Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
‘Basın Milletin Müşterek Sesidir!’
Tarih: 24-07-2021 00:03:00 Güncelleme: 24-07-2021 00:03:00


24 Temmuz, sansürün kaldırılmasının 113. yılı. Sansürün kaldırıldığı gün olması nedeniyle “Basın Bayramı” olarak benimsenen bu anlamlı gün, 1971 askeri darbesinden sonra sansürün geri dönmesiyle, “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” ilan edilmişti.
Peki, bugün durum ne?
Medyaya sansür uygulanması sadece basın ve ifade özgürlüğünün engellenmesi sonucunu doğurmaz. Aynı zamanda insanların bilgi edinme ve haber alma hakkının önüne barikat kurulması anlamına gelir
Basın ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ortamda haber alma hakkından söz edilemez.
Haber alma hakkı bu nedenle insanların temel haklarından biridir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 12. maddesinde bütün insanların “haberleşme özgürlüğü” ne, 19. Maddesinde de “herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu” vurgulanır.
İnsan sosyal bir varlıktır; haber alamazsa, haberleşemezse toplumdan soyutlanır. Yaşadığı topluluğun ve dünyanın gerçeklerinden yalıtılmış olur”
Gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışanlar çoğunlukla karşılarında kendilerini susturmak isteyen güçleri buluyor. Dünyanın pek çok ülkesinde bağımsız gazeteciler, baskılara göğüs germek zorunda. Sansüre uğruyor, vatan haini olarak yaftalanıyor, tehdit alıyorlar.
Korkutma, baskı ve saldırılar... Dünyanın birçok ülkesinde bağımsız habercilik yapmaya çalışan gazeteciler çeşitli zorluklarla karşı karşıya. Basın özgürlüğüne yönelik tehditler demokrasileri tehlikeye atıyor.
Kamuoyunun bekçisi, halkın gözü kulağı olan gazeteciler; herkesin ifade özgürlüğünün sağlanmasından sorumludurlar. Halkın gerçekleri öğrenmesini sağlamak görevleridir ve bu görev onların seçimidir. Bu sorumluluk bilinci ile hareket ederler ve basın özgürlüğü onlar için hak haline gelir, özgürlükleri hukukla korunur.
Olayların niteliğine ve yapılan haberin içeriğine göre kamu yararı ve halkın gerçekleri öğrenme hakkı daha üstün değerdir. Bu yüzden gazeteciler yargılanmamalı ve korunmalıdır. Yargı bu nedenle gazetecilerin haberlerini, yazılarını, yorumlarını, eleştirilerini “hukuka uygun” olarak kabul eder ve diğer güçlerin haklarına karşılık daha üstün değer olarak görür.
Basının meslek ilkeleri doğrultusunda ilkeli, tarafsız, sorumlu ve bilinçli gazetecilik anlayışıyla yapılan çalışmalarının devamını dileyerek, bu çalışmaların her zaman özgür, sansürsüz bir ortamda yürütülmesini temenni ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki düşünce ve ifade özgürlüğü en önemli haklarımızdandır, fikirlerin sansürsüz bir ortamda özgürce dile getirilmesi gelişime atılan adımları kolaylaştıracaktır.
Gazeteciler ise herhangi bir gücün veya sahibinin sesi değildirler, olmamalıdırlar. Aksi takdirde halkın gerçekleri öğrenme hakkını yerine getiren gazeteciler kendi meslek ilkeleri ve doğru davranış kurallarını ihlal etmiş sayılırlar.
Basın özgürlüğünü ve haber alma hürriyetini halen anlayamamış birileri bu gün basına saldırarak Halkın emanet olarak verdiği yetkiyi tehdit ve halkın kâbusu olacaklarına yoran bilgi ve irfan yoksunu kişiler sadece üçüncü sınıf olmakla kalmaz tez zamanda 5. 6. Hatta daha üst sınıflara terfi edeceklerinin işaretini de vermektedirler.
Atatürk’ün 1 Mart 1922’de basın özgürlüğü ile ilgili bakış açısı ile yazımızı noktalayalım. “Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir. Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır”

 



Bu yazı 2381 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI