüye çıkarak şöyle dedi: "Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa'nın, Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 yıldır dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren İslam bu andan itibaren bitmiştir. Onu Avrupalı Hristiyanlar bitirmiştir. Elbette Amerika ve Rusya'nın hakkını inkar edemeyiz. Neticede bu Hristiyanlığın zaferidir. İşte, bir zamanlar Fransa'da düzenlenen danslara dahi müdahale eden Sultan Süleyman'ın torunu mayo ve sütyen ile karşınızdadır!" Kaynak: Yalan Söyleyen Tarih Utansın s. 269-270 / Yeni Rehber Ansiklopedisi)

 

Bu hikayeden çıkarılacak çok dersler vardır... İnşallah devam edeceğiz... Kalın sağlıcakla...  

 



Bu yazı 1792 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI