|
Tweet |
Doç. Dr. Ahmet Önen, kaleme aldığı değerlendirmede Kürt meselesine dair yürütülen tartışmalara dikkat çekerek, “şer’i devlet” söylemi üzerinden yapılan yaklaşımların gerçekçi olmadığını ve asıl meselenin devletsizlik olduğunu vurguladı.
Önen, Kürt halkının yalnızca dini temelli bir yönetim arzusuyla değil, aynı zamanda siyasi ve hukuki güvence sağlayacak bir devlet ihtiyacıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. “Devlet, her millet için bir ev gibidir. Evi olmayan bir toplum, ne inancını ne de kültürünü sağlıklı şekilde yaşayabilir” dedi.
“Şeriat, Adaletle Anlam Kazanır”
Yazısında adalet kavramına özel vurgu yapan Önen, bir yapının İslam devleti olarak adlandırılabilmesi için yöneticilerin adil olması gerektiğini belirtti.
“Yönetenler Müslüman olabilir, ancak adil değillerse o yapı İslami değildir. Devletin dini imanı adalettir” ifadelerini kullandı.
Önen, tarihten ve yakın coğrafyadan örnekler vererek, dini referanslara sahip olduğunu iddia eden bazı yönetimlerin Kürtlere yönelik uygulamalarının adaletsizliğini eleştirdi.
“Kürtler Kimlikleri Nedeniyle Hedef Alındı”
Tarihi süreçte Kürtlerin hem dindar hem de seküler dönemlerde baskılara maruz kaldığını belirten Önen, sorunun ideolojik değil, etnik temelli olduğuna dikkat çekti.
“1920’lerde dindar oldukları için, 1990’larda ise farklı düşüncelere sahip oldukları için hedef alındılar. Ancak özünde Kürt oldukları için dışlandılar” değerlendirmesinde bulundu.
“Devletsizlik, Hak Kayıplarını Derinleştiriyor”
Kürtlerin uzun yıllardır devlet sahibi olmamasının ağır bedeller doğurduğunu ifade eden Önen, milyonlarca insanın hayatını kaybettiğini, sürgün ve asimilasyon politikalarına maruz kalındığını söyledi.
Dünyada nüfusu bir milyonun altında onlarca devlet bulunduğunu hatırlatan Önen, yaklaşık 50 milyonluk bir halka devletsizliğin dayatılmasının adil olmadığını vurguladı.
Muhafazakâr Irkçılık Eleştirisi
Yazısında muhafazakâr çevrelere de eleştiriler yönelten Önen, bazı dini yapıların milliyetçiliği kutsallaştırdığını savundu.
“Devlet ve milliyetçilik adeta bir inanç haline getirildi. Kürtlerin meşru talepleri bile şirk gibi görülüyor” ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşımın, laik milliyetçilikten daha tehlikeli olduğunu belirtti.
“Sorunun Kaynağı Sahipsizliktir”
PKK gibi örgütlerin güçlenmesinin temel nedenlerinden birinin Kürtlerin dini ve insani açıdan yeterince sahiplenilmemesi olduğunu savunan Önen, çözümün adalet ve hak temelli bir yaklaşımda olduğunu kaydetti.
“Bu mazlum milletin başını sokacağı bir evi, yani bir devleti olmalıdır. Devletli olduktan sonra inanç tercihi kendi iradeleriyle şekillenir” dedi.
“Önce Adalet, Sonra Yönetim”
Doç. Dr. Ahmet Önen, yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Şeriat da, devlet de ancak adaletle anlam kazanır. Adalet yoksa ne din korunur ne insan onuru. Kürt meselesinin çözümü, adil bir düzen ve meşru bir siyasi varlıkla mümkündür.”