|
Tweet |
Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda, yıl boyunca şiddet nedeniyle başvuru yapan 258 kadının verileri ayrıntılı başlıklar altında kamuoyuyla paylaşıldı.
Ali Emiri Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Kadın Politikaları Dairesi Başkanı Özden Gürbüz Sümer, Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (DİKASUM) yalnızca belediye için değil, bölge genelinde kadınlar açısından kritik bir danışma ve dayanışma merkezi olduğunu söyledi. Kayyum sürecinde merkezin işlevsizleştirildiğini hatırlatan Sümer, yeniden faaliyete geçirilmesinin ardından DİKASUM’un, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı şiddetin tüm türlerine karşı kadınların başvurabildiği, acil yönlendirme ve müdahalelerin yapıldığı bir merkez haline geldiğini ifade etti.
Sümer, raporda yer alan verilerin yalnızca istatistik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu çalışma, bugüne kadar yürütülen faaliyetlerin değerlendirilmesi ve bundan sonraki çalışmalar için kent adına önemli bir yol haritası sunuyor” dedi. Raporun, alanda çalışan sivil toplum örgütleri ve kamu kurumları için de yol gösterici olmasının hedeflendiğini belirtti.
393 başvuru yapıldı, 119’unun takibi sürüyor
DİKASUM, Sığınmaevi ve Alo Şiddet Hattı verileri esas alınarak hazırlanan rapora göre, 2025 yılı içinde toplam 393 başvuru alındı. Bunların 352’si DİKASUM’a, 41’i Alo Şiddet Hattı’na yapıldı. Başvuruların 274’ü sonuçlandırılırken, 119 başvurunun takibi sürüyor. Bu durumun, kadına yönelik şiddetin tek seferlik değil, uzun soluklu ve izleme gerektiren bir sorun olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.
En fazla talep ekonomik ve psikolojik destek
Raporda, başvuran kadınların 165’inin ekonomik, 123’ünün ise psikolojik destek talebinde bulunduğu kaydedildi. Ekonomik destek talebinin yüksekliği, kadın yoksulluğu ile şiddet arasındaki doğrudan ilişkiye işaret ederken; psikolojik destek başvuruları, şiddetin kadınların ruh sağlığı ve gündelik yaşamı üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.
Başvuru nedenlerine bakıldığında, 142 kadının ekonomik, 94 kadının psikolojik, 32 kadının fiziksel şiddet nedeniyle başvurduğu bildirildi. Cinsel ve dijital şiddet başvurularının görece düşük kalmasının ise toplumsal baskılar nedeniyle kadınların yaşadıklarını ifade etmekte zorlanmasından kaynaklanabileceği değerlendirildi.
30 kadının can güvenliği risk altında
Raporda, başvuru yapan kadınlardan 30’unun can güvenliğinin risk altında olduğu tespit edildi. Ayrıca 176 kadının bakım yükümlülüğünün bulunması, kadınların şiddetin yanı sıra çocuk, yaşlı ve hasta bakımı gibi çoklu sorumluluklarla karşı karşıya kaldığını ortaya koydu.
Kadınların 206’sının gelir getirici bir işte çalışmadığı, yalnızca 35’inin çalıştığı, 161 kadının ise herhangi bir ekonomik destekten yararlanmadığı bilgisi paylaşıldı. Bu verilerin, ekonomik bağımsızlığın önündeki engelleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görünür kıldığı vurgulandı.
Sığınmaevinde 258 kadın, 173 çocuk kaldı
2025 yılı boyunca DBB’ye bağlı sığınmaevinde 258 kadın ve 173 çocuk barındı. Kadınların 207’sinin şiddet öyküsü, 51’inin ise barınma ihtiyacı nedeniyle sığınmaevine başvurduğu belirtildi. En yoğun başvuruların 26–33 ve 18–25 yaş aralıklarında gerçekleştiği kaydedildi.
Sığınmaevinde kalan kadınların 167’sinin psikolojik, 132’sinin fiziksel, 41’inin ekonomik, 17’sinin cinsel ve 2’sinin dijital şiddete maruz kaldığı bildirildi.
Şiddetin yüzde 88’i aile içinde
Raporda, başvuruların büyük bölümünün aile içi şiddet kapsamında olduğu belirtilerek, şiddetin yüzde 88’inin özel alan olarak tanımlanan aile içinde gerçekleştiği ifade edildi. Bu durumun, kadına yönelik şiddetin kamusal politikalarla ele alınması gereken yapısal bir sorun olduğunu ortaya koyduğu vurgulandı.
Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı, raporun sonuç bölümünde; hak temelli, eşitlikçi ve kadın odaklı politikaların güçlendirilmesi, sığınmaevleri ve dayanışma merkezlerinin artırılması, kadınların ekonomik bağımsızlığını destekleyen programların yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Açıklamada, “Kadınların yaşam hakkı, güvenliği ve şiddetsiz bir yaşam kurma hakkı vazgeçilmezdir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede kadınları merkeze alan politikalarla sorumluluk almaya devam edeceğiz” denildi.