Bugun...


Tarık Ziya Gücüm

facebook-paylas
ABD ve Nato nun Afganistan stratejisi-2-
Tarih: 05-07-2021 00:02:00 Güncelleme: 05-07-2021 00:02:00


Afganistan tarihi süreç içerisinde sürekli olarak çatışmaların, savaşların ve işgallerin sürekli hüküm sürdüğü bir ülke olarak var olmuştur. Barındırdığı birçok etnik kökenin yanı sıra, zorlayıcı coğrafi yapısı ve konumu, ideolojik farklılıklar ve özellikle de dış etkenler ülkede istikrarlı bir yapının kurulamamasına sebep olmuştur.

ABD’nin çekilmesinden sonra Taliban’ın ilerlemeye devam edeceği, Afgan hükümetininse kısa süre içerisinde çökeceği yönünde beklentiler var.

İkbal in Asya’nın kalbi dediği Afganistan’ın istikrara kavuşmaması ABD nin Asya ve Çin ekseninde bölgeye yerleşmesini ve uzak doğuya yönelik emperyal uygulamalarını kolaylaştıracak bir zemin hazırlayacaktır.

ABD stratejisine uygun olarak, Taliban’ın bu süreçte Afganistan da tamamen kontrolü ele geçirmesi orta ve uzun vadede bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı muhakkak.

Yakın zamanda Tacikistan ve Kırgızistan da askeri üs kurmaya yönelik teşebbüsleri ABD nin bu emperyal jeopolotiğini destekler niteliktedir.

Zira ABD nin Çin’e komşu olan bu iki ülkede üs kurması yeni dünya sisteminde Çine karşı ciddi bir hamle ve Afganistan’dan sonra Asya’nın kalbine sokulan ikinci hatta üçüncü hançer olacaktır.

Türkiye,  Afganistan’da pozitif ve kardeş ülke algısına karşılık gelse de yeni görev ve fonksiyonumuz açısından Taliban ciddi bir belirsizlik hatta risk olarak görülmelidir.

Geçmişte Sovyetlerin 1979’da başlayan Afganistan işgali 1989 yılı itibariyle sona ermiş ve Sovyetlerin çekilişlerini tamamlamaları ülkede otorite boşluğunu doğurmuş böylece partiler arasında büyük çatışmalar yaşanmıştır. Ülkenin birçok kentinde yaşanan çatışmaların yanı sıra Hizbi İslami partisi ve İttihadı İslami partisi arasındaki çatışmalarda yalnızca Koti Sengi’de 700 kişi hayatını kaybetmiştir.

Afganistan her ne kadar farklı etnik kökenlerden oluşsa bile ülkenin en büyük birlik noktasını İslami inanç oluşturmuştur,  Nato’nun görev dağılımında Müslüman ülke Türkiye’nin seçilmesi stratejik bir seçimdir.

Dış faktörler bağlamında da yabancı devlet fonlamaları, silah ve militan desteği ile Afganistan da Laboratuvar ortamında oluşturulmuş Taliban etkisi, yıllardır çözümü daha bir karmaşık hale getirmiştir.

Bu durumu en basit haliyle Benazir Bhutto, Londra’da gerçekleştirilen bir basın toplantısında “Taliban, İngiltere’nin fikri, Suudi Arabistan’ın maddi desteği, Amerika’nın denetimi ve Pakistan’ın terbiyesiyle ortaya çıktı” şeklinde verdiği demeçle ortaya koymuştur.

Şu bir gerçektir; Sovyet-Afgan savaşı sırasında mücahitler CIA programları kapsamında büyük bir destek almış olsa da Grupların çoğunun özellikle de Taliban’ın finansman kaynağının çoğu haşhaş üretimi ve uyuşturucu ticaretinden geliyor.

1996-1999 yılları arasında Taliban, Afganistan’daki haşhaş tarlalarının %96’sını kontrol ediyordu. ABD güçleri 2001 yılında Afganistan’ı işgal ettiklerinde haşhaş tohumu tarımı ve uyuşturucu ticareti Taliban’ın faaliyetlerinin %60’lık bir bölümünden fazlasını finanse etmeye yetiyordu. Kabul etsek de etmesek de Asya’nın kalbi, Hindi kuş dağlarında on binlerce mücahidin uğrunda savaştığı Afganistan küresel güçler ve basiretsiz liderler eliyle bugün dünyanın uyuşturucu merkezine dönüştürüldü.

Bölge ayrıca El Kaide ve Taliban bağlantılı bir örgüt olan Hakkani Ağı -ki bu örgüt en tehlikeli ve etkili Taliban müttefiki olarak görülmektedir.

1996’dan 2001 yılına değin iktidar olan Taliban yönetimi boyunca baskı ve şiddet ciddi şekilde günlük hayatın bir parçası olmuş, sözde şeriat kuralları gereğince çok katı cezalar ve yöntemler uygulanmıştır.

Afganistan’ın şu anda yerleşim bölgelerinin çok büyük bir sahasını Taliban kontrol ediyor. Taliban politik olarak Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemese de Taciler Taliban adına bağımsız olarak bunu yapabilir, bu yönüyle bir risk tablosu söz konusu.

ABD nin, Pakistan üzerinden Afganistan’dan geçecek boru hatlarının sözde güvenliği için buraya odaklanması Afganistan’ın Taliban elinde harap olması için yetmişti. Afganistan bir yandan Suud destekli modern radikal selefilik için bir mektep işlevi görürken bir yandan da küresel silah ve uyuşturucu baronları için ABD tarafından bereketli bir havza haline getirildi.

Zamanla basında Taliban’ın Virginia kamplarında ABD ile sıcak temaslarına yer veren fotoğraflar ve yapılan anlaşmalar, Görünürde kendisiyle savaşılan Taliban’ın arka planda petrol hatları ve uyuşturucu trafiği için işbirliği yapılan bir Partner olduğunun anlaşılması pekte zor olmadı. En nihayetinde Taliban Afganistan’a yeni bir emperyal müdahalenin gerekçesi olarak geçmişte rolünü gereği gibi oynamıştı.

Nato, her ne derin stratejik amaçla bu kararı almış olsa da Türkiye'nin Afganistan coğrafyasında varlığını Orta Asya da yeni bir sürecin başlama noktası olarak görmek gerekir.

Nato nun Afganistan ekseninde yeni stratejisi Çin in 2049 yılında bitirmeyi planladığı, Çin-Roma modern ipek yolu ile kanal İstanbul projesinden bağımsız düşünülmüş bir strateji değildir.

Zira Küresel siyaset ve Jeopolitik alanın en belirleyici unsuru ve üzerinde odaklandığı en temel konu, güç ve gücün kullanımıdır.

Vesselam           

 

 

 



Bu yazı 2311 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI