|
Tweet |
CHP Genel Başkan Yardımcısı, Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde Diyarbakır’dan açıklamalarda bulundu. Tanrıkulu, depremin yarattığı ağır mağduriyetlerin aradan geçen üç yıla rağmen devam ettiğini belirterek, hem merkezi idareyi hem de yerel yönetimleri şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda eleştirdi.
6 Şubat depremlerinde resmî kayıtlara göre 53 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Tanrıkulu, Diyarbakır’ın da depremden doğrudan etkilenen iller arasında yer aldığını söyledi. Kentte 414 yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 912 yurttaşın yaralandığını belirten Tanrıkulu, 26 binanın yıkıldığını, 4 bin 612 binanın ağır hasar aldığını, 3 bin 428 binanın orta hasarlı, 46 binden fazla binanın ise az hasarlı olarak tespit edildiğini aktardı.
Açıklamasını, 89 yurttaşın yaşamını yitirdiği Diyar Galeri binasının bulunduğu alanda yapan Tanrıkulu, “Bu travmanın etkileri üç yıl geçmesine rağmen hâlâ sürüyor. Bu kolay atlatılabilecek bir acı değil” dedi.
Hükümetin konut yapımı ve yardımlara ilişkin açıklamalarını tamamen yok saymadıklarını vurgulayan Tanrıkulu, ancak Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunun bilindiğini ve 6 Şubat depremlerinin de bilim insanları tarafından yıllardır öngörüldüğünü ifade etti. “Depremi önleyemeyiz ama bu kadar büyük kayıpları önleyebilirdik. Dirençli kentler yaratılabilirdi, bu yapılmadı” diye konuştu.
Deprem vergilerine de değinen Tanrıkulu, 1999 Marmara Depremi sonrasında “geçici” denilerek çıkarılan ve daha sonra kalıcı hale getirilen deprem vergileriyle bugüne kadar 40 milyar dolardan fazla kaynak toplandığını söyledi. Bu kaynakların yasa gereği deprem risklerini azaltmak için kullanılması gerektiğini hatırlatan Tanrıkulu, “AKP’nin 23 yıllık iktidarı döneminde bu paralar amacına uygun kullanılmadı, başka kamu harcamalarına aktarıldı. Bu, açıkça görevi kötüye kullanmadır” ifadelerini kullandı.
AKP döneminde çıkarılan 8 imar affından yaklaşık 26 milyar dolar gelir elde edildiğini de hatırlatan Tanrıkulu, bu kaynakların da güvenli konutlar ve kentsel dönüşüm için kullanılmadığını savundu.
Diyarbakır özelinde ise hâlâ ciddi belirsizlikler olduğunu dile getiren Tanrıkulu, ağır ve orta hasarlı binaların akıbetine dair kamuoyuna net bir bilgi verilmediğini söyledi. Oğlaklı’da yapılan 16–17 bin konuttan yaklaşık 6 bin yurttaşın yararlandığını belirten Tanrıkulu, buna karşın özellikle Bağlar’daki üç mahallede binaların büyük bölümünün hasarlı olmasına rağmen bu alanlar için açıklanmış kapsamlı bir plan bulunmadığını ifade etti.
Yerinde dönüşüm ve kentsel dönüşüm için sağlanan 750 bin lira hibe ve 750 bin lira kredi desteğinin süresinin sona erdirilmesini de eleştiren Tanrıkulu, bu uygulamanın yeniden başlatılması gerektiğini söyledi.
Açıklamasının sonunda “önleyici bir devlet anlayışı” çağrısı yapan Tanrıkulu, bilimsel, şeffaf ve insan yaşamını esas alan bir kent planlamasının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini ve katılımcı, hesap verebilir bir yönetim anlayışının benimsenmesini isteyen Tanrıkulu, “Diyarbakır’ı, bölgemizi ve tüm Türkiye’yi dirençli hale getirmek için birlikte çalışmak zorundayız” dedi.