finans haberleri
Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
FESTIVALLER KONSERLER ve DİYARBAKIR UÇUŞA HAZIR OL!.
Tarih: 10-08-2022 00:03:00 Güncelleme: 10-08-2022 00:03:00


Havalar sıcak...

Dışarda termometre 57'yi buldu.

Dünya iklimini değiştirme mühendisleri, kendilerince durmadan çalışıyor.

İstedikleri zaman yangın istedikleri zaman virüs, canları arzuladıklarında bulut kümelerini birleştirerek sel, uzaklaştırarak kuraklık.

Düşünceleri budur, aslında.

Bir nev'î ilahlık davası.

Büyük baş hayvanları itlaf, yapma eti zorunlu kılma, yeryüzünde nüfusu yarı yarıya indirme, buğdayı, arpayı, sebzeyi, meyveyi sadece kendilerine yetecek ve stoklayacak denli üretme.

Diyarbakir'daki iklim şartları, küresel sömürüye mi bağlı?

Barajlar yapıldıkça hava sıcakları düşmeliyken artıyor.

Bu işte bir terslik var, gibi.

Yaz Mevsiminde sebze ve meyve fazla iken pahalı şekilde tüketime arz misali çarpık bir dengesizlik.

Haydi bunu dış güçlere bağlayalım da şehir içi araçlardaki klima açmama eylemi, otobüslerde kart okumama eylemi nasıl izah edilebilir?

Birçok hatta minibüsler çalışmaya başlamış...

Protesto mu, bu?

Alırsınız elektronik ortamda bilet okumalarını ve kamu menfaatine aykırı hareketten gerekli ışlem için başka delil ve şahide gerek yok.

Bilete zamsa zam!..

Klima, bu mevsimde birçok otobüste daîma arızalı modda.

Bu şehrin ilgilisi ve yetkilisi, bu durumu bilmez mi?

Bunca daire başkanı, meseleden bî-haber mi?

Haydi Gençlik ve Spor'a bakan bilmesin.

Kültür Daire Başkanı bilmesin.

Yahu Ulaştırma  Daire Başkanı da bilmez mi?

Bunca çalışanı olan kurumun haberdar olmaması mümkün mü?

Yakın zamanda şehrin tanıtımını esas alan Kültür Yolu Festivali, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca yapılacak imiş.

Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan'a karşı ayıp olmaz mı?

Bunca turist gelecek, gazeteci ordusu, televizyonlar.

Diyarbakır uçuşu bu sefer gerçekleşecek.

Ben olsam Kapadokya'dan on balon da getirir, tanıtımı dört dörtlük hale getirirdim, yetkim olmayınca ne yapalım...

Şehir içi ulaşım araçlarında klima çalıştırılmamasına doğru bir cevap verilmedi, doğrusu.

Tekli ve çiftli plaka uygulaması ile mesele her bir otobüs ya da minibüs için kolay.

Gel gör ki sanayiye gidilse ve klimalar sağlam çıksa bahane ne olacak?

Bu hengamede vatandaş saygıya muhattab görülmüyor.

Vatandaş, verdiği para ile vatandaşlık hakkına saygısızlıkta bulunanlarla yüz yüze ve hizmet alamıyor.

Sur Içi için festival çalışmalarını sadece bir siyasî oluşumun penceresinden toplantılarla duyuranlar, festivale katılımı artırmak için ekmek arası ciğer mi verilir, yanında ayran?

Biz bize yaptık bu festivali, biz bize heyran mı?

Bir yanda alt kademe belediyelerden biri, vatandaşı konserlerle buluşturuyor.

Mubarekler, vatandaşın konserlere ne kadar hasret çektiğini kamu oyu anketcileriyle mi tespit etmiş? Bilinmez, bu!..

Gaye vatandaşla kaynaşma mı?

Klimalar çalıştırılsın!..

Vatandaşa hizmet mi, amaç?

BB, Halk Ekmek Fabrikası açsın, iki milyonluk nüfusa günde 500.000 ekmek değil  200.000 ekmek üretsin.

Şarkıcı, türkücü bu halkın derdine deva değil!..

Yaz sıcağında kalkıp refüjlere, kavşaklara  iki günlük ömre sahip çiçekler ekilmesin.

Garibimiz palmiyelerden hayatta kalanlar can çekişiyor, hallerini soran yok.

Konserler olmaz mı?

Olur, olmalı elbette.

Festival olmaz mı?

Festivaller yapılmalı!..

Hem de kültür başlıklı festival.

Yani kitap, dergi, sinema, sergi ağırlıklı.

Biliriz ki şarkıcı ve türkücü egemen olabilme ihtimali baskın.

Siz bu festivalin ismini " Müzik Festivali" koyun, çıkın işin içinden.

Ahmet Özhan olmalı, ilahîlerde.

Şiir okumalarında  Ahmet Selçuk ilkan olmalı.

Birkaç genç müzisyen.

Sunucuya çokça iş düşecek.

Biraz Zazaca ve Kürdçe bilmeli.

Dengbejler kılam okumalı.

Her ilçenin Halk Eğitim Merkezi Halk Oyunları Ekipleri olmalı.

Dağ Kapı Meydanı bu kimi el sanatları ve gıda ürünleri için ideal.

Ekim ortası ideal, festival için.

Öğrenciler okullardan peyder pey taşınmalı.

Üniversite zaten açık.

Zamanlama iyi yapılmalı ki organizasyon eksik olmasın.

Sabah küçük de olsa kumanyalar dağıtılmalı.

Diyarbakır Çöreği ve Karacadağ Ayranı. İsteyene simit verilmeli, küncüli ve tahin-pekmezli.

Şehir şehir olalı böyle festivali görmemiş olsun.

Bir yanda kelle ve paça kazanları kurulmalı...

Sadece bu mu?

Kadayıfı unutmadık, burmalı, iri cevizli olanından.

Meyan şerbeti, sebil olmalı.

Daha ne verilmeli?

Otuz üç medeniyeti içinde barındırdığı söylenilen şehre dair broşürler olmalı.

Onbinlerce yıldır akan nehir, Dicle coşmalı, iki ya da üç gün barajların kapakları azıcık, ucundan gevşetilmeli. Sen gör oksijensizlikten ölme derecesinde olan balıkların sudaki yüzmesini, doyum olmaz!..

Reyhan şerbeti ikramı unutulmamalı.

Çiğ köfte, ince ekmek arası dağıtılmalı.

Bizden bu kadar tavsiye, öneri geldi, ancak.

Iki- üç şair, birkaç yazar da kitaplarını imzalasa, stand açsa nuru'l-alanur!..

Dahası ne olsun?

Fakat önce klimalar açık olmalı.

Diyarbakır Örüklü Peyniri adıyla satıldığı dillere düşmüş, Trakya ve çevresi peynirlerin alımı durdurulmalı.

Şehirde hayvancılık o kadar gerilemiş ki bunca süt ve peynir imkansız.

Biri bize " Söylediğin yalandır." desin.

Güzel şehrimiz ve gençlerimiz.

Çocuklarımız suça teşvik bakımından ülke beşincisi.

Siz, konserlerle festivaller verin, kültürel ve sanatsal faaliyetlerle şehri aydınlatın, şehir münevver hale gelsin.

Muharrem Ayı, aşure tatlısıyla kutlanır oldu.

Yahu âşûra ile aşure aynı şey mi ?

Bunu ayırd edemeyenler yer aldı, kültürde.

Günlerce aç ve susuzluktan kırılan 73 Yetişkin, coluk- çocuk...

Dört yanı sarmış, kan dökücüler, vahşet içinde.

Biz kalkıp Peygamber torununun katledilmesini aşure tatlısı yiyerek mi acıyı paylaşacağız.

Bizim kültürden anladığımız şey, bu denli anlaşılmaz bir durum...

Bizim cenazemizin defn edildiği yerin bir tarafı hayvan pazarı.

Bu hayvan pazarı için yer mi yok?

Bizim ölülerimize saygımız budur, özetle.

Kültürel değerlerimiz bir darbuka, iki saz, bir dilsiz kavala dönüştüyse ne demeli?

Yaşasın müzik yaşasın eğlence!..

İyi de üç gün Cadde 75 Caddeleri ve diğer işletmeler sinek mi avlayacak?

Emin olunuz, bizim festivalde dahlimiz yok, konserlerle sinema flimleri zaten Cadde 75'te.

Hem belediyelerimiz çalışıyor hem Kültür ve Turizm Bakanlığımız.

Surlar ve burçlar onarılıyor, Sur yep yeni cehre kazanıyor.

Ben eminim, festivalin ilk günü buradaki işletmeler bedava fiyatına ikramda bulunacak, açılışlarında.

Yani fiyatlar Bodrum gibi değil.

Otur masaya, 120 TL ile doyur, gözünü, mideni.

Âilece yedi-on kişi arası gel %20 indirim kazan, sınırsız çay.

Biz bu şehrin kıymetini mi bilmedik!..

Gastronomi insanı mutfakla hela arasında gidip gelmeye mahkûm eden tuzak mı?

Işte böyle bir dünyadayız ve yaşıyoruz, Değerli Okurlar!..

Tek dert " Vur patlasın, çal oynasın" ise, biz yokuz.

Mazlum, gariban, yoksul,  pazarda iş bulamayan üniversite mezunları var.

Siz yumurta kolisine 50 TL ödeyemeyen bir âilenin sabah kahvaltısında sadece ciğer yemek için 500 TL vereceğini düşünecek kadar saf mısınız?

Manzaraya baktığımızda manzara bizi yalanlıyor.

Minik eski tarihî evler olan minik ve bina altı caffelerle cigercilerle restaurantlar, kahvaltı salonları lebabeb!...

Bu işte bir yanlışlık var da işin içinden çıkamıyoruz.

Bu kördüğümü el birliği ile festivalle konserlerle çözeceğiz, hep barış türküleri söyleyeceğiz.

Sonra ne mi olacak?

Festival biter, hayat tüm gerçekliğiyle kaldığı yerden devam eder.

Anlamadığımız husus, klimaların hep arızalı oluşu.

Belediye, kliması bozuk araçları onarsa ne olur?

Sağlam olana kesilecek ceza, birkaç arızalı aracın masrafını karşılar, her halde.



Bu yazı 3904 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
YUKARI