finans haberleri
Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
ŞİİRİMİZDE DİCLE IRMAĞI 2
Tarih: 25-06-2022 00:02:00 Güncelleme: 25-06-2022 00:02:00


Şair Haristani, Dicle’yle söyleşirken kutsal topraklara; Allah Resulü’nün evlatlarının kanlarının zalimlerce akıtıldığı; sıcak çöl kumlarının kırmızıya boyandığı ve bir yudum suya hasret kaldıkları o Kerb u Bela’ya (Kerbela: Sıkıntı ve olumsuzlukların, haksızlığın, barbarlığın tarihteki en şiddetlisinin yaşandığı yer!) değiniyor ve üzüntüye sebep olan nedenlerin; günümüzde de devam ettiğini, çünkü bugün de ümmetin sıkıntılarla karşı karşıya olmaktan kurtulamadığını; insan hakları ve özgürlükler bağlamında Müslümanların dünya üzerinde çeşitli sıkıntılarla boğuştuğunu, en doğal hakları olan ibadet, yaşama, okuma, giyim serbestliğinin bile olmadığını; hüzün yıllarının yaşandığını ve günümüzde de devam ettiğini anlatmaya çalışıyor:  

“Çağlarken ağlamada suyun,

Bağladı kıyıların üzüntüden yosun,

Şeyhmalan’dan Cizre’ye uzanıyorsun!

 

Mavi sevdalım!

Yıkadın yıllardır, kara taşlarını;

Yıkamadı, dalgaların On Gözlü’mü!

Duydum uzanıyorsun,

Aydınlanmış şehre, gökteki yıldızlara;

Selam olsun, yıldızların sayısınca onlara!

Kıvrıl, coş ve uza!

Bekliyor seni ikizin Bağdat’ta!

 

Ulu kişilere, yılmaz yiğitlere;

Şikayet etmedeyiz:

Kalmadı tahammül,

Sabrımız son kertede,

Geldiğimiz bu kara günlere!

Canlar  saygın Nebi’ye feda!

Kirli sular boyumuzu aşsa da!

 

Dicle’m, yeşil yanaklım!

Karpuz dudaklım,

Akacaksın yeniden mavi mavi,

Akacaksın “Haram sularsız!” masmavi!

Dağıt mahmurluğunu,

Kıvrıl pırıl pırıl, tasasız!

Özüne dön ki,

Yarışsın sularınla göz yaşlarımız!

Gül uygarlığına feda olsun canımız!

 

Bekle gelecek muştu!

Çatlamış dudaklara su;

Solgun benizlere kan,

Kararmış, isli yüreklere iman…

*                    *                         *

“Besledin çile kucağında ninniyle Diyarbekir’i,

Büyüttün zümrüt yatağında Hevsel’i,

Kıvrılarak dolandın  mavi yılan gibi Kara Amid’i,

Kucaklamış seni Kırklar’dan her biri!

Çırpınıyorsun kurtulmak için ürkek balıklar gibi!

      *                      *                           *

Dicle’m, Fuzuli'nin ızdırap yoldaşı!

Kükrer, delirirsin Hevsel'e ilişirse biri,

Çırpınır, didinir, emzirirsin yavrunu ceylan gibi!”

 

 

Ünlü şairimiz ve hemşehrimiz Süleyman Nazif de:

 

Söyle ey Dicle, ey mübârek nehr,

Şûh u lâkayd akar mısın hâlâ?

Geçme lâkayd önünden ey Dicle,

Hürmet et mâtem-i muazzamına,*

O tegâfülden incinir belki,

Münkesir kalb-i girye-bârı yine!.. “

  

Kısaca; “Ey kutsal Dicle! Sen, yaslı, üzgün Bağdat’ın önünden neden ilgisiz ve neşeli neşeli; hiçbir şey olmamış gibi akıp gidiyorsun? *Saygı göster onun yas tutmasına! Sen böyle etrafında olup bitenlerden habersiz gibi akmana devam edersen, Bağdat üzülür, kalbi kırılır, üzüntüden ağlar yine!” 

 

Şair, Dicle nehrine kişilik vermektedir. Onu, Anadolu ile Irak arasında elçi tayin etmiş gibidir. İki ülke arasındaki haberleşme ve duygu seli Dicle vasıtasıyla gerçekleşmektedir: “Nasıl ki bir anneye ait özellikler bir göbek bağı ile bebeğe iletilmekteyse Anadolu’nun üzüntüsü de Dicle vasıtasıyla Bağdat’a ulaşmaktadır.” diyor.

Süleyman Nazif, Dicle’den Anadolu halkının Irak’ı unutmadığını, bu ayrılık sebebiyle Anadolu’da da yas rüzgârlarının estiğini, Irak’a doğru hep mahzun gözlerle baktıklarını iletmesini istiyor:

 

Dicle, Bağdâd'a ninniler söyle,

O senin tıfl-ı şîr-hârındır,

Bunu târihe sor, unuttunsa;

Ebedî dâr-ı iftiharındır.

 

Aynı ufk-ı vatanda doğduk biz,

Beşiğim menba’ınla kardeşti...

Oralardan da geçti seyl-i belâ,

O da bilmem ne hâldedir şimdi?

 

Bir iken menba'ınla munsabbın,

Başka girdâba insibâb ettin;

Bu vefâsızlığınla kalbimizi,

Münfail, muztarib, harâb ettin!..

 

Yatağında yabancı yokken hîç

Her düşündükçe sızlıyor ciğerim-

Verdin ağyâra en güzel yerini,

Sana ey Dicle, şimdi muğberrim!..

 

(UHİVE www.uhedergisi.com)

 

”Ey hemşehrim Dicle! Üzgün ve ağlayan Bağdat’a yatıştırıcı ninniler söyle, çünkü o senin süt emen küçük çocuğundur. Sen onu yüzyıllardır sütünle (suyunla) besliyor, büyütüyorsun! Eğer sen, bunu bugün unuttuysan tarihe sor, çünkü tarih unutmaz! Tarih, onun dünya durdukça övünç kaynağın olduğunu sana hatırlatacaktır. Biz aynı yerdeniz, beşiğim senin çıkış yerinle kardeştirler.  Üzülerek belirteyim ki oralardan da bela seli geçti; şu anda oraların durumunu da merak ediyorum!  Senin kaynağın ve döküldüğün yer aynı iken şimdi başka girdaba karıştın! Bu vefasızlığınla, kalbimizi etkilenmiş, ızdırap çeken ve harap olmuş bir duruma getirdin! Yatağında yabancı hiç yokken -her düşündükçe sızlıyor ciğerim- düşmana en güzel yerini verdin (Bağdat’ı)! İşte bu yüzden Dicle’m sana kırgınım!”    

     

Diğer ünlü şairimiz Muallim Naci ise:

 

“Acabâ Basra körfezinde ne var?

Durma git, git ki etti Hâlık-ı âb

Bahrı nehr-i revâna câ-yı karâr”

 

”Dicle, sen bizde doğdun; ancak seni anlayamıyorum bu Basra Körfezi’nde seni kendine çeken ne var ki bizi terk edip topraklarımızın dışına çıkıyorsun! Üzülüyorum;ancak ne çare ki suyun yaratıcısı olan Allah’ım, denizi akan ırmaklara durma yeri yaptığı için sana diyecek bir şeyim de kalmıyor!”

  

 

Şaire Nene Hatun da:

 

“Ben köyün güzeli, Nazlı Dicle…

Kavuşsun ellerimiz,

Birleştiğimiz yerde.”

 

Dicle’yi bayan olarak düşünür. Bundan olsa gerek Dicle adı, kız çocuklarına verile gelmiştir.

 

Hemşehrimiz şair İhsan İpek Cankurt da:

 

“Dicle’ydi dik başıyla her zaman az ötemde duran …”

 

Dicle’siyle beraber yaşadığını ve ayrılmaz ikili olarak Dicle’nin dik başlılığına rağmen, aşığın maşukuna katlandığı gibi  katlanmak zorunda kaldığına vurgu yapıyor.

 

Şair İsa Tekin ise:

 

“Sevda güzel sevda zor;

Dicle hırçın, Dicle asi!”

 

Dicle’nin asi ve hırçın olduğunu belirtir.

 

(Kültür ve Edebiyatımızda Dicle, Mehmet Ulucan)

 

 İnşallah aynı konudaki yazımız devam edecek. Hoşça kalın, şiirle kalın! 

 

 



Bu yazı 1672 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI