finans haberleri
Bugun...


Muharrem Mermutlu

facebook-paylas
MÜMİNLERİN GADİR-İ HUM BAYRAMI...
Tarih: 16-07-2022 00:04:00 Güncelleme: 16-07-2022 00:04:00


Bu hafta sonu... Yani: 16 Temmuz Cumartesi, Ğadir-i Hum günü...

İslam’ın birileri tarafından unutturulmuş/yok sayılmış büyük bayramı...

Neden büyük bayramdır anlatayım:

1390 yıl önce “Ğadir-i Hum” adı olarak bilinen mevkide Hz. Muhammed Mustafa s.a.a, İmam  Ali a.s’ın velayetini açıkladı.

“Büyük gölgelik günü” olarak da bilinir.

Hac dönüşüydü; bir ayet nazil oldu: Maide 67, “Ey Resul! Rabbinden sana indirileni halka ilet! Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliği görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur! Allah, kâfirler topluluğunun doğru yolu bulmasını engeller!”

Kervan durduruldu...

İnsanların toplanması istendi; Hz. Nebi konuşmasına “Sakaleyn” hadisiyle başladı...

İki emanet bıraktı:

1. Kuran’ı Kerim

2. Ehl-i Beyt

Kuran’ı Kerim için, “Onun bir ucu Allah’ın bir ucu da sizin ellerinizdedir. Ona sımsıkı sarılın ve asla sapmayın!” dedi.

Ehl-i Beyt için ise; “Tüm incelikleri bilen ve her şeyden haberdar olan Allah, bu ikisinin Kevser havuzunun başında bana kavuşuncaya kadar asla birbirinden ayrılmayacağını bana haber vermiştir. Ben de Rabb’imden o ikisi için bunu diledim. O halde asla onlardan öne geçmeyin, yoksa helak olursunuz ve asla onlardan geride kalmayın yoksa helak olursunuz!”

(Yani neymiş? Ehl-i Kitab, Ehl-i sünnet ve Ehl-i Beyt ayrılmazmış...)

Devam etti: “ Ey insanlar! İnsanların müminler üzerinde kendilerinden daha yetkili olanı kimdir?” diye sordu!

- “Sen, Ya Resulullah!” dediler.

Ve... İmam Ali’yi yanına çağırıp, “Allah benim mevlâmdır, ben de müminlerin mevlâsıyım ve ben onlar üzerinde kendilerinden daha yetkiliyim. Bilin ki, ben kimin mevlâsı isem, Ali de onun mevlâsıdır” dedi.

 

Ve devam etti: “Allah’ım! Onu veli edinenin velisi ol! Ona düşman kesilenin düşmanı ol! Onu seveni sev, ona kin besleyene gazap et! Ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak! Ve o nereye dönerse hakkı onunla beraber döndür. Bu sözlerimi burada hazır bulunanlar bulunmayanlara iletsinler!”

Oradaki binlerce insan İmam Ali’nin velayetini kutladı.

“Müminlerin Efendisi”,- Emir-ul Muminin lakabı büyük kalabalıklara ilk kez orada duyuruldu.

Hatta...

Hz. Muhammed Mustafa Ömer bin Hattab’ı İmam Ali’ye, “Tebrikler Ebu Talib’in oğlu, tüm mümin kadınların ve erkeklerin mevlası oldun, benim de...” derken “neden Müminlerin Efendisi demedin” diye azarladı.

İkinci önemli mevzu şudur...

O gün, orada Kuran’ı Kerim tamamlanmıştır!

Son ayet İmam Ali’nin velayetini açıkladığında indi...

O da şuydu: Maide 3, “Bugün dininizi kemâle erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı uygun gördüm...”

Yani...

Nübüvvet, risalet makamı sonlandı, imamet, vasiyet makamı başladı...

12 imam...

İmam-ı Azam ise: Hz. Ali’dir...

Ve... Hz. Muhammed Mustafa o kutlu günü en büyük bayram ilan etti...

İslam’ın üç büyük bayramı vardır: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı ve Ğadir-i Hum bayramı!

Hz. Muhammed Mustafa’nın şehadetinden sonra (ki öncesi de var) olanlar hasıraltı edildi...

Resulullahın kızı Fatma'nın Vasiyeti şuydu:

1.Allah’a, babam Resulullah’a ve eşim Müminlerin emirine verdiği ahdi bozan bir ümmet cenaze namazımı kılmasın!

2. Bana zulmeden mirasıma el koyan, babamın Fedek mülkü için bana yazdığı sayfayı yırtan (Ömer bin Hattab) ve şahitlerimi yalancı sayanlar cenaze namazımı kılmasın!

3. Geceleri söz verip gündüzleri sözünden cayanlar cenaze namazımı kılmasın!

4. Sakife’de, Sa’doğulları’nın gölgeliğinde meşum biade (Sakife darbesi) zorlamak için evimize Kunfuz ve Halid bin Velid’i yollayanlar (Ebu Bekir) cenaze namazımı kılmasın!

5.Evimizi yakmak için kapımıza odun yığıp ateş getirenler (Ömer bin Hattab vs) cenaze namazımı kılmasın!

6.Ebu Bekir’in hizmetçisi Kunfuz’dan değneği alıp ayağıyla kapıya vuran, beni yere düşüren tokat atan karnımdaki bebeğimi düşürmeme sebep olan ( Ömer bin Hattab) lar cenaze namazımı kılmasın!

Ve...

İmam Ali ye dedi ki:

-“Şimdi, böyle bir ümmet mi benim cenaze namazımı kılacak? Allah ve Resulü bu ümmetten uzak olduğu gibi ben de uzağım.”

Vasiyeti yerine getirildi; Hz. Fatıma’nın cenazesine üç kişi katıldı; İmam Ali, İmam Hasan ve İmam Huseyn...

Yani: Üç imam!

40 mezar yeri kazıldı; yeri gizlendi. Mezarı bugün hala bilinmiyor...

Birileri ertesi gün Baki mezarlığındaki mezarları bile kazmaya çalıştı da olmadı.

Onca zulümden sonra dua etmek istediler hiç utanmadan?

Yazık ki... İki emanete de hıyanet edildi. Kuran’ı Kerim’in mana tahrifatına hiç girmeyeyim.

İlk üç halife dönemine de...

Sonraki fitneler nelerdi?

1. Nakisin: Cemel tayfası. Hani, kızıl süslü bir deveyi kutsayıp, bizimle savaşın, devenin tüyünden alırsanız cennette yeriniz garanti diyenler... Ayşe bint Ebu Bekrler, Talha Bin Ubeydullahlar, Mervan bin Hakemler vs

2. Kasitin: Sıffin tayfası. Muaviye bin Sufyanlar, Amr bin Aslar, mızrakların ucuna Mushaf takmalar vs.

3. Marikin: Harici tayfa!

 

Ehl-i Beyt’e neler neler yapıldı? Ne zulümler gördüler.

Hepsi şehit edildi; 14 masumun tamamı!

 

İmam Ali öldürüldü...

İmam Hasan’ı Muaviye zehirletti, suyuna elmas parçacıklarından zehir katıldı; ciğerleri parçalandı kan kusarak şehid edildi...

Dedesinin yanına gömülmesine bile izin verilmedi; “ilk evladım “derdi oysa...

Ayşe bint Ebu Bekr Mervan bin Hakem’in verdiği Emevi muhafızlarla tabutunu oklattı!

“Şu alnım yarılmadıkça oraya gömülmeyecek” diye haykırdı Ayşe bint Ebu Bekr

İmam Huseyn’in başı kesildi, yetmedi parmakları kesildi, yetmedi naaşının üstünde at tepindiler, yetmedi çadırı yağmalandı, yetmedi giysileri yakıldı. ( Yıllar sonra bir gün bir Emevi Hz Muhammed Mustafa’nın kabrinin başında “şefaat ya Resulallah” deyince onu orada duyan bir “Ehl-i Beyt” taraftarı ona şu beyiti söyledi:

 “Etercu ummetun katelet Huseynen şefağata ceddihi yavmel hisaba”- Bir ümmet ki torunu Hüseyin’i katletti, hesap gününde dedesinden şefaat mi bekler”)

Hz. Zeyneb, İmam Zeyn-el Abidin zincirlere vurulup Şam’a yürütüldü...

Sonra o da Mervan oğullarından Hişam ve Velid tarafından zehirlendi...

Bütün imamlar tek tek zindanlara atıldı; zehirletildi, katledildi...

İmam Cafer es Sadık’ın okulu yakıldı, talebeleri öldürüldü, kendisi zehirlendi...

Abbasi Halifesi Mansur’un İmam Hasan düşmanlığı öylesine büyüktü ki soyundan gelen küçük çocukları bile diri diri inşaatların arasına yerleştirip ölüme terk ederdi.

Muaviye’nin İmam Ali ve “Hak” düşmanlığı zirveydi.

İmam Ali’nin adını ananların, İmam Ali taraftarlarının gözleri oyuldu, elleri, ayakları kesildi, ağır işkencelerden geçtiler...

Dışlandılar, evleri işaretlendi, yakıldı yıkıldı!

Onca zamanlar boyunca... Gerçek İslam’ın, Hz. Muhammed Mustafa’nın, İmam Ali’nin yolundan giden insanlara bin türlü zulüm yapıldı...

Gene de azalmadılar, çoğaldılar!

Bakınız:

Hakkın nişanesi cesarettir, batılsa korkudan beslenir...

İslam’ın içi oyuldu, akıllar iğdiş edildi.

Ne derdi İmam Ali, “Kimsenin kölesi olma, Allah seni hür yarattı...”

Sözler unutuldu...

İnsanlar köleleştirildi, ahmaklaştırıldı; kandırıldı!

Uyduruk hadislerle, satın alınan sahabelerle yeni bir din inşa edildi...

Adına da İslam dediler...

-Gerçek Müslüman biziz!

Haraç kesme, korkutma, zulüm, el koyma, yalan, talan, kendinden olanları kayırma, kibir, ahlaksızlık, rüşvet, her türlü rezillik bunlardayken başta Hz. Muhammed Mustafa’ya ve sonrasında Ehl-i Beyt’ine bin türlü yalan ve iftiralar başladı...

İşte sizin peygamberiniz de böyleydi demeye getirdiler, Ayşe bint Ebu Bekr’in yaşını mı küçültmediler, kendi sapıklıklarına kılıf olsun diye...

Gösterişli binalar mı yapmadılar...

Şatafat, lüx, altın sarısı vs.

Aynada bozuk bir suret yarattılar...

Adalet sütunlarını yıkıp ahlaksızlık sütunları diktiler...

Rezilliklerine Kur’an ı, İslam’ı alet ettiler, kılıf biçtiler.

İşi kitabına uydurdular yani...

 “maslahat bunu gerektirdi” yalanları derken hakkı öldürüp batılı yücelttiler...

Hele de Muaviye döneminde neler yapıldı?

“Küçükler büyüyene, büyükler de yaşlanana kadar bundan vazgeçmeyeceğim” diyerek cami minberlerinde İmam  Ali’nin adını lanetletti.

Ebu Turab mahlasıyla...

Valilere emirnameler çıkarttı. Birkaçını yazayım:

- Ali’yi sevenlerin tanıklıkları kesinlikle kabul edilmesin!

- Ali’ye sövenler ve Osman’ın ve taraftarlarının faziletlerini rivayet edenlere ödüller verilsin.

- Divan üyelerinden birinin Ali’yi ve onun Ehlibeyt’ini sevdiğini anlarsanız onu üyelikten atın ve onun maaşını kesin.

-Ali’ye bağlı olduğundan şüphelendiğiniz kişilere eziyet edin, onların evlerini yıkın dedi.

Yaptılar... Her türlü zulmü hem de...

Bu arada... Muaviye neden hiç doymaz bilir misiniz? Şahane sofralar kurdururdu, hani bir kuş sütü eksik, ama doymazdı; o hissi bilmezdi...

Çünkü lanetlendi...

 

Hz. Muhammed Mustafa’nın sözüydü, “Hiç doymayasın!” demişti.

 

Öyle de oldu... Ne gözü ne karnı doymadı.

Geberip gitti pişmanlık içinde...

 

O gün Ğadir-i Hum’da, veda hutbesinde Hz. Nebi’nin İmam Ali hakkında başka neler söylediğini bilir misiniz?

 

Mesela... “Bilin! İmam Ali marifete en layık ve uygun olandır. “

Mesela... “Onun soyu benim soyumdandır. Onun yolu benim yolumdandır. Onun sünnetleri benim sünnetlerimin aynısıdır. “

Mesela... “ Bana risalet ve hikmet, Ali’ye ismet ve ilim verilmiştir.”

Mesela... “Bana davet ve Kuran, Ali’ye vesayet ve burhan verilmiştir. “

Mesela... “Bana kılıç ve deve; Ali’ye havuz ve bayrak verilmiştir.”

Mesela... “ Bana secde ve büyük şefaat vaadi, Ali’ye cennet ve cehennemi bölme vaadi verilmiştir.”

Mesela... “Bana heybet ve vakar, Ali’ye şeref ve iftihar verilmiştir. “

Mesela... “Bana büyüklük, celâlet, üstünlük, Ali’ye kemal, akıl ve liyakat verilmiştir.

Mesela... “Bana risalet ve kevserin müjdesi, Ali’ye Sırat-ul Mustakim’in müjdesi verilmiştir.”

Mesela... “ Ben, cennetin en üstün makamlarıyla müjdelendim. Allah'tan, her nerede olursam olayım, Ali’nin de benimle beraber olmasını istedim.”

Mesela... “Ben, kıyamet günü beğenilmiş makamla müjdelendim, Ali  hamd bayrağıyla müjdelendi.

Mesela... “Ben, mucizelerle ve nişanelerle seçilip nusretle üstün kılındım, Ali  zaferle gönderildi. “

Mesela... “Bana görüşte keskinlik, Ali’ye cesaret ve zafer eta edildi. Mesela... “Ben risalette, Ali “emirul muminin” olmada öne geçti.

Mesela... “Bana fütüvvet ve galibiyet meydanlarda, Ali’ye fütüvvet ve galibiyet tuzaklarda verildi”

Bitmedi...

“Ali, İsmail’in evlatlarından seçilendir. “

“Ali, Hazreti İbrahim’in davetinde öne geçen ve putlara tapmaktan uzak durandır. “

“Allah’ın peymanında sağlam kalan ve müşriklerin putlarını kıran odur. “

“Ben ve Ali bir topraktan yoğrulduk. Ben ve Ali mu’minlerin sulplerinde karar kılındık.  Ben, Allah’ın hüccetiyim; Ali benim hüccetimdir. “

 

“O, benim kalbimde olanları söylemekte ve benim dilimden haber vermektedir. Karanlıklar, onu yanlışa saptıramaz. Dini hiç bir afet ve belalara yenik düşmez. “

 

“Bana müşküllerin bilgisi, Ali’ye karışıklıkların ve zorlukların bilgisi eta edildi. “

 

“O, güçlü ve korkusuz aslan, mihriban bir kardeş ve amcaoğlu, âlim, hakem, sabırlı, hiçbir şeyin kendisini, Allah’ı anmaktan alıkoymadığı kimsedir. “

 

“O, her zaman fikir ve düşüncede olandır. “

 

“En keskin görüşün ve dikkatin sahibi ve en yüce makamda olan odur. “

 

“En güzel haber ve vâkar ve zikri en çok olan odur.

O, öyle bir kahraman ve savaşçıdır ki asla meydanlarda savaşmakta tembellik etmez ve yorulmaz. “

 

“Savaşın en şiddetli anlarında canından vazgeçip, benden asla el çekmeyendir. “

 

“Hiçbir mekânda çökertilemeyendir. “

 

“Pak, hoşnut, cömert, dost, yüce, layık iradenin sahibi odur. “

 

“O, hakemlikte insanlar arasında Nuh’a, hilim ve ağır başlılıkta Hud’a, azim ve iradede Salih’e, ilim ve bilgide İbrahim’e, sabırda İsmail’e, yardımda İshak’a, musibet ve belalarda Yakub’a, yalanlanmakta Yusuf’a, Zuhdte Musa’ya  ilerlemekte ise İsa’ya benzemektedir. “

 

“O, Allah'ın kendisine verdiği nimetlerden dolayı, kıskanılan ve Allah’ın dininde inat edilendir. “

 

“O, dünyaya zahitlikte Musa ya gelişip büyümede İsa ya yaratılışta ise bana benzer. “

 

“O, benim damarlarımda yetişmiş, benim ahlâkımdan beslenmiş ve benim kılıçlarımla savaşmıştır. “

 

“Onun düşmanı, benim düşmanımdır.  Onun dostu benim dostumdur. Onun seçtiği benim seçtiğimdir. “

 

“O, benim ümmetimin gölge edeni, ismetin ve hikmetin terazisidir. “

 

“Onu mu’minden ve temiz olanlardan başkası sevmez.

Ona bedbaht münafıktan başkası düşman olmaz. “

 

“O, Allah’ın dergâhında dost, beğenilmiş ve ahlaklı, ilahinin melekûtlarında ise büyüktür. “

 

“Allah katında her zaman doğruyu ve hakkı söyleyendir. “

 

“Hak, her zaman onunladır ve ondan asla ayrılmaz.

Mu’minler, onu anarak şâd olurlar. “

 

“Münafıklar onu anarken gamlanırlar. “

 

“Zulmedenler ona düşmanlık edecek ve günahkâr fasıklar, ona karşı kin besleyecekler. “

 

“Sapıtmışlar ona kötü davranacaktır.”

 

“Onun başlangıcı benden olup, sonu da bana doğrudur. “

“Onun cennetteki mekânı, benim mekânımdır. “

“Bakışı yüce, yüz döndürüşü korkunç, yaratılışta kandil gibi nuranidir. Dergâhında titreyişin olmadığı, elbiseleri pak, hareketleri temiz olandır. “

“O, birçok bereketin ve hayrın sahibidir.”

“O, yüksek derecelere doğru yükseliş, herkesin indiği vakitte yücelere yükselendir. “

“O, temiz olan ve terbiyet olan ve örtülmüş yüce ve güzel ahlakın sahibidir. “

“O, terazinin karar noktasıdır. “

“O, terbiyeli, iş bilen, öne geçen ve düşmanı parçalayan aslan gibidir. O, çok vuran, çok galebe eden, çok bağışlayan ve küfrü ve kâfiri ortadan kaldırandır. “

“O, içinizde İslam’ı kabul edişte en önde olandır. “

“O, benim gizli sırlarımın sahibi, aşikâr ilmimin zuhur mekânıdır. “

“O, belli ve kat-i/kesin olan emirdir. “

“O, kudret ve geniş pazı sahibidir. “

“O, zırhı savaşta ortaya çıkarandır. “

“O, akıllı ve her amelin ölçüm noktasıdır. “

“Yüce soyun ve büyüklüğün sahibi odur. Allah’ın katında en yüce makam ve menzilette olan odur. “

“O, öne düşen aslanları zafere ulaştırandır. “

“O, en büyük savaşçı, pehlivan ve yüce cesaret sahibidir. “

“Allah-u Teâlâ, onun vasıtasıyla düşmanlarının kalbine korku salmaktadır. “

“Allah-u Teâlâ bana, onun kalbine hiçbir zaman korkunun girmediğini vahyetmiştir. Hatta korku, onun ne fikrinde ne de zikrinde kendine bir yer edinmiştir. “

“Allah-u Teâlâ, onu benim toprağımdan var etti. Kızımı onunla evlendirdi. Onu, benim sünnetime eşit ve yoluma denk etti. “

“Onun vasıtasıyla hüccetimi aşikâr, mülkümü aydın etti. “

Ve...

Beni kalbimden vuran sözünü sona sakladım:

-O, benim ümmetimin imtihan vasıtasıdır!

 

Velhasıl... Yalanın kökleri çok eskidir, sağlamdır arsızdır da ama “hakikat “ de bir rüzgardır ve söker atar o çürümüş sarmaşıkları...

Zaman hakemdir asla unutmayınız!

Bazen...

Bana mesajlar geliyor, neden engel olmadılar, neden bunları durdurmadılar?

Hepsini biliyorlardı, ne olacağını, nasıl olacağını?

Durdurabilirler miydi? -Elbette...

Ama o zaman sınavın ne anlamı kalırdı?

Allah’ın insana verdiği en büyük hediye aklın, en büyük lütuf özgür irade iken?

Siz seçim yapacaksınız, siz karar vereceksiniz...

Ya ilim ya cehalet...

Ya hak ya batıl...

Ya rahman ya şeytan...

Ya hakikat ya yalan!

Ve herkes sevdiğiyle haşrolacak...

Ve Allah nurunu elbet tamamlayacak!

Evet, yazık ki Hz. Nebi’nin iki emanetine de ihanet edildi.

Ama olsun, sonuçta başlangıçtan beri gerçek “kullar hep azınlıkta” değil miydi?

 

Ğadir-i Hum bayramınız kutlu olsun...



Bu yazı 2636 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI