Bugun...


Taşkın ÇULCU

facebook-paylas
Emeğin Karşılığını Vermek
Tarih: 08-07-2024 00:01:00 Güncelleme: 08-07-2024 00:01:00


 

Emaneti ehline vermek liyakat sahibi kişilerin işin başına getirilmesi demektir. Liyakat, İslam kamu hukukunun öngördüğü çerçevede de mutlak bir zorunluluktur. Allah Resulünün (sav) gerek Mekke ve gerekse Medine dönemindeki uygulamalarında bunu açık olarak görebiliriz.

İslam’a davet için gönderdiği elçiler, seriyye ve gazvelerde tayin edilen kumandanlar, İslam’ı öğretmek için gönderilen muallimlerin hepsi liyakat esasına göre seçilmişlerdir. Liyakat sahibi her insan empati yaparak yaşantısını sürdürmelidir. Kendisini, başkasının yerine koyarak onun haliyle hallenmelidir. O zaman her şey kendiliğinden çözülme imkânı bulacaktır. Tok açın halinden anlamaz diye bir söz var. Yokluğu tadan ve yokluktan gelen her birey, yoksulun, mağdur ve muhtacın halinden çok iyi anlar.

 Toplumda adalet hâkim olmadığı, görevler ehline verilmediği zaman huzur ve mutluluğun var olması hayal olur. İnsanlar yarınlarına güvenle bakamaz, stres ve bunalım başlar. Sürekli stres, güvensizlik, maddi imkansızlık, borç batağına doğru yuvarlanma toplumu fiziken ve ruhen hasta yapar. İnsanların bu halden kurtulması, huzur ve mutlu bir ortama kavuşması için emanetçi durumda olanların yeni fikir ve projeler üreterek ortamın rahatlamasına imkân sağlamaları gerekir. Adaleti sağlamak ve adil olmak toplumdaki bireyleri güvenli kılar. Çalışırsam yaparım azmiyle işine koyulur. Bu durum gençleri motive eder, motivasyonlarını artırır.

Geleceği için hedef belirler, o hedefe doğru koşar hale gelir. Bu duruma her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. İnsanoğlu kendisine verilen sınırlı zamanda imtihan edilmekte ve imtihanı kazanmak için uğraşı vermek yerine şeytana uyup büyük bir hırsla dünya için çalışmaktadır. Kendisine verilen görevleri layıkıyla yapmamakta, emanete riayet etmemektedir. Yüce Allah Kuran’da, “Gerçekten Allah emanetleri ehline vermenizi emrediyor. İnsanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Gerçekten Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah, her şeyi işiten ve görendir” buyurmuştur. (Nisa, 58.) Hazreti Peygamber Mekke’yi fethedince, burada Kureyş kabilesinin çeşitli ailelerinde bulunan bazı görev ve vazifeleri yeniden düzenlemiş, bir kısmını da kaldırmıştı. Kaldırmadığı hizmetler arasında Mescid-i Haram ve çevresinin hizmeti ile su işleri vardı. Birinci hizmet Abdüddâroğulları adına Osman Bin Talha’da, ikinci hizmet ise Haşimoğullarından (aynı zamanda Hazreti Peygamber’in amcası olan) Abbas’ta idi.

Hazreti Peygamber, vazifelerle ilgili yeni bir düzenleme yapmak üzere Kâbe’nin anahtarını Osman’dan almıştı. Amcası Abbas ise bu hizmetin de kendisine verilmesini talep etmişti. Bunun üzerine emanet ayeti geldi ve anahtar yeniden Osman Bin Talha’ya teslim edildi (Müslim, “Hac”, 390). Burada emanetin yerine getirilmesi, ehline verilmesi ve insanlar arasında adaletle hükmedilmesi yönündeki emirlerin muhatapları genel olarak bütün insanlar, özel olarak müminler ve daha özel olarak da yöneticiler, emanet ve adaletten kamu adına sorumlu olan şahıslar ve topluluklardır.



Bu yazı 905 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI