diyarbakır escort
beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escortlar beylikdüzü escortlar beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort
Bugun...



KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ-17

HAZNEVÎ MEDRESESİ VE ÂLİMLERİ

facebook-paylas
Tarih: 10-03-2026 00:01

KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ-17

 

 

HAZNEVÎ MEDRESESİ

 

Nakşibendî/Halidî Tarikatının bir kolu olan Hazneviye, 1912 yılında Norşin’in Hazret lakaplı mürşidi Şeyh Muhammed Diyauddîn tarafından kendisine hilafet verilen Şeyh Ahmed Haznevî tarafından Hazne köyünde oluşmuştur ki bu köy Kamışlı’ya bağlı Tel Maruf mıntıkasında yer almaktadır. Şeyh Ahmed Haznevî irşad ve eğitim dairesini genişletmiş ve âlimlerin yetişmesi için bir medrese kurmuştur. Şeyh Ahmed Haznevî’nin 1950 yılında vefat etmesinin ardından yerine sırası ile oğulları Şeyh Masum Haznevî, (ö. 1958) Şeyh Alaeddin Haznevî (ö. 1969) ve Şeyh İzzeddin Haznevî (ö. 1992) geçmişlerdir. Daha sonra irşad ve ilim hizmetleri Şeyh Muhammed Haznevî (ö. 2005) ve Şeyh Muhammed Muta’ Haznevî (d. 1977) tarafından yürütülmeye başlanmıştır.

 

1949 yılına kadar Hazne’de süren irşad ve eğitim için daha sonra merkez olarak Tel Maruf beldesi tercih edilmiştir. Burada talebelerin okuyabileceği bir medrese ve misafirlerin ağırlanabileceği bir tekke inşa edilmiştir. Buradaki irşadî ve ilmî hizmetler 2005 yılına kadar sürdürmüş fakat bu yıl içerisinde vefat eden Şeyh Muhammed Haznevî’den sonra aile ve akrabalar arasında bazı problemler ortaya çıkmıştır. Şeyh Muhammed Muta’ Haznevî bu problemler neticesinde Tel Maruf’tan ayrılıp Haseki’ye yaklaşık 25 km. uzaklıkta bulunan Tel İrfan’a yerleşmiştir ki bu isim kendisi tarafından buraya verilmiştir. Şeyh Muhammed Muta’ Haznevî tarafından burada Tel-Maruf’un medrese, cami ve tekkesinden daha büyük birer medrese, cami ve tekke inşa edilmiş ve o günden itibaren Haznevîlerin ilim ve irşad merkezi Tel İrfan olmuştur. Bu medresede yılda bir defa farklı coğrafyalardan binlerce insanın katıldığı uluslararası çapta programlar tertip edilmiş ve bu toplantılara Vehbe Zuhayli, Mustafa el-Buğa gibi Suriye’nin saygın âlimleri başta olmak üzere dünyanın birçok faklı yerinden İslam âlimleri iştirak etmişlerdir.

 

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaşla beraber Şeyh Muhammed Muta’ Türkiye’ye gelmiş ve yerleşmiştir. Daha ziyade Adana’da kendilerine ait tekkede halkla buluşmalarını gerçekleştiren Şeyh Muhammed Muta’, birçok defa Türkiye’nin farklı vilayetlerinde bulunan tekke ve dergâhlarında da sevenleriyle bir araya gelmektedir. Kendisi Türkiye’de olmasına rağmen Suriye’de bulunan medreselerindeki ilmî faaliyeti koordine etmektedirler. IŞİD yıkıcı saldırılarından önce Tel İrfan Medresesi’nde yaklaşık 500 talebe ilim tahsil ediyordu. Medrese her yıl yüze yakın Kur’an-ı Kerim hafızı ve icazetname alan talebeyi mezun etmekteydi.

 

 Haznevîler Medresesi Modeli:  Kürdistan’ım öbür parçalarında olduğu gibi Rojava’daki medreseleri de iki kategoriye ayırmak mümkündür. Biri resmî medreseler; öbürü de eğitim dilinin Kürtçe olduğu fahrî Kürt medreseleri. Rojava’da Haznevîler Medresesi bu her iki kategorinin özelliklerine birden sahip olduğu ve bölgenin en meşhur medresesi olarak bilindiği için burada örnek olarak bu medrese üzerinde durmak istiyoruz.

 

Şeyh Ahmed Haznevî (ö. 1950) tarafından 1920 yılında Xezna/Hazne köyünde kurulan bu medrese eskiden resmî değildi. Eğitimin sabah saat 7’de başlayıp akşama kadar devam ettiği bu medrese daha sonra kendine mahsus eğitim öğretim yılı olan bir akademiye dönüştürüldü ve mezunları resmen Ezher Üniversitesi’ne kabul edildi.

 

Önce “Haznevî İslamî İlimler Akademisi “ adıyla anılan medrese, Tel Maruf’a nakledildikten sonra adı “Haznevî İslamî ve Arapça İlimler Akademisi” oldu. Şeyh Muhammed Haznevî’nin vefatından ve şeyhlik makamı oğlu Şeyh Muhammed Muta’a geçtikten sonra bu medrese-akademi Tel İrfan’a nakledildi.

 

Haznevî Medresesi’nin idaresi Şeyh Ahmed Haznevî’nin vefatından sonra oğlu Şeyh Muhammed Masum’a geçti. Bu zat da babasından 8 yıl sonra yani 1958 yılında vefat edince yerine oğlu Şeyh Muhammed Alaeddîn geçti. Onun da 1969 yılında vefat etmesi üzerine yerine oğlu Şeyh İzzeddîn geçti. Bu zat da Temmuz 1992 yılında vefat etti ve yerine torunu Şeyh Muhammed geçti. Bu şeyhin de 2005 yılında vefat etmesinden sonra yerine geçen oğlu Şeyh Muhammed Muta’ zamanında medrese Haseke’nin yaklaşık 25 kilometre kuzeybatısına düşen Tel İrfan’a nakledildi.

 

Başlangıç yıllarında medresenin 100 kadar olan talebe sayısı gittikçe artmaya başlamış ve Şeyh İzzeddîn zamanında 150’yi bulmuştur. Talebe sayısının zirve yaptığı dönem Şeyh İzeddîn’in oğlu Şeyh Muhammed zamanıdır ki onun zamanında bu medresenin talebe sayısı 2500’e yükselmiştir. Fakat Suriye’de ve bölgede baş gösteren siyasî ve ekonomik koşullar nedeniyle talebe sayısı gittikçe azalmaya başlamıştır.

 

Haznevî Medresesi’nde okuyan talebelerin konaklama, yiyecek ve giyim ihtiyaçları Haznevîler Ailesi tarafından karşılanırdı. Bu ihtiyaçlara cevap vermek üzere yapılan ve geliştirilen bu medresenin klasik yapısı her biri 18 metrekareden oluşan 10 odadan oluşurdu. Şeyh Muhammed Masum zamanında medresenin oda sayısı iki katına çıkarılmış ve etrafı bir duvar ile çevrilmiştir. Çamur ve kerpiçten yapılan medrese Şeyh İzzeddîn zamanında kırmızı tuğlalarla 3,5 dönümlük bir alanı kaplayacak şekilde geliştirilmiştir. Şeyh İzzeddîn’in oğlu Şeyh Muhammed zamanında odalara dörtgen bir şekil verilmiş ve talebelerin oturdukları odalar ile ders odaları birbirinden ayrılarak ders odalarının sayısı 80’e çıkarılmıştır. Tel Maruf’ta henüz ayakta olan bu medrese IŞİD tarafından büyük zarar görmüştür.

 

Medresenin “Akademi”ye dönüştürülüp Vakıflar Müdürlüğü’ne bağlandığı modern yapısına gelince: Bazalt taşından yapılan medrese 12 salondan meydana gelmektedir. Her salonun uzunluğu 9 metre, eni 6 metredir. Medresenin bitişiğinde talebelerin kaldığı 35 oda bulunmaktadır. Her birinde 10 talebenin kaldığı odalar 24 metrekareliktir.     

 

Diğer Kürt medreselerinde olduğu gibi bu medresede de eğitim şu aşamalar çerçevesinde yapılırdı.

 

1)Yüz yüze Ders: Talebenin hocadan yüz yüze aldığı derse denir.

2)Müzakere: Talebenin hocadan aldığı dersi arkadaş(lar)ı ile tekrar etmesine denir.

3)Mütalaa: Talebenin bir gün sonra okuyacağı dersi kendi kendine çalışmasıdır.

4)Ezber: Talebenin okuduğu dersin metnini ezberlemesidir.

 

Tarikat olarak Nakşibendî/Halidî, mezhep olarak da Şafî olan Haznevîler Ailesi’nin bu medresesine Türkiye, Suriye, Irak, Lübnan ve hatta Avrupa’dan gelen talebeler burada 5-6 yıl eğitim gördükten sonra bugünkü diploma mesabesinde olan “icazetname” alırlar.     

 

2. HAZNEVÎ MEDRESESİ’NDE İZ BIRAKAN ÂLİMLER

 

2. 1. Şeyh Ahmed Haznevî (ö. 1950)

 

Türkiye’den Suriye’ye göç eden bir aileden gelen Şeyh Ahmed’in babası Molla Murad Efendi olup Mardin’in İdil (Hezex) ilçesine bağlı Baniha köyündendir. Annesi ise Seyyid Osman’ın kızı Amine’dir. Qamişlo’ya bağlı Hazne köyünde doğduğu için Haznevî lakabıyla anılmaktadır.

 

Şeyh Ahmed, Kürtçe yaptığı bir sohbetinde şöyle demiştir: “Bizim aile Reşikanlı Ali adlı Kürt ailesinden gelmektedir. Reşik Kürtçede siyah anlamına gelir. Ailemizin bilinen en eski atası olan Ali çok esmer olduğu için ‘Eliyê Reşik (Siyah Ali) olarak tanınmıştır. Ailemiz Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan’ın soyundan geldiği söyleniyorsa da bu konuda elimizde bir belge yoktur”.

 

Medrese tahsilinden sonra tasavvufa ilgi duyan Şeyh Ahmed bu bağlamda Norşin’e gidip Şeyh Abdurrahman Taxî’nin oğlu olan ve Hazret lakabıyla anılan Şeyh Muhammed Diyauddîn’in ders ve sohbetlerine devam edip ona intisap etmiştir. On beş yıl boyunca bazen yaya bazen de binekli olarak Norşin’e gidip şeyhini ziyaret eden Şeyh Ahmed, Hazret’ten hilafet almıştır.

 

Suriye’de Fransız mandasına karşı bağımsızlık mücadelesi verilirken Fransızlar Şeyh Ahmed’i kendi yanlarına çekip onun nüfuzundan yararlanmak istediler. Bu bağlamda Şeyh’i çağıran bir Fransız komutan ile Şeyh arasında şu diyalog geçer:

 

Komutan: Seni çağırmamın nedeni bizimle savaşan Suriye vatanseverlerine karşı bize destek vermenizdir. Eğer bize destek verirseniz ne isterseniz size veririz.

Şeyh Ahmed: Dini inançlarım sizi Müslüman kardeşlerime karşı desteklememe engeldir.

 

Komutan: Öyleyse sana daha önce verilen Haseviye köyünü geri alırız.

Şeyh Ahmed: Siz bilirsiniz, köyü geri alsanız da sizi desteklemem.

 

Şeyh’in kararlılığını gören Fransızlar onu önce Tel Marûf’un güneyine sürgün ederler. Ancak Fransızlar burada kısa süre içinde gelişen halkın teveccühü ve oluşan kalabalıktan endişelenince Şeyh Ahmed’i oradan Deyrezûr’a sürerler. Aynı teveccüh ve kalabalık burada da oluşunca Fransızlar çaresiz kalıp ona memleketine dönme izni verirler.

 

Şeyh Ahmed, Tel Marûf’ta eğitim ve irşat hizmetleri ile meşgul iken Irak rejimi Şengal Bölgesi’ndeki Êizdîleri yok etmek için bölgeye bombardıman uçakları göndermişti. Bu bombardımandan kaçan Êzidîlerin aşağı yukarı hepsi Tel Marûf’a gidip Şeyh Ahmed’e iltica ederler. Şeyh Ahmed müritlerine verdiği talimatta şunları söylemiştir: “Bu Êzidîlere sahip çıkıp iyilikte bulunun ve memleketlerine dönünceye kadar maddi ihtiyaçlarını karşılayın!” Şeyh’in bu talimatı aynen yerine getirilir ve Êzidîlere sahip çıkılır.

 

Şeyh Ahmed uzun bir ilim ve irşad hizmetlerinden sonra 1950 yılında 63 yaşındayken Tel Marûf’ta vefat etmiş ve orada defnedilmiştir. Geride 13 halife bırakmıştır ki bu halifeler şunlardır:

 

1) Şeyh İbrahim Gresuver

2) Şeyh Ahmed el-Huseynî

3) Şeyh Cüneyd Motkî

4) Şeyh Muhammed Mela Reşîd

5) Şeyh Salih Kermî

6) Seyyid Musa Bêcirmanî

7) Şeyh Muhammed Abdullatif Aynkafî

8) Şeyh Huseyn Kınıkî

9) Seyyid Abdukhakim Bilvanisî

10) Şeyh Abdurrezzak Halîlî

11) Şeyh Muhammed Maşûk Norşînî

12) Şeyh Muhammed Masum Xeznewî

13) Şeyh Sıddık Subaşî Tatvanî

 

Eserleri

Şeyh Ahmed Haznevî’nin bizzat yazmış olduğu herhangi bir eseri yoktur. Fakat vefatının ardından, özelde ve genelde yapmış olduğu sohbetleri ve mektupları derlenip kitap şeklinde yayımlanmıştır.

 

Mektûbat: Şeyh Ahmed Haznevî’nin farklı kesimden insanlara göndermiş olduğu nasihat ağırlıklı mektupları bir araya getirilerek Mektubat adında bir eser ortaya çıkmıştır. Şeyh Ahmed Haznevî'nin talebelerine ve sevdiklerine yazdığı 150 kadar bu mektuplar onun vefatından sonra oğlu Şeyh İzzeddin Haznevî tarafından toplanmıştır. Bu eser ilk önce Nusaybin müftülüğünü de yapmış olan Hasip Seven tarafından tercüme edilerek hocası Şeyh Muhammed Diyauddîn Norşinî’nin mektuplarıyla birlikte Mektubat adıyla 1982 yılında İstanbul’da Seriyye Kitapevi tarafından basılmıştır. Bildiğimiz kadarıyla son baskısı 2006 yılında İstanbul’da “Mekûbât-ı Şah-ı Hazne” adıyla yapılmış ve Dr. A. Selahaddin Kınacı tarafından yayımlanmış ve “Sadeleştirilmiş ve Düzeltilmiş Yeni Baskı” notu düşülerek Sey-Tac Yayınları arasında çıkmıştır.

 

Şeyh Ahmed Haznevî nasihat ağırlıklı sohbetlerini Kürtçe yapmıştır. Oğulları Şeyh Alaeddin, Şeyh İzzeddin ve halifesi Molla Abdullatif Amude bunları Arapçaya çevirmiş ve hattı düzgün olan Molla Ramazan Berzancî’ye yazdırmışlardır.

 

Not PROF DR KADRİ YILDIRM KÜRT MEDRESELERİ VE ÂLİMLERİ KİTABINDADA  ALINMIŞ.




Bu haber 167 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EĞİTİM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI