|
Tweet |
Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırı, İstanbul Edirnekapı Şehitliği’nde düzenlenen anlamlı bir programla protesto edildi. Türk dünyasından sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve vatandaşların katıldığı programda, bayrağa yapılan saldırının yalnızca fiziki bir eylem değil, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğini hedef alan bir girişim olduğu vurgulandı.
Programın ana konuşmasını yapan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Türk bayrağına yönelik saldırının sıradan bir provokasyon olarak görülemeyeceğini belirterek, yaşanan olayı “iki aşamalı bir egemenlik ihlali” olarak tanımladı.
Yaycı: “Bu, Kan Dökmeyen Ama Diz Çöktürmeyi Hedefleyen Bir Saldırıdır”
Yaycı konuşmasında, saldırının önce sınır ihlaliyle başladığını, ardından Türk bayrağının indirilmesiyle devam ettiğini ifade ederek şu sözlerle tepki gösterdi:
> “Türkiye Cumhuriyeti sınırı fiilen geçilmiş, ardından Türk bayrağı indirilmiştir. Bu iki aşamalı bir egemenlik ihlalidir. Önce sınır yok sayılmış, ardından devletin tapusu olan bayrağa saldırılmıştır.”
Bayrağın indirilmesi ve yakılmasının modern savaş yöntemleri içinde yer alan psikolojik harp unsuru olduğuna dikkat çeken Yaycı, bunun silahsız ancak son derece tehlikeli bir saldırı olduğunu vurguladı. “Bu, kan dökmeden diz çöktürme teşebbüsüdür” ifadelerini kullandı.
“Türk Bayrağı Bir Bez Değil, Hüküm Belgesidir”
Edirnekapı Şehitliği’nde yapılan açıklamalarda Türk bayrağının tarihsel ve milli anlamı da güçlü ifadelerle dile getirildi. Yaycı, bayrağın yalnızca bir sembol olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
> “Türk bayrağı bir bez parçası değildir, bir hüküm belgesidir. Dalgalandığı yerde ‘burada Türk devleti vardır’ diyen egemenlik ilanıdır.
Rengi ecdat kanıdır, kumaşı şehit tenidir, ay-yıldızı hürriyet ve istiklaldir.”
Bayrağa yapılan her saldırının doğrudan milletin iradesine ve şehitlerin emanetine yöneldiğini vurgulayan Yaycı, “Bayrak indirilirse ecdadın kanı inkâr edilir, şehidin emaneti çiğnenir, milli irade tartışmaya açılır” dedi. Türk askerinin sancak karşısındaki duruşunun bir görev değil, bin yıllık devlet geleneğiyle verilmiş bir yemin olduğunu da sözlerine ekledi.
Salih Kurt: “Bu Bayrak Tüm Mazlumların Umududur”
Program kapsamında Meltem TV’ye özel açıklamalarda bulunan USSAM Mahkemeleri Komisyonu Başkanı Salih Kurt ise Türk bayrağının yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanındaki mazlumların da umudu olduğunu ifade etti.
Kurt, “Biz bu toprakların üstünde olduğumuz kadar altında da varız” diyerek, şehitlerin emanetine vurgu yaptı ve Şehit Orgeneral Eşref Bitlis’in sözlerini hatırlattı: “Bu bayrak için yaşar, bu bayrak için ölürüz.”
Türk bayrağının evrensel bir adalet sembolüne dönüştüğünü belirten Kurt, şu ifadeleri kullandı:
> “Bu bayrak Doğu Türkistanlının bayrağıdır, Karabağlının bayrağıdır.
Uzlaşamayan Avrupalının adalet aradığında altına sığındığı bayraktır.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun, merhum Turgut Özal’ın, tüm şehitlerimizin bayrağıdır.
Bu bayrak dünyadaki tüm mazlumların bayrağıdır.”
“Bu Saygısızlığın Hesabı Hukuk Önünde Sorulmalıdır”
Salih Kurt, Türk bayrağına yapılan saygısızlığın arkasında terör örgütleriyle açık ya da örtülü şekilde bağlantılı odakların bulunduğunu belirterek, bu tür eylemlerin asla kabul edilemeyeceğini vurguladı. Kurt, bayrağa yönelik saldırıları teşvik edenlerin ve arkalarındaki yapıların hukuk önünde mutlaka en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini ifade etti.
Edirnekapı Şehitliği’nde yükselen mesaj netti:
Türk bayrağına uzanan her el, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliğine uzanmıştır