Bugun...


Mehmet Şerif Cebe

facebook-paylas
DERT ÇOK, DERMAN YOK 4
Tarih: 15-07-2023 00:01:00 Güncelleme: 15-07-2023 00:01:00


“Dost bivefa, felek birahm, devran bisükun,

Dert çoh, hem-dert yoh, düşmen kavi, tali’ zebun!”

 

                                                      Fuzuli

Geçen hafta yazdıklarımın devamı niteliğinde önemli gördüğüm şu sorunlara da değinmeden rahat edemeyeceğim:

Bilindiği üzere, tarihsel önemi tartışılmaz Sur’un etrafı bir zaman düzenlenmiş ve yemyeşil durma getirilmişti. “Getirilmişti” diyorum; çünkü üzülerek söylemek zorundayım ki o yeşilliklerden eser yok şimdi! Bugün bu alanlar; düzensiz, kirli, yeşilliği kalmamış, toz toprakla kaplanmış durumdadır. Oysa bir zamanlar yemyeşildi ve rengarenk çiçekler, güllerle kaplıydı ve mis gibi kokuyordu.

 Yazıktır, günahtır beyler... Nerede o güzelliklerimiz, nerede o oturup da hoş sohbetlerde bulunduğumuz, dertleştiğimiz banklarımız? Nerede, Sur’umuzu ve parklarını aydınlatan gece ışıklandırması, nerede yukarılara kadar su fışkırtarak sıcak Diyarbakır havasını serinleten süs havuzlarının fıskiyeleri? Havuzlar var içlerinde su yok, düşünebiliyor musunuz, havuz var su yok! Havuz susuz olur mu? O zaman sormazlar mı niye yaptınız bu havuzları? Susuz havuz olur mu, demeyin... Oluyormuş... Düşünün havuzun varlık nedeni su olduğu halde içinde su yok! Havuzların yaşam sıvılarını kesmişsiniz, yaşasın diyorsunuz!

Dağkapı Meydanı’ndaki döner kavşakta havuzumuz susuzluktan çatlamış durumda... Kimsenin yüreği yanmıyor mu ki su verip zavallı havuzun susuzluğunu gidersin! Yanı başımızda koskoca dillere destan Dicle Irmağı gürül gürül akıyor! Biz de bakıyoruz! Suyumuz mu yok? Sağ olsun, iyi ki Dicle’miz var, yoksa susuzluktan çatlayacaktık!

“Can damarımız Dicle’nin suyunu,

Bize bağışlamış zaten Allah!

Daha ne yapsın beklersiniz!

Nazenin Dicle’miz seslenir her sabah!”

                       Haristani

Yine de size çareyi göstereyim diyor Dicle’miz: ”Döşeyin boruyu, küçük bir motorla çekin suyumu; verin Amid’in güzelim bahçelerine, havuzlarına! Debelensin yeşillikler içinde yaşasın çocuklarım ve torunlarım! Vermezsem namerdim! Eğer siz kendinizden vazgeçmiş ve güzellikler içinde yaşamak istemiyorsanız yapacağım bir şey yok! Ancak ben torunlarım ve çocuklarım için bu özveride bulunmaya hazırım. Dünya malı gözünüzde ne çok büyümüş ki benim gördüklerimi siz göremiyorsunuz! On Gözlü’mün üst kısmına bir set çekerek suyumu biriktirip şair Haristani’nin hayalindeki “Dicle Vadisi Projesi”ni gerçekleştiremez misiniz? (*) Geçmişte yani on yedinci yüzyılda olduğu gibi, içinde martıların uçuştuğu, ördeklerin yüzdüğü, kayıkların dolaştığı, etrafındaki mesire yerlerinde insanların dinlenip piknik yaptıkları bir duruma getirmek çok mu zor?

Belediye buralara el atamaz mı? Güzelim tarihsel Dünya UNESKO mirası olmasıyla övündüğümüz, göğsümüzü kabartan Sur’umuzun etrafını yüzümüzü ağartacak biçimde yeşillendiremez mi? Şehrimize dışarıdan biri geldiğinde ağzı açıkta kalıyor ve aynı zamanda üzülüyor gördüklerine! Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yıllarında şehir hava alsın diye Sur’umuzun birçok yeri yıkılarak kapılar, dehlizler, boş alanlar oluşturulduğunda bu durumu gören bir Avrupalı turist Ankara’ya haber vermiş de surlar yerle bir edilmekten kurtulmuş! Şimdi bugün; çeşitli nedenlerle koruyamadığımız Sur’umuzun uğradığı haksızlık ile Avrupalı turistin gördüğü manzara arasında ne farkı kaldı!

Gündüzleri şehrin en kalabalık olduğu bölgedeki Dağkapı ile halk arasında “Tek Beden” denilen burç arası, yine adı geçen burçla otobüs durağı arasında ve Dağkapı’nın doğusundaki yıkılmış ve taşları da ortadan kaldırılmış bölümler neden yeniden aslına uygun yapılmaz? Yine Mardinkapı ile Keçi Burcu arasında yıkılarak oluşturulan boşluk neden aslına uygun olarak kapatılmaz? Yoksa biz de “şehir hava alsın” diye Sur’muzu yıkanları haklı mı görüyoruz?

Gündüz İnönü ve Gazi Caddesi trafiğe kapatılmalıdır. Şehir içi ulaşım için (otobüs ve minibüslere) Melik Ahmet Caddesi, gelişli gidişli trafiğe açıp ulaşım sağlanabilir.

Dışarıdan girişe göre Dağkapı’nın solunda açılan kısmın durumu perişandır. Yazık değil mi? En gözde ve göz önünde bir yer... Günde bu kadar insanın geçip gittiği bu aynamızın hali içler acısı! Toprak bir alanda yeşil bitki, çiçek, gül, süs bitkisi hiçbir şey yok... Kırmızı toprak... Oradan geçmeye utanıyor insan... 

Belediye yetkililerinden bu konulara eğilmelerini vatandaş olarak bekliyoruz.

Bizden söylemesi! Bizim görevimiz söylemek; yetkililerin görevi de dikkat çektiklerimizi yapmaktır.

“Amacımız zülf-i yare dokunmak değildir.

Kaş yapayım derken göz çıkarmak hiç değildir.”

Amacımız üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir.

(*) Şair Haristani’nin Flora Yayınları tarafından yayınlanan “Gönlümün Çiçekleri” adlı şiir kitabında yer alan “Dicle’nin İsteği” adlı şiirde anlatılan proje.



Bu yazı 1565 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI