finans haberleri
Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
AĞACIN KÖKÜNE AYRAN DÖKMEK
Tarih: 03-08-2022 00:03:00 Güncelleme: 03-08-2022 00:03:00


Hastaya süt ve süt ürünleri verilmesi, bizde adettir de sağlıklı iken içilen sadece ayrandır.

Yoğurdun, sütün, peynirin ambalajlı haline ayran dahil edileli tereyağının da patates püresiyle buluşması şahane oldu.

Artık, hazır ayran içeceğiz.

Üretenler böyle söylüyor.

Süt ve süt ürünleri yanında hayvanın eti var.

Şimdi de sakatadı meşhur.

Küçük baş hayvanları, kuzularla oğlakları bir kilo gelmeyen yedi porsiyon tutmayan ciğerleri için aziz bileceğiz. Beş porsiyonu, servis hizmeti dahil 400 TL ile pazarlayacağız.

Bu gidişle ne oğlaklar keçi ve tekke olacak ne kuzular koç ve koyun.

Her şey, dört şişlik ciğer yeme aşkına feda olsun.

Oğlağı ve kuzuyu ciğeri için beslemek, adet haline gelecek zamanla.

Kars ilinde kazların ciğeri için beslendiği gibi bizde oğlaklarla  kuzular ciğerleri için beslenecek.

Şehirlerin gündeminde "Dana mı kuzu mu Urfa mı Edirne mi Diyarbakır mı? Tartışması ciğerin yapılış şekline göre uyumu sağlayacak.

Nihayetinde sakatat olan ciğer için sağlık yönüyle faydaları bitmeyecek şekilde açıklamalar başlayacak.

Bir şehrin geçim kaynağı olarak turizm, en başta olan seçenek olmamalı.

Kimi şehirlerin payına deniz kiminin payına orman kimine ise " Gastronomi" denilen mutfak düşer.

Şehrin denizle irtibatı yok ise ne olacak?

Yemek çeşitleri ön plânda gösterilecek.

Gelen yerli ve yabancı turist, ziyafet sofralarında midesini doyuracak.

Para bırakacak, hem işletme sahibi hem çalışanlar kazanacak.

Turizmin bacasız fabrika olduğu böylelikle ispatlanmış olacak.

Biz " Şehir Arastirmacısı" olarak şehirlerin başlı başına bir mutfağa sahip olmasının mümkün olmadığını çok defa belirttik. Bölge mutfağı olması gerekirken şehirler arasındaki yaramaz çocuklar misali kapışmanın gereksiz olduğunu belirtiyoruz.

 

Yeme ve içme sektörü, başlı başına bir alan. Kimi şehirlerde onbinlerce istihdama açık.

İstanbul, en belirgin şehir.

Sonrasında Ankara, Bursa, Izmır, İzmit,...

Sanayileşmenin ve ticaretin yoğun olduğu şehirlerde çalışanın öğünü, daima hazır olmalı, zaman kaybının önüne geçmek için.

Kimi sektörlerde çalışanın yeme ve içme ihtiyacı hazır karşılanır.

Son dönemde ev ortamına sıçrayan mobil yemek isteme, kimi evlerde tencereyi ateşe hasret kılmaktadır.

Günümüzde kimi şehirlerin tanıtım günleri vardır, İstanbul ve Ankara olmak üzere.

Birçok şehir, görücüye cıkmış gelinlik kız misali yemeğiyle içecegiyle ürettiği gıdalarla hem ticaret hem tanıtım gayesiyle hareket eder.

Ortaya konulan bir kaç halk oyunu, şarki ve türkü, sunuş konuşmaları, bir yönüyle turizmin bacasız sanayi olduğunu ispat amaçlıdır.

Çoğu kimse mevsimlik iş olan turizm yerine kendi şehrinde yatırımı üretime, üretimi istihdamla büyütmeye çalışmaz.

Otelci ise teşviğini alır, konaklama yanında yeme-içme yelpazesinde büyüme oranını hedefler. Mevsimde 5 olan konaklama fiyatı kışın 2'ye iner, çalışan sayısındaki azal.ayla beraber.

Turistik tesislerin ekonomideki payı, bizde abartılı olarak ifade edilir. Antalya'da konaklayan ile Artvin'de konaklayan arasında fark var.

Bir yerde deniz ve güneş, öbür yerde yüksek rakımlı ormanlık ve hayvanî ürünler.

Yoğurdu, sütü, yağı, peyniri ve kavurması ile bir şehrin turist çekmesi, doğa gezginleri dışında oldukça zor.

Elbette istihdam önemlidir, turizm mevsiminde.

Kalıcı istihdam varken, üretim önemli iken, asgarî ücret için mevsimlik olarak şehirlere göçen âileler biliyoruz.

Çay toplama, fındık toplama, üzüm toplama, sebze ve meyve toplama,...

Rize, Giresun, Ordu, Manisa, Mersin, Aydın,..

Elbette insanın evine aş götürmesi için işi olmalı.

Mevsimlik işler, insanı sadece ayakta tutar, dik kılmaz.

Her bölgenin coğrafyası, iklimi farklılık gösterir. Istihdam için kalıcı üretim sahaları esastır.

Kars'la Ağrı'da, Erzurum'da hayvancılık yerine sebze ve meyve üretimi yapamazsınız.

Doğu Karadeniz'de çay ve mısır için on metrelik toprak kıymetli iken buğday ve arpa ekimi düşünemezsiniz.

Ciğer Urfa'nın mı Edirne'nin mi Diyarbakır'ın mı?

Bu kuzuyla oğlağı, keçiyle koyunu, süt danasını rahat bırakın, et ihtiyacı dışında ciğeri düşünmeyin.

Suyun olduğu yerde tarla balıkçılığı yapın.

Tavuk çiftlikleri kurup yumurta ve beyaz eti yaygınlaştırın.

Kalkıp sabah-öğle-akşam insanımızı sakatada mahkum etmeyin.

Milyonlarca TL yatırım yaptığınız salonlarınıza gelmek ve âilece- arkadaşça yemek için beş-altı kişinin normal ölçülerde 1000 TL bayıldığını bilirsiniz.

Kalkıp "1000 TL'yi dolar bazında 50 $ tutmuyor." derseniz, gidin Amerika'da yer açın.

Bir kahve içimine 50 TL veren, lahmacuna 425, hazır ayranla suya 100 TL verir.

Biz, emekli ve çalışanlar olarak zengini semirtmek için dünyaya gelmedik.

Fakir ve fukara zengini daha zengin kılmak için çalışmaz, geçinmek için çabalar.

Amacınız 120 Gram etten oluşan  menüyü, ikrâmlarla 250  TL'ye sunmaksa, bizi ekonomiden çıkan yorgun savaşçı bilin, bize ilişmeyin.

Ekmeğin 6 TL olduğuna isyan edenlerin olduğu ortamda kimisi  soğan ve domates fiyatıyla uğraşmasın.

Öyle beyler tanırız ki yemekte iki dilim ekmek yemez de ekmek fiyatını diline dolandırır.

Yediğini ve içtiğini, dolaştığını ve gezdiğini imkânı olmayanlar hayal bile edemezken, kalkıp popülist açıklamalar yapma neyin nesi?

Kimi para ve pul içinde yüzerken kimi yoksullukta boğuluyor.

Fakire şükretmesini söyleyenler, asgarî ücretle bir ay geçinirse neyin ne olduğu ortaya çıkar.

Bu şekilde yazıldığında bizi sevimsiz görenler, hakikat karşısında manzarayı tersinden göstermemiz için amuda kalkmamızı mı emreder.

Kendisi için istediğini kardeşi için de isteyenler olarak, farklı  fikirlerin emperyal anlayışta dost olduğu, kardeşlik bağlarını tazelettiklerini biliriz.

Dünyada aç olan biri varsa tok olmayı zillet bilenler, komşusu açken tok yatmayı marifet bilmez.

Şehirleri ele alırken insanı, canlıları, bitkileri de esas aldığımız ifade ediyoruz.

Aslında " Şehir" derken iktisad, insan için vaz geçilmezdir.

Unutmayalım ki " Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm" vardır, gelenekte.

 

Medeniyetten ayrıldık, yoksul düştük, ölümü beklemekteyiz.

Yeniden medeniyeti inşâ etmek, fosilleşmiş fikirleri yıkmak kolay değil.

Şehirlerin sakatad üzeri tanıtımlarına neden itiraz ediyoruz?

Anlatabildik mi?

Insanoğlu, midesinden daha kötü bir şey doldurmamıştır da çağımızda farkında değil.

Ağacın köküne ayran dökenler, gölgesini bir zaman sonra bulamayacak. Çünkü ağacı kurutan sütten yapılan ayrandır.

Hastayı ayağa kaldıran süt, bitki için zehirdir.

Medeniyet mi, yaşanan?

Sanmıyoruz!..

 

 



Bu yazı 3106 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI