|
Tweet |
Gazze'de Ramazan, artık geleneksel kutlamalardan çok, ailelerin günlük olarak en temel yemeklerini sağlama sınavına dönüştü. Eskiden bolluk ve paylaşımın simgesi olan iftar sofraları, bugün yoksulluk ve belirsizliğin aynası haline geldi.
Aylardır süren işgal saldırıları ve ekonomik çöküş, sivillerin evlerini ve gelir kaynaklarını yok etti. Rafları eskiden alışverişle dolu olan pazarlar artık sadece geçici bir umut sunuyor. Aileler, günlük öğünleri için yardım kuruluşlarının dağıttığı gıda paketlerine muhtaç durumda.
Refah'tan Deyr el-Belah'a göç eden Ahmed Abu Jarbu, "Ramazan sofrası artık bir mutluluk alanı değil, günlük bir mücadele" diyor. "Sabahları ne yiyeceğimiz düşüncesiyle uyanıyoruz. Artık konuşmalarımız yemek çeşitleri üzerine değil, çocukları tok tutacak bir öğün bulma üzerine."
Gazze şehir merkezinde bir çadırda yaşayan Seham Muqaddad da benzer sıkıntıları anlatıyor. "Yardımlar olmadan iftarı sağlayamıyoruz. Saatlerce kuyrukta bekliyoruz, bazen yemek buluyoruz, bazen boş dönüyoruz." Çocuklarının Ramazan alışkanlıklarını sorması, yaşadıkları psikolojik baskıyı daha da artırıyor.
Ekonomik yıkım, bireysel yaşamı aşıp tüm sektörleri etkiledi. Binlerce küçük işletme yok edildi, gelir kaynakları durdu ve temel gıda fiyatları yükseldi. Artık çoğu aile, kısmen ya da tamamen insani yardımlara bağlı.
Evlerdeki sofralar aynı zamanda kayıpları da hatırlatıyor. Şehitler ve esirler nedeniyle boş kalan koltuklar, Ramazan ruhunun gölgesinde sessiz bir acı bırakıyor. Buna rağmen aileler, küçük detaylarla Ramazanın ruhunu korumaya çalışıyor; basit bir süs, iftarda yanan bir mum veya özenle hazırlanmış bir tabak, hayatla direnişin sembolü haline geliyor.
Gazze'de sofralar küçülmüş, çeşitler azalmış ve birçok kişi eksik… Ama akşam ezanı ile birlikte bir araya gelme çabası, ağır gerçekliğe karşı direnişin en anlamlı göstergesi olarak sürüyor.