finans haberleri
bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan
bursa escort - escort bursa - bursa escort escort bursa
izmit escort escort bayan anadolu yakası escort bayan
Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
EN GÜZEL KISSA 3
Tarih: 06-08-2022 00:02:00 Güncelleme: 06-08-2022 00:02:00


Geçen haftaki “En Güzel Kıssa 1 ve  2” başlıklı yazılarımda, Kerim Kur’an’ımızın; kıssaların en güzeli olarak nitelediği Hz. Yusuf’un (a. s.) kıssasından almamız gereken dersleri sıralamıştım. Bu en güzel kıssadan, çok dersler çıkarabiliriz; ancak burada önemli olan; ders çıkarmaktan veya çıkarabilmekten çok, ders almaktır. Geçen haftanın 11. dersinden sonra bu hafta da devam edeceğim inşallah:

12. İnsanın, öncelikle kendisini yaratıp donatan ve rahmetiyle terbiye eden (eğitip yetiştiren) yaşamın çeşitli girdaplarına ve güzelliklerine karşı alacağı tavırları kendisine anlatan, (Resul ve kitap göndererek) kendisini yaşamın zorluklarla dolu sınavlarında bile kimsesiz, yalnız ve yardımsız bırakmayan; üstelik sınavdan önce sınavdan nasıl başarılı olacağını kendisine göstermiş olan Yaratıcısına karşı nankörlük yapmaması gerekir.

13. Hz. Yusuf’u (a. s.) küçükken evine alan, besleyip büyüten, eğiten, saray ortamına hazırlayan ve -öz babası olmasa da- ona babalık yapan ev sahibine karşı nankörlük yapması düşünülemez. Müslümanlar olarak biz de aynı şekilde davranmalıyız.

14. Zeliha, Hz. Yusuf’un (a.s.) dürüstlüğü ve değerbilirliği ortaya çıkınca yenik düşüp suçunu itiraf ettikten sonra da: ”O da bilsin ki onun arkasında ona hainlik etmediğimi!” sözünü söylemekten geri kalmayıp orta yere ilan etmek zorunda kalışı bile ileride Hz.Yusuf’tan (a.s.) bir beklenti içerisinde olduğunu gösteriyor. İnsanlar seviyor veya dost, arkadaş, yakın gibi görünüp aslında kendi iç isteklerine uymak amacıyla böyle görünebilirler. Bunu unutmamak  gerekir.

15. Sonunda ortaya çıkacağını ve pişman olacağımızı hesaba katarak ilk başta hevesimize uyarak birine ahlaki olmayan bir teklifte bulunmamamız gerekir. Bu tür durumlarda şeytanın da kapıda nöbet tuttuğunu unutmamalıyız. Yani o anda bize uygunmuş gibi gelen isteklerin, bizi yenmeye yönelik iç dürtülerin, süslü sözlerin şeytanın Havva annemize ve Adem babamıza söylediği ayak kaydırıcı sözlerden olabileceğini unutmamalıyız. Zaten buradaki zorluk ikna edebilmek ve kolaylık da ikna olmaktır. Bu ikisi gerçekleştikten sonra şeytanın oradan uzaklaşıp ellerini ovuşturacağını ve kıs kıs gülerek bizi yanlışımızla baş başa bırakacağını aklımızdan çıkarmamamız gerekir. 

16. Halk arasında; ”Görev istenmez; verilir.” sözü dolaşır durur. Bu kıssadan, bu sözün her yer, zaman ve koşullarda geçerli olmadığını öğreniyoruz. Eğer, bir işi yapabileceğimize güvenimiz tamsa o işin ehli ve istekliysek görev isteyebiliriz. Çünkü, Hz. Yusuf, (a.s.): ”Bana maliye bakanlığını verirseniz; iyi yöneteceğime inanıyorum!”  diyerek başbakandan görev istiyor.

17. Allah’ın uygun gördüğü koşul ve durumlarda uygun gördüğü insanlara haber verdiği rüyalar ile insanların geçmişteki yaşamlarında bilinçlerinde yer etmiş/etkilemiş olayların üzerinden zaman geçtikten sonra uykuda iken tekrar görülmesi biçimindeki rüyalar olmak üzere iki çeşit olduğunu bilmeliyiz. Bu ikinci kısım rüyalara dayanarak her hangi bir hüküm verilemeyeceği gibi herhangi bir işlem de yapılamayacağını bilmeliyiz. Onun için ortalıkta ayakaltında dolaşan çıkarcı ve sahtekarlara yem olmamaya dikkat etmeliyiz! Gerçek rüyalar Allah’ın bilmediğimiz bir gizinden ötürü insanlar üzerinde gerçekleştirdiği bir işlemdir. Üzerinde Allah’ın bir işleminin gerçekleştirdiği bu kişiler bir yanlış yapıp bu işlemin kendilerine ait olduğunu ileri sürüp bundan bir çıkar elde etmeye yönelirlerse buna Allah izin vermez zaten. Eğer kişi bunu yapıyor da hiçbir şey olmuyorsa bu sözünü ettiğimiz Allah’ın üzerinde işlem gerçekleştirdiği gerçek rüya değil; o kişinin kalpazanlığıdır.

18. Bir tarafta zindanın karanlık ve soğukluğu,  bir tarafta sarayın şatafatı, göz kamaştırıcı debdebesi... Bir tarafta varlık, bir tarafta yokluk... İnsan, vahiyle eğitilmiş aklıyla hangisini yeğleyecek? Vahiyden uzak, insansal ve cin/sel iç isteklerinin etkisinde kalmış aklıyla mı yeğleyecek? Allah’ın dediğini mi, şeytanın dediğini mi yapacak? Hz. Yusuf (a. s.); ”Rabb’im, zindan;  bunların benden istediğinden bana daha hayırlıdır.” diyerek zindanın karanlığını, yokluğu ve çileyi yeğledi. Allah’ın vahiyli eğitimi üstün geldi... Burada ünlü düşünür ve dava adamı Said Nursi’nin sözünü söylemeden geçemem: ”Gerçek imanı elde eden zindanda da olsa saraydadır; imanı olmayan sarayda da olsa zindandadır!”

İnşallah dilimizin döndüğünce bu derslere devam edeceğiz. Allah’a emanet olun.



Bu yazı 213 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI