finans haberleri
Bugun...


Zeki Özer

facebook-paylas
İslam'ın Fethine Karşı Sinsice Yapılmaya Çalışılan Karşı Fetih
Tarih: 28-05-2022 00:03:00 Güncelleme: 28-05-2022 00:03:00


İslam dini, fethi manevi ve maddi kalkınmaya açılış olarak görür. İslam dini, fethi hayatın bütün alanlarını kapsayan bir imar için imkân olarak görür. İslam`ın, kapısına gittiği her kent bu imkândan yararlanmıştır. Evet, Diyarbakır halkı, muhtemelen Kudüs ve çevre şehirlerin  fethinden haberdardı. Karşılarında İslam`ın adaleti varken Bizans için çarpışmanın anlamı da yoktu faydası da yoktu. Ve halk teslim olmayı seçti. Bir bakıma İslam dininin adaletini, hayatı yaşanılır bir şekilde dizayn edecek olan yaşam tarzını seçti.  Pek çok kişi, Müslüman olmakla şereflendi.
Beş ay boyunca bir şehirle uğraşan her ordu öfkeye kapılır. Ama İslam ordusu “O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever. (Alî İmran 134)” ayet-i kerimesiyle terbiye olmuştu, öfkesini kontrol etmiş, heva ve hevesiyle davranmamış; Hz. Peygamberinin(S.A.V.) Mekke halkına adil davrandığı gibi davranmıştı. Komutanımız İyaz(ra)`ın emriyle halk, silahlarını onun önüne bıraktıktan sonra halka şöyle seslendi: “Allah size karşı bize zafer ihsan etti. Şayet Allah(c.c) Hz.  Peygamberimizi ‘Rahmet Peygamberi` olarak gönderip de mü`minlerin kalplerine merhamet vermeseydi, hepinizi kılıçtan geçirirdik. Fakat Rabbimiz bize öfkemizi yenmemizi ve bağışlayıcı olmamızı emretmiştir…”
Diyarbakır halkı, daha önce böyle bir komutan görmemişti, böyle bir orduyla karşılaşmamıştı, böyle bir muameleye tanıklık etmemişti. Eğer, Sasani Şapurlar, Bizans Patrikler burayı beş ay kuşatmak durumunda kalsalardı öfkelerinden şehirde bir tek canlı bırakmazlardı. Daha önceki el değiştirmeler, birer tufandı; bu ise hayata ve cennete açılan kapıydı.
İşte İslam`ın fetih karakterinin ilk adımı budur. Bundan sonraki adım şehrin maddi ve manevi kalkınmasıdır.
 Diyarbakır bunu gördü. Küçücük bir kale şehri iken günden güne bir ilim merkezi haline geldi, miladi 1100`lü yıllara gelindiğinde İslam âleminin, dolayısıyla o günkü dünyanın en büyük beşinci ilim merkezi oldu.  Ama Diyarbakır şimdiki durum farklı, bizler emanet etikleri ilim irfan başkenti Diyarbakır ilimden, bilimden ve sanayiden eser yok.  
 
Müslümanların modern dünyada yaşadıkları en büyük problemlerden biri, “karşı fethi”, doğru ifadeyle yeniden işgali sadece fizikî anlamda düşünmüş olmaları, bu konuda eski dönemin gelenekleri ve kavramları darlığında kalmaları, dünyanın değişen işgal gerçeğini görmemeleridir.
Yenidünyada işgal, sadece bir toprak işgali değildir; belki ondan çok kültürel işgaldir.  “Kültürel işgal” tanımlanmayınca ve bilinmeyince İslam dünyasına yönelik modern çağ emellerini anlamak mümkün değildir.
Diyarbakır için yaşanan da budur. İslam öncesi çağa yapılan övgüler, şehrin İslam orduları tarafından fethedilmesine yönelik rezalet iftiralar ve İslam`ın manevi inşasına karşı savaş… İslam, neyi kutsuyorsa onu küçümseme… İslam neye karşı ise onu yeniden diriltme… İslamî eserlerin imarına yönelik olumsuz tutum, İslam öncesi eserlerin imarına yönelik sahiplenme…
İslam dünyasının her tarafında sürdürülen bu durumu biz de yapılan “kültürel işgal”i ve bu işgal içinde görünenlerin niyetini tartışmak zorundayız. İster “Bizanslaşma” diyelim, ister “NewYunanîlik (Yeni Yunancılık)”,  ister “çağdaşlaşma” veya “sosyalist kurtuluş”…Bunun “yeniden işgal” çabasındaki yerini görmediğimizde Endülüs Müslümanlarının durumuna düşmeyeceğimizin garantisi nedir?
 Bizler bugün Diyarbakır sokaklarında yapılan kutlamaları kültür erozyona uğramış batı taklitçilerin yaptıklarını yapıyoruz .



Bu yazı 2727 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
YUKARI