Bugun...


Muharrem Mermutlu

facebook-paylas
VAHDET HAFTASI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ....
Tarih: 18-10-2022 00:01:00 Güncelleme: 18-10-2022 00:01:00


İslam dünyasının en büyük sorunu  müslümanların parçalanmışlığıdır..
 İslam dünyası resulullah'tan sonra tüm yanlışlıklara rağmen kurulan Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı devletleri ile yeryüzünde oluşturdukları nizam insanlığın saadetini hedef alan ve insanlığa değer katan bir sürecin adı olmuştur. 
İşgalci batı bu iktidar ikliminden hep rahatsızlık duymuştur.
Birde düşünelim ki Nübüvet mektebinin süreci yaşansaydı imametle bu iktidar hayat bulup yeryüzü nizamı oluşturulsaydı herhalde insanlık huzur ve saadet içinde yaşardı. 
Bu sıkıntı ve yanlışlıklarla dolu iktidarların yeryüzünde oluşturduğu hükümetler İslam'ın kokusunu yansıttıkları halde insanlık (mazlumlar) bu memnuniyeti dile getirmekten geri durmadılar. 
İşgalci batı bu kakudan bile rahatsız oluyordu. Takriben yüzyıldır son devletin (Osmanlının) yıkılışından bu yana işgalci batı müslümanları parçalara bölerek yönetmeye çalıştılar. 
Osmanlının parçalanmasını hedef alan balkan savaşları ile başlayan Afrika'yı işgale varan birinci dünya savaşı ile nihayetlenen ve bir medeniyeti yerle bir eden müslümanların mağlubiyeti ile  İslam'a dair tüm değerleri ve öncüleri yok ettiler. 
Başsız ve öndersiz kalan ümmet cahillerin ve aklı batılıların cebinde olan kişiliklerle darmadağın olup vahşice yağmalandı. 
Ümmetin  önderliği cahil ve liyakatsiz kişiliklerle kuşatıldı. 
Batı maddi gücü ile elindeki imkanları bir sömürü anlayışına çevirerek  zenginleşme de bir çok anlayışı kendine mahkum etti. 
Bu süreçte müslümanlar gerileyerek tebaası batı tarafından moda ile batı kültürü ile batı anlayışı ile esir alındı. 
Bu esaret müslümanların değerlerini erozyona uğrattı. Kendine yabancılaşan bir müslüman kimlik ortaya çıktı. 
İsmen müslüman şeklen batılı olan hormonlu bir nesil türedi. Giyimden kuşatma yemeden içmeye gelenekten göreneğe kültürden medeniyete kadar batı karşısında yenilen bir ümmet çıktı karşımıza. 
Hafızaları resetlenen ve dahada vahimi olan müslümanlar düşünme (akletme) melekesini yitirdi. Böyle olunca algı operasyonları ile toplumsal mühendislik lerle batı ümmeti esir adı. 
Tabiri caizse satılmış köle ruhlu yöneticilerle müslüman halk köleleştirildi. 
Uzun süredir batı karşısında proje üretemeyen müslümanların tam bittiği noktada İslam devrimi ile yeryüzüne hakim olduğunu sanan siyonist batı anlayışı tüm planları devrimle birlikte alabora oldu. Bu İslam devrimi Hz Hüseyin'in kıyamından bu yana İslam tarihi serüveninde en önemli olaydır. Sosyolojik olarak bu konu incelendiğinde Allah'ın hikmeti görülecektir. 
İslam devrimine kadar müslümanları tarih sahnesinden sildigini düşünen sömürgeci batı halkı Müslüman olan ülkeleri parmağında oynatıyorlardı. İstedikleri devlette darbe yapıyor yada bölebiliyorlardı. İslam devrimi müslüman halklarda bir uyanış ve emperyalizme karşı direniş ruhunu oluşturdu. 
Bu gelişmeyi iyi okuyan batı müslümanların vahdetini (birleşmesini) önlemek için İslam düşünce mektebine deki tarihsel ihtilafları kaşıyarak müslümanların düşünce  dünyalarına duvarlar ördü. 
Buda yetmezmiş gibi körfes sermayesini çok ciddi olarak bu meyanda ayrılıkcı anlayışta ki cemaatleri finanse etmede kullandı. Bir çok ülkede zamanlaması ve yorumu farklı anlayışlara evrilecek alimlerin aydınların kitapları basıldı ve dağıtıldı. 
Bu emperyal güçlerin yeryüzünü kendileri için yeniden dizayn etmede ki engeli be taraf etmeyi hedefleyerek müslümanları yoğunlaştırılmış düşünce kavgalarına ittiler. 
Alimlerin konuşup değerlendirmesi gereken tarihsel ihtilafları iki kitap okuyan İslami alt yapısı olmayan kişilerce konuşulmaya başlamasından kaynaklı ayrılıklar müslümanlar arasında derinleşti. Sayısal ve ekonomik gücü elde eden bu yapılar İslam'ı cemaatlere basamak yaparak kendi iktidarlarını oluşturdular. Din ile Allah ile müslümanları etkileyip yönlendirmeyi becerdiler. 
Halbuki kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim sağlam bir şekilde karşımızda dururken resulullahın mesajı ve yaşam pratiği bilinirken necat gemisi ehlibeyt mücadelesi bize örnek olurken sömürgeci Batı'nın karşımızda durması üzülecek bir sonuçtur. Müslümanların farklı düşünmesi birbirine karşı saygıyı yitirmediği müddetçe zenginliktir. 
Hiç bir kimsenin ibadet yada düşünce kabulünden dolayı diğer müslüman Allah katında sorumlu değildir. 
Hesap Allah'a verilecektir.  Allah'ın bizden istediği tek şey kulluk bilincinde hareket etmektir. Resulullahın ise bizden istediği tek şey getirdiği mesaja uyup ehli beytini sevmektir. 
Bu bilinç ve kabulle müslümanların vahdeti birlikteliği yeryüzü adaleti için elzem bir durumdur. Kendimizden olanı bırakıp yaradana yüzümüzü dönersek birlikteliğin ilk adımını atmış oluruz. Hayatımızın merkezine Allah'ı ve hesap verme gününü oturturursak yanlışlardan uzaklaşır kul olmaya başlarız. 
Bu temennilerle vahdet haftamız uyanışa vesile olsun inşaallah.

 



Bu yazı 2153 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI