Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
EĞİTİM VE ÖĞRETİMİN YENİ YILI BAŞLARKEN
Tarih: 10-09-2022 00:02:00 Güncelleme: 10-09-2022 00:02:00


Haziran ayında eğitim ve öğretim yılı sonu nedeniyle yazmış olduğum yazının son paragrafını şöyle bağlamıştım: ”Önümüzdeki eğitim ve öğretim yılı başında inşallah benzer biçimde yine bir şeyler anlatacağım.“ Evet, Allah nasip etti, yeni bir eğitim öğretim yılının başlangıcına yetiştik... Ülkelerin kalkınıp vatandaşlarının huzur ve refah içerisinde yaşayabilmeleri; ülke vatandaşlarının barış ve kardeşlik içerisinde hayatlarını sürdürebilmeleri; insanımızın eğitim düzeyine bağlıdır. Birbirimizi sevmemiz, kin ve nefret duygularını bir tarafa bırakmamız; karşılıklı haklarımıza saygı gösterip “bizim özgürlüğümüzün bittiği yerde; bir başkasının özgürlüğünün başladığını” bilip ona göre davranmamız; yani toplumsal hayat sürdürmek zorunda olan insanlar olarak “özgürlüğümüzün sınırsız olmadığını” bilmemiz ve davranışlarımıza dikkat etmemiz; kısaca; “Ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız!” için eğitim ve öğretimimize ekmek ve su kadar ihtiyacımız vardır!

Her ayın ya da mevsimin hatırlattığı önemli olaylar vardır. İşte bu önemli olaylardan biri de okulların eğitim ve öğretime açılacağı olayıdır. Yaz tatilinde dinlenmiş olarak çocuklarımız heyecanla okula başlama hazırlığını yapmaktalar. Anne ve babalara Allah yardım etsin... Bu ekonomik şartlarda ebeveynler kendi ihtiyaçlarından özveride bulunarak; ”Çocuklarımız arkadaşları arasında incinmesin, psikolojileri bozulmasın!” diye çocuklarına okul araç ve gereçlerini tamamlamaya çalışıyorlar. Bugünkü şartlarda bana: ”Kahraman kimdir?” diye sorsalar; ben şöyle cevap veririm: ”Özveride bulunarak çocuğunu okula göndermeye çalışan anne ve babalardır!” derim. Dikkat edilirse “özveride bulunarak” ifadesini özellikle kullanıyorum. Çünkü Türkiye’de 2020 yılı verilerine göre 6.390.019 kişi asgari ücretle geçimini sürdürmeye çalışmaktadır. 2022 yılında bu rakamın daha da büyüyeceğini ve bu ailelerin de her birinin ortalama üç veya dört çocuğunun okula gittiklerini düşündüğümüzde, 30 milyon insan okula devam etmeye çalışırken sıkıntı yaşamaktadır. Hali vakti iyi olanlarla ilgili diyeceğimiz bir şey yok... Kastettiğimiz yaz kış, sıcak soğuk demeden inşaatlarda amelelik, kalfalık yapanlar, taşeronların yanında çalışan işçiler ve özel sektördeki asgari ücret karşılığı çalışanlardır. İşte kahramanlar bunlardır. Onların ellerini öpmek gerekir.

Daha üzücüsü aldığım duyumlara göre -inşallah yalandır, çünkü inanmak istemiyorum- asgari ücret karşılığı işçi çalıştıran özel sektör sahipleri şöyle hileli bir yola başvuruyorlarmış: Çalışana diyorlarmış ki: ”Ben senin hesabına asgari ücretini tam yatıracağım; ancak sen parayı çektikten sonra şu kadarını bana iade edeceksin, yoksa sen bilirsin!” “Yoksa sen bilirsin!”in Türkçesi, seni çalıştırmayacağım!” dır. Çalışan kardeşimiz patrondan korktuğu için sessizliğini korumaktadır. Buradan bu zulmü işleyen özel sektör sahiplerine sesleniyorum: “Tez elden bu pis uygulamayı bırakın, bu yaptığınız yüzde yüz haramdır, haksızlıktır, zulümdür! Adınız, sanınız  ne olursa olsun; gece gündüz namaz da kılsanız, sene on iki ay oruç da tutsanız, bin defa hacca da gitseniz tevbe edip vazgeçmedikçe bu günahın altından kalkamazsınız. Bu tür pis işlere başvuranların dini, meşrebi, milliyeti, sarığı, sakalı, 99’ luk tespihi, alimliği, cahilliği, sofiliği beş para etmez... Eğer bu kişiler Müslüman ise İslam’ın Rehberi’nin (s.a.v.) sözünü hatırlatıyorum: ”Çalıştırdığınız işçinin alın teri soğumadan ücretini veriniz!” Eğer bu kişiler Müslüman değillerse onları da insan haklarına uymaya ve empati yapmaya davet ediyor, akıllarını başlarına almalarını tavsiye ediyorum.

 

Affınıza sığınarak yararına inandığım; sene başındaki yazımdan bir bölümü tekrar sunmaya çalışacağım: ”Bu işin mimarı, karanlığın aydınlığa kavuşması için çaba harcayan kutsal insan öğretmendir! İnsanlığı bataklıktan ve ruhsal dünyalarındaki iğrençliklerden arındıran kahraman ustalar öğretmenlerdir!

İnsanlığı yönetip yönlendirdikleri ve kurtardıklarıyla övünen en büyük kurtarıcıları, kahramanları ve yöneticileri  yetiştirenler, bilge kurtarıcılar öğretmenlerdir!

Özverili, çilekeş, sabırlı, cefakar öğretmenlerimize selam olsun!

Peygamberlik mesleğinin varislerine selam olsun!

Öğretmenlerimizin değerini anlatmaya kelimeler, kitaplar yetmez! Günümüz deyimiyle en büyük kapasiteli bilgisayarların word sayfaları bile yetmez; ancak onları anlatabilecek bir şey var. O da yetiştirdikleri eserleri olan öğrencileridir. Ülkelerin ve toplumların geleceğinde etkili olan eserleri!

Hz. Ali, ailenin çocuğa vereceği eğitim konusunda da şunu söylüyor: “Ciğer parelerinize yalnız kendi terbiyenizi giydirmeye çalışmayınız. Unutmayınız ki onlar, sizin yaşamakta olduğunuz zamandan başka bir zaman için yaratılmışlardır.”

Yıl, 1923!

TBMM'de vekil maaşları tartışılıyor. Dönemin Maliye Bakanı Gümüşhane milletvekili Hasan Fehmi Bey (Ataç), Mustafa Kemal’e sorar:

-Paşam, vekil maaşlarını düzenleyeceğiz; ne kadar verelim?

Paşa düşünür ve şöyle cevap verir:

-Öğretmen maaşlarını geçmesin!                                                             

  Bizler, varlık elden gidince ona duyduğumuz özlem duygularının etkisiyle o varlığı daha içten anıp değerini düşünürüz. Ne yazık ki insanların yokluğunda ancak değeri bilinir. Kişi yaşıyorken kimsenin yüzüne baktığı olmuyor; ancak ölüp gidince yaşarken ona selam bile vermeyi gereksiz görenlerce bile neler söyleniyor neler... Halkımız bu gerçeği, estetik, didaktik bir biçimde şöyle anlatır: ”Kel ölür sırma saçlı olur; kör ölür badem gözlü olur!”

İnşallah bütün çocuklarımız iyi bir eğitim alıp yararlı yurttaşlar olsunlar.”

Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla...

 

 



Bu yazı 1470 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI