Bugun...


Yasin Güler

facebook-paylas
Devletler Neden Zoru Seçer?
Tarih: 04-06-2024 00:01:00 Güncelleme: 04-06-2024 00:01:00


 

Tarihin her döneminde ve coğrafyanın her köşesinde, devletlerin toplumlarının isteklerine karşı direnç gösterdiği bir gerçek. Bu direnç, toplumun talepleri doğrultusunda gerçekleştirilen eylemler, mitingler, hatta savaşlar ve katliamlar sonucunda nihayetinde toplumun istediğinin gerçekleşmesiyle sonuçlanır. Ancak bu süreç, ülkenin vatandaşları ve ekonomisi için ağır bedeller ödetir.

Suriye, Irak, Afganistan ve Arap Baharı

Suriye, Irak, Afganistan ve Arap Baharı'nı yaşayan diğer ülkeler, bu durumun en çarpıcı örnekleridir. Halk, özgürlük ve adalet talepleriyle ayaklanmış, büyük bedeller ödemiş ve nihayetinde bir şekilde isteklerinin bir kısmını elde etmiştir. Fakat bu süreçte binlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca kişi mülteci durumuna düşmüş ve ekonomik çöküntüler yaşanmıştır.

Devletlerin Direnç Göstermesinin Nedenleri

Peki, neden devletler, toplumlarının taleplerine başta yanıt vermek yerine zoru seçer? Bu sorunun yanıtı, devletlerin yapısal özelliklerinde ve liderlik anlayışlarında gizlidir. Çoğu devlet, otoritesini koruma ve güç kaybetmeme amacı güder. İktidarın, toplumun taleplerine anında yanıt vermesi, otoritenin zayıflığı olarak algılanabilir ve bu, iktidarın meşruiyetine zarar verebilir. Ayrıca, birçok devlet lideri, kendi politikalarının ve ideolojilerinin doğruluğuna inanır ve toplumun taleplerinin bu doğrultuda olmadığını düşündüklerinde, bu talepleri reddederler.

Kısa Vadeli Düşünme Eğilimi

Devletlerin, uzlaşma ve müzakere yerine sert müdahaleleri tercih etmelerinin bir diğer nedeni, kısa vadeli düşünme eğilimidir. Anlık krizleri çözmek için güç kullanımı, uzun vadeli çözümler yerine tercih edilebilir. Ancak bu, uzun vadede daha büyük sorunlara yol açar ve toplumsal travmalara neden olur. Kısa vadeli düşünme, krizin hemen ortadan kaldırılmasını sağlayabilir, ancak bu çözüm geçici olur ve temel sorunlar çözülmediği için ileride daha büyük ve karmaşık problemler olarak geri döner.

Otoriteyi Koruma Çabası

Ayrıca, bazı devletler, dış tehditler veya iç isyanlar karşısında birliği sağlamak için güçlü bir otoriteye ihtiyaç duyduklarına inanır. Bu nedenle, halkın taleplerine kulak vermek yerine, bu talepleri bastırarak birliğini ve gücünü korumayı hedefler. Bu yaklaşım, devletlerin iç ve dış düşmanlara karşı güçlü kalmasını sağlayabilir, ancak toplumun içindeki huzursuzluğu artırır ve uzun vadede devlete olan güveni sarsar.

Tarihsel Perspektif

Tarih, toplumların eninde sonunda isteklerini elde ettiğini ve bu süreçte yaşanan acıların, ekonomik kayıpların ve toplumsal travmaların uzun süre hafızalardan silinmediğini gösteriyor. Fransız Devrimi'nden, Amerikan Sivil Haklar Hareketi'ne, Arap Baharı'ndan günümüz protesto hareketlerine kadar, toplumlar sürekli olarak haklarını aramış ve genellikle de eninde sonunda bu hakları elde etmişlerdir. Ancak bu süreçte ödenen bedeller, toplumun hafızasında derin izler bırakmıştır.

Demokrasi ve Halkın İradesi

Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki, demokrasinin temelinde halkın iradesi yatar ve devletlerin bu iradeyi göz ardı etmesi, sadece kaosa ve acıya yol açar. Bu yüzden, liderlerin ve devletlerin, halkın sesine kulak vererek, uzlaşma ve müzakere yollarını başta tercih etmeleri, herkes için en doğru ve adil olan yoldur. Halkın taleplerini dinlemek, onları anlamak ve talepleri doğrultusunda adımlar atmak, sadece toplumsal barışı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda devletin meşruiyetini ve halkla olan bağını güçlendirir.

Devletlerin başta yapmaları gerekenleri sonda yapmaları, otoriteyi koruma çabası, kısa vadeli düşünme eğilimi ve liderlerin ideolojik duruşları gibi nedenlerden kaynaklanır. Ancak tarih, toplumların eninde sonunda isteklerini elde ettiğini ve bu süreçte yaşanan acıların, ekonomik kayıpların ve toplumsal travmaların uzun süre hafızalardan silinmediğini gösteriyor. Devletler, halklarının taleplerine kulak vermekte ne kadar gecikirse, bu bedeller de o kadar ağır oluyor.

Geçmişten günümüze, toplumların isteklerini daha az acıyla ve daha az kayıpla elde edebilmeleri için devletlerin bu gerçekleri göz önünde bulundurması ve başta uzlaşma yollarını araması elzemdir. Böylece, hem devletin hem de toplumun huzur ve refah içinde yaşaması mümkün olabilir.



Bu yazı 922 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI