finans haberleri
Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
BASIN-İLETİŞİM MÜZESI ÜZERİNE NOTLAR
Tarih: 17-05-2022 00:03:00 Güncelleme: 17-05-2022 00:03:00


Diyarbakır konusunda söz lafı bulunca, hemen akla gelen " Kültür Sanat Medeniyet Şehri" ve eklenen birkaç ifade daha gelir.

Niçin

Gastronomi, Surlar, Burçlar, Köşkler, Hanlar?

Anlıyoruz, bu şehrin birçok değeri turizme fayda getirdiği için el üstünde, göz önünde.

Bu şehirde, Dönemin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu ile bir toplantıda basın müzesinin gerekliliği üzerine görüşmüştük.

Gazetelerimizden Diyarbakır Söz  Yayın Yönetmeni Sayın Ömer Büyüktimur, Diyarbakır Yenigün Yayın Yönetmeni Sayın Mesut Figançicek olmak üzere kurduğumuz bölgeye hitap eden Gazetecilere ılişkin Derneğimizin ziyaretinde olmuştu, teklifimiz.

Hoş, güzel karşıladı, Güzeloğlu.

Kendisi de bölge insanı, hemen çalışmalar için gerekenlerin yapılmasını ifade etti, yetkililere.

Biz de şehrimize bir basın müzesi kazandırmak için çalışmalara başladık.

Toplantıda üç gazeteci olarak, bu çalışmalar içinde bulunan, bir arşiv oluşturma çabası içinde bildiğimiz, gazetemizde de köşe yazarı olan Sayın Mehmet Ali Abakay üzerinde karar kıldık, yazarımızla kısa zamanda görüştük.

İstediğimiz müze için yerdi, sürekli kalınacak olan. Elbette müze için teşrifat ve kitaplıklar lazım.

Gazetemiz Köşe Yazarı Mehmet Ali Abakay, mevcut gazete arşividen ve yayınlanan dergilerden önemli miktarda malzemeyi müze için bağışlayacağını, gerekirse basına yabancı olmadığı için müzede görev verilirse müzeyi işler hale getirmeye çalışacağını belirtti.

200 Üzeri dergi çeşidi ve elliyi bulan, tümü Diyarbakır'da yayınlanan bu gazeteler, müze için önemli demirbaş olarak görüldü.

Maalesef girişimler sonrası bu söz unutuldu, hatırlatılmasına rağmen gereksiz bir oluşum olarak görüldüğü için üzerinde durulmadı, müzenin.

Sur' da yapılan onca yapının içinde iki katlı bir alan müzeye ayrılsa idi, ne olurdu?

Diyarbakıŕ'da bir müze daha olurdu.

Biz, yazarımızın daha önce katıldığı kimi toplantılarda  fikri kendisine ait Şehir Araştırmaları Merkezi 'nin kurulması için olumlu görüşlerin ağır bastığını biliyoruz.

Şehir Araştırmaları Merkezi, kendi içinde Hattat Hamid Müzesine, Gastronom Müzesi'ne, Celâl Güzelses ve Musıkî Müzesi'ne, Basın Müzesi'ne ve diğer müzelere ilk etapta kıymete haîz materyalin olduğunu biliyoruz.

Bu merkez kurulsaydı, şimdi Basın Müzesi olurdu, bir çok kapanmış gazetenin arşivi toplanmıştı, emek veren gazeteci büyüklerimize dair birer köşe yapılmıştı, gazeteciler toplantılarını burada yapabilirdi, vs...

En son derneğimizin üyelerinin şehir gezisinde Dicle Üniversitesi Rektörlüğü'nün daveti oldu, gazeteciler olarak davete katıldık.

Sohbetin bir yerinde İletişim Fakültesi'nin olduğu Üniversitenin Basın Müzesi'ne bakışı, Sayın Rektöre   soruldu.

Bu müzenin önemli olduğunun altını çizen Sayın Rektör," Yer bulun, tarihî mekân olsun, biz yardımcı oluruz." demişti.

Biz, üniversitede bir arşivin olmadığını, yerel gazetelerin tümüyle alınmadığını biliyorduk.

Sayın Vali Güzeloğlu ziyaretinde olduğu gibi, üç gazeteci de konu hakkında fikrimizi belirttik, gazetemiz yazarı da bu toplantıda yer almıştı. Kendi düşüncelerini ifade etti, gereken desteği sunacağını belirtti.

Velhasıl'ı- kelâm, Diyarbakır'da bir basın müzesi yok.

Bu ortamda açılacak bir müze olursa biz bize heyran biz bize kurban...

Kırk yılını bu şehir sevdasına adayan, onbinlerce şehir konulu kaynak kitabı bir araya getiren, bir başkası gibi, her türlü olumsuzluğa rağmen, şehrini terk etmeyen, Günümüz Ali Emirîsi Abakay da yorgun.

Bu hususta kendisi de bir çok defa yazı kaleme almış.

Müze açılsaydı, ülkenin dört yanından gazeteler ve dergiler olacaktı. Gazetecilik ve İletişim  konulu birbirinden değerli kaynakların olduğu kütüphane olacaktı.

Misafirlerin kaynaklardan ilk elde okunacağı gazeteler olacaktı.

Müzede sohbetler yapılacaktı.

Her ay bir gazeteci misafir edilecekti.

Imza günleri, konferanslar, etkinlikler.

Olmadı, bir türlü.

Demek bu şehre Basın Müzesi gereksiz, olmasa da olur.

Ciğer Kebabı, Peynir, Kadayıf tanıtım için yeter!...

Altmış- Yetmiş Yıl öncesi gazeteleri kim okur?

Sararmış gazete sayfalarına ne gerek var?

Kitaplar mı?

Bilginin hepsi internette yok mu?

Böyle bakarsanız, hakikatten bu şehrin Basın Müzesi'ne ihtiyacı yok, Sevgili Okurlar!..

Dicle Üniversitesi zaten İletişim Fakültesi kurmuş.

Haftanın altı günü yayınlanan gazetelerimiz var.

Cemiyet, dernekler mevcut.

İsteyen gider ve araştırır, bulmak istediğini.

Bilir misiniz ne bizde ne cemiyette basınımıza dair bir arşivimiz yok, kaç dergi çıkmış, bilmiyoruz.

Avk- Şair İhsan Fikret Biçici vefat etmeden önce kütüphanesini devretmek ve şehre mal etmek istiyordu. Dönemin belediyesi, istenen meblağı ticarete döktü, pazarlığa vardı, bu işin sonu.

Biçici vefat ettikten sonra bir gün Ankara'dan gelen bir sahaf, bu hazineyi alıp götürdü.

Kitaplar, dergiler, gazeteler, belgeler,...

Şevket Beysanoğlu,  Abdüssettar Hayati Avşar diğer kütüphanesi korunmayanlardan...

10.284 Adet kitabını depodaki su baskınında kaybeden Yazarımız Mehmet Ali Abakay, bu güne kadar sürdürdüğü çalışmalarına tek başına devam ediyor. Ömür adadığı projesine hiç kimseden destek kabul etmiyor, kimsenin gölgesinin Şehir Araştırmaları Merkezi üzerine düşmesine gönlünün razı olmadığını belirtiyor:

- Bu şehirde fuara, festivale, şenliğe, açılışa bir kaç gün için her kapı açılır, bütçe oluşturulur. Bu tür çalışmaları anlamayanlar,  kendilerinin etiketi olmadığı için kabul etmezler.

Şehre hizmet eden, kıymeti bilinmeyen değerli büyüklerimizin kütüphaneleri tarûmar edildi, bizim merkezimizin sonunun da böyle olmasını istemiyoruz.

Mekânı küçük de olsa  alırız, kendimize göre hazırlar, şehrimize ait her şeye sahip çıkarız. Bu bizim işimiz ve görevimiz. Bizim, şehre ahdimiz var,  vefa borcumuz var.

Basın Müzesi'nden nereye geldik!..

Aslında iğneyi kendimize batırmadıkça, kimse birçok şeyin farkında değil.

Gazeteciliğe ömrünü, yıllarını verenler hatırlanıyor mu?

Baktık olmuyor, olacak değil!..

Bu müzenin alt yapısını şimdilik kendi gazete büromuzda oluşturmayı düşündük.

Yeterli mi?

Değil, elbette.

Koskoca bir şehrin Basın ve Yayın Tarihi, küçük bir odaya sığar mı?

Bizim elimizden gelen budur. Daha iyisi yapılmadığı için, kimsenin itiraz hakkı olmamalı.



Bu yazı 4003 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI