|
Tweet |
Yasin Güler - Diyarbakır’ın Eğil ilçesine bağlı TOKİ yerleşkesinde yaşanan tablo, kamu hizmetleri arasındaki kopukluğu bir kez daha gözler önüne seriyor. Devlet, milyonlarca lira harcayarak modern konutlar ve içinde camisi olan bir yaşam alanı inşa ediyor; ancak aradan bir yıl geçmesine rağmen o camide ezan okunamıyor, imam görevlendirilemiyor.
Bu durum, sadece bir “gecikme” değil; açıkça bir koordinasyon eksikliği ve ihmaldir.
Beton Var, Ezan Yok!
Yaklaşık 120 hanenin yaşadığı bir yerleşkede cami hazır, vatandaş hazır ama hizmet yok. İnsanlar Ramazan ayında bile ibadetlerini yerine getirmek için kilometrelerce yol gitmek zorunda bırakılıyor. Bu tabloyu açıklamak için “teslim alınmadı” gerekçesine sığınmak, vatandaşın aklıyla alay etmekten başka bir şey değildir.
Eğil İlçe Müftülüğü’nün bir yıldır bu soruna çözüm üretememesi, bürokrasinin vatandaşın en temel ihtiyacına bile ne kadar uzak kaldığını ortaya koyuyor.
Bu Bir İhmal Değil, Açık Bir Mağduriyet
Ortada teknik bir eksiklikten çok, idari bir boşluk var. Devletin bir kurumu binayı yapıyor, diğer kurum ise “resmi süreç tamamlanmadı” diyerek geri çekiliyor. Peki bu süreç uzarken mağdur olan kim? Elbette vatandaş.
Üstelik konu bir lüks değil; ibadet hakkı. İnsanların Ramazan ayında ezan duyamaması, camiye erişememesi kabul edilebilir bir durum değildir.
Çözüm Basit Ama İrade Yok
Geçici görevlendirme yapmak bu kadar mı zor? Bir imamın vekâleten atanması, bir müezzinin görevlendirilmesi bu kadar karmaşık bir mesele mi? Yoksa sorun çözüm üretmemekte mi?
Vatandaşın talebi net:
“Cami var, biz varız, Ramazan var… O halde neden hâlâ ezan yok?”
Artık Sorumluluk Alma Zamanı
Bu mesele daha fazla ötelenemez. Devletin yaptığı yatırımın anlam kazanması, ancak hizmetle mümkündür. Aksi halde ortaya çıkan şey, sadece “yarım bırakılmış bir iş” değil; doğrudan vatandaşın mağduriyetidir.
Yetkililer artık şu soruya cevap vermelidir:
Devlet binayı yaptıysa, o binada ibadet neden hâlâ yok?